27 Mayıs 2012 Pazar
Bu sitede şu an itibariyle 53.222 metin bulunmaktadır.

'Her Şey' Hakkında Her Şey


<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>

Ahmet Haşim

 

 1885 Bağdat - 4 Haziran 1933 İstanbul

Türk şiirinde sembolizmin temsilcisi ve Fecr-i Âti

akımının önde gelen şairlerindendir. Galatasaray

Lisesi’ni bitirdikten sonra memurluk ve öğretmenlik

yaptı. Aruzla yazdığı aşk ve doğa şiirlerinde yarattığı

müziksel ahenk kendinden sonra gelen kuşağı etkiledi.

Fıkra, sohbet ve gezi türünde yazılar da yazdı.

 

ŞİİR KİTAPLARI

Göl Saatleri (1921), Piyâle (1926),

Bütün Şiirleri (Asım Bezirci ve İnci Enginün tarafından kitaplaştırıldı.)

 

 

 

O BELDE

Denizlerden

Esen bu ince havâ saçlarınla eğlensin.

Bilsen

Melâl-i hasret ü gurbetle ufk-ı şâma bakan

Bu gözlerinle, bu hüznünle sen ne dilbersin!

Ne sen,

Ne ben,

Ne de hüsnünde toplanan bu mesâ,

Ne de âlâm-ı fikre bir mersâ

Olan bu mâi deniz

Melâli anlamayan nesle âşinâ değiliz.

Sana yalnız bir ince tâze kadın

Bana yalnızca eski bir budala

Diyen bugünkü beşer,

Bu sefîl iştihâ, bu kirli nazar,

Bulamaz sende, bende bir ma'nâ,

Ne bu akşamda bir gam-ı nermîn

Ne de durgun denizde bir muğber

Lerze-î istitâr ü istiğnâ.

 

Sen ve ben

Ve  deniz

Ve bu akşamki lerzesiz, sessiz

Topluyor bû-yi rûhunu gûyâ,

Uzak

Ve mâî gölgeli bir beldeden cüdâ kalarak

Bu nefy ü hicre müebbed bu yerde mahkûmuz...

 

O belde?

Durur menâtık-ı dûşîze-yi tahayyülde;

Mâi bir akşam

Eder üstünde dâimâ ârâm;

Eteklerinde deniz

Döker ervâha bir sükûn-ı menâm.

Kadınlar orda güzel, ince, sâf, leylîdir,

Hepsinin gözlerinde hüznün var

Hepsi hemşiredir veyâhud yâr;

Dilde tenvîm-i ıstırâbı bilir

Dudaklarındaki giryende bûseler, yâhud,

O gözlerindeki nîlî sükût-ı istifhâm.

Onların rûhu şâm-ı muğberden

Mütekâsif menekşelerdir ki

Mütemâdî sükûn u samtı arar;

Şu'le-î bî-ziyâ-yı hüzn-i kamer

Mültecî sanki sâde ellerine

O kadar nâ-tüvân ki, âh, onlar,

Onların hüzn-i lâl ü müştereki,

Sonra dalgın mesâ, o hasta deniz

Hepsi benzer o yerde birbirine...

 

O belde

Hangi bir kıt'a-yı muhayyelde?

Hangi bir nehr-i dûr ile mahdûd?

Bir yalan yer midir veyâ mevcûd,

Fakat bulunmayacak bir melâz-ı hulyâ mı?

Bilmem... Yalnız

Bildiğim sen ve ben ve mâî deniz

Ve bu akşam ki eyliyor tehzîz

Bende evtâr-ı hüzn ü ilhâmı.

 

Uzak

Ve mâî gölgeli bir beldeden cüdâ kalarak

Bu nefy ü hicre, müebbed bu yerde mahkûmuz.

(Göl Saatleri)

 

MERDİVEN

Ağır ağır çıkacaksın bu merdivenlerden

Eteklerinde güneş rengi bir yığın yaprak

Ve bir zaman bakacaksın semâya ağlayarak...

 

Sular sarardı... yüzün perde perde solmakta

Kızıl havâları seyret ki akşam olmakta...

