27 Mayıs 2012 Pazar
Bu sitede şu an itibariyle 53.222 metin bulunmaktadır.

'Her Şey' Hakkında Her Şey


<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>

Arif Damar

 

 23 Temmuz 1925 Çanakkale

İstanbul Erkek Lisesi’ndeki öğrenimini yarıda bıraktı. Atatürk Orman Çiftliği’nde memurluk yaptı.

Çeşitli işlerde çalıştı. Ant dergisindeki şiirleriyle tanındı. 1960’tan sonra Yön, Papirüs, Türk Solu,

Türkiye Yazıları, Milliyet-Sanat dergilerinde yazdı. 1969’da kurduğu “Yeryüzü Kitabevi”ni yönetti.

İstanbul Erkek Lisesi’ndeki öğrenimini yarıda bıraktı. Atatürk Orman Çiftliği’nde memurluk yaptı.

Çeşitli işlerde çalıştı. Ant dergisindeki şiirleriyle tanındı. 1960’tan sonra Yön, Papirüs, Türk Solu,

Türkiye Yazıları, Milliyet-Sanat dergilerinde yazdı. 1969’da kurduğu “Yeryüzü Kitabevi”ni yönetti.

 

ŞİİR KİTAPLARI

Günden Güne (1956), İstanbul Bulutu (1958), Kedi Aklı (1959),

Saat Sekizi Geç Vurdu (1962), Alıcı Kuş (1966), Seslerin Ayak Sesleri (1975),

Alıcı Kuşu Kardeşliğin (Toplu şiirler, 1975), Ölüm Yok ki (1980),

Ay Ayakta Değildi (1984), Acı Ertelenirken (Seçme Şiirler, 1985),

Günden Güne (1986), Yoksulduk Dünyayı Sevdik (1988), Onarırken Kendini (1992),

Eski Yağmurları Dinliyordum (Seçmeler, 1995)

ALICI KUŞ

Vurur düşlerine ozanın

Güneş kızgınlığından birkaç ağustos

Birkaç ağaç

Yüksek ormanlar kuytusundan

 

Kardeşliğin alıcı kuşu

Kalkar konar

 

Köylü

Biçer ayrık otlarını ayırır başaklardan

Kalkar konar

Kardeşliğin alıcı kuşu

 

İşçi

Tutar ucundan en acar biçimlerin

 

Sürer

Bin başıboş atı bin cehennemi birden

Kardeşliğin alıcı kuşu

Kalkar konar

 

Duran el

Gitmeyen ayak

Bir göz ki

Arkasında bir ölü gözü

Bir ses ki

Arkasında bir ölü sesi

Döner durur

Kardeşliğin alıcı kuşu

 

Kalkar konar

Bir açık yürekten bir ötekine