 

Eğilmiş arza, kanar, muttasıl kanar güller

Durur alev gibi dallarda kanlı bülbüller

Sular mı yandı? Neden tunca benziyor mermer?

 

Bir lisân-ı hafîdir ki rûha dolmakta

Kızıl havâları seyret ki akşam olmakta...

(Piyâle)

 

BİR GÜNÜN SONUNDA ARZU

Yorgun gözümün halkalarında

Güller gibi fecr oldu nümâyân,

Güller gibi... sonsuz, iri güller

Güller ki kamıştan daha nâlân,

Gün doğdu yazık arkalarında!

 

Altın kulelerden yine kuşlar

Tekrarını ömrün eder ilân.

Kuşlar mıdır onlar ki her akşam

Âlemlerimizden sefer eyler?

 

Akşam, yine akşam, yine akşam,

Bir sırma kemerdir suya baksam

Akşam, yine akşam, yine akşam,

Göllerde bu dem bir kamış olsam!

                                                           (Piyâle)

 

KARANFİL

Yârin dudağından getirilmiş

Bir katre âlevdir bu karanfil,

Rûhum acısından bunu bildi!

 

Düştükçe, vurulmuş gibi, yer yer,

Kızgın kokusundan kelebekler,

Gönlüm ona pervâne kesildi...

                                   (Piyâle)

 

BİR YAZ GECESİ HÂTIRASI

İşveyle, fısıltıyla, gülüşle,

Olmuş şeb-i sevdâ yine bî-hâb

Oklar gibi saplanmada kalbe,

Düştükçe semâdan yere meh-tâb...

 

Bûseyle kilitlenmiş ağızlar

Gözler neler eyler, neler işrâb;

Uçmakta bu âteşli havâda

Vuslat demi bir kuş gibi bî-tâb...

 

(Piyâle)

 

 

YARI YOL

Nasıl istersen öyle dinle, bakın:

Dalların zirvesindeyiz ancak,

Yarı yoldan ziyâde yerden uzak,

Yarı yoldan ziyâde mâha yakın.

(Piyâle)

 

 

SÜVÂRî

Şu bakır zirvelerin ardından

Bir süvârî geliyor kan rengi.

Başlıyor şimdi melûl akşamda

Son ışıklarla bulutlar cengi!

 

Bir bakır tasta alev şimdi havuz,

Suya saplandı kızıl mızraklar.

Açılıp kıvrılarak göklerde

Uçuyor parçalanan bayraklar!

(Bütün Şiirleri)

 

SÜVÂRî

Şu bakır zirvelerin ardından

Bir süvârî geliyor kan rengi.

Başlıyor şimdi melûl akşamda

Son ışıklarla bulutlar cengi!

 

Bir bakır tasta alev şimdi havuz,

Suya saplandı kızıl mızraklar.

Açılıp kıvrılarak göklerde

Uçuyor parçalanan bayraklar!

(Bütün Şiirleri)

 

BÜLBÜL

Bir gamlı hazânın seherinde

Isrâra ne hâcet yine bülbül?

Bil, kalbimizin bahçelerinde

Cân verdi senin söylediğin gül!

 

Savrulmada gül şimdi havâda,

Gün doğmadan bir başka ziyâda...

(Piyâle)

 

MUKADDİME

Karaosmanzâde Câvide Hayri Hanımefendi'ye

 

Zannetme ki güldür, ne de lâle

Âteş doludur, tutma yanarsın

Karşında şu gülgûn piyâle...

 

İçmişti Fuzuli bu alevden,

Düşmüştü bu iksir ile Mecnûn

Şi'rin sana anlattığı hâle...

 

Yanmakta bu sâgardan içenler,

Doldurmuş onunçün şeb-i aşkı

Baştanbaşa efgân ile nâle..

 

Âteş doludur, tutma yanarsın

Karşında şu gülgûn piyâle!..

(Göl Saatleri)

 

GECE

Titreyen ellerimle penceremi

Açtım âfaak-ı leyle karşı... Yine

Gecenin gölgeden menâzırına

İmtizâc eylemiş nücûm u bahâr...

 

Sihr-i eb'âd içinde şimdi gümüş

Bir sehâb andıran miyâh uyumuş...

Kalb-i şeydâ-yı leyl olan rüzgâr

Esiyor gölgelerde velvele-kâr...

 

Âh o bir aşk-ı bî-tenâhi mi

Geceden, tûde-i menâzırdan

Yükselen ra'şe-i humâr ü buhâr?

 

Sanki hulyâ-yi vasla müstağrak

Şebi bir ıtr-ı hisle doldurarak

Dolaşan, titreşen kadınlardı...

 

Sanki bir savt-ı gâib ü mühtez

"Kalbe bir aşk-ı bî-vefâ yetmez

"Seviniz, muttasıl sevin!" derdi.

 

                              (Bütün Şiirleri)

 

 

TAHATTUR

Bir Acem bahçesi, bir seccâde,

Dolduran havzı ateşten bâde...

Ne kadar gamlı bu akşam vakti...

Bakışın benzemiyor mu’tade.

 

Gök yeşil, yer sarı, mercân dallar,

Dalmış üstündeki kuşlar yâda;

Bize bir zevk-i tahattur kaldı

Bu sönen, gölgelenen dünyâda!

 

(Bütün Şiirleri)

 

 

AĞAÇ

Gün bitti. Ağaçta neş’e söndü.

Dallar âteş oldu. Kuş da yâkut,

Yaprakla kuşun parıltısından

Havzın suyu erguvâna döndü.

 

(Bütün Şiirleri)

 

 

HAVUZ

Akşam yine toplandı derinde...

 

Cânân gülüyor eski yerinde

Cânân ki gündüzleri gelmez

Akşam görünür havz üzerinde,

 

Meh-tâb kemer tâze belinde

Üstünde semâ gizli bir örtü

Yıldızlar onun güldür elinde...

(Piyâle)

 

 

PARILTI

Âteş gibi bir nehr akıyordu

Rûhumla o rûhun arasından,

Bahsetti, derinden ona hâlim

Aşkın bu unulmaz yarasından.

 

Vurdukça bu nehrin ona aksi

Kaçtım o bakıştan, o dudaktan,

Baktım ona, sessizce uzaktan

Vurdukça bu aşkın ona aksi...

                                   (Piyâle)

 

ORMAN

Su değil, mevsimin havâsı akan

Duyduğun yaprağın, dalın sesidir,

Suda yıldızların parıltısıdır

Bu karanlıkta ba’zı ba’zı çakan...

  (Piyâle)

 

BATAN AYIN KENARINA

SATIRLAR

Bir vurulmuş ilâhı andırıyor

Suda teskîn-i zahm eden bu kamer,

Nısf-ı leylin miyâh-ı dûrunda

Yıkanır, dinlenir, durur ve güler...

 

Eli ba’zan “sükût”u ürkütüyor

Ki miyâh illerinde hâbîde,

Ediyor bâ’zı kuşları da’vet,

Ah, o kuşlar ki şimdi bî-hareket

Suların âteşinde sallanıyor...

 

Zuhalî bir cidâlin âsârı:

Gizli bir kavs-i bî-tenâhîden

Oklar indikçe -aks-i âlem-i dûr-

O muzî cüsse-i ilâhîden

Suya bir hûn-ı âteşîn akıyor...

                               (Göl Saatleri)

<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>


© 1996 - 2012 BOYUT YAYIN GRUBU
Koza Plaza A26 Tekstilkent 34235 Esenler, İstanbul   Telefon: +90 212 413 33 33 (pbx) | Faks: +90 212 413 33 34

info@boyut.com.tr

YASAL UYARI !

Bu sayfada yer alan bütün yazı, fotoğraf, resim, ilüstrasyon ve benzer diğer içerik özgündür ve Boyut Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. mülkiyetindedir. Kısmen veya tamamen hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet, Intranet, DVD, Video vs) izinsiz kullanılamaz.İktibas edilemez. Tüm içerik, gerçekleşebilecek telif hakkı ihlallerine karşı elektronik sistemlerce sürekli olarak kontrol edilmekte, tespit edilen ihlaller herhangi bir uyarıya gerek duyulmaksızın yasal işleme tabi tutulmaktadır.


4851 - unknown - 38.107.179.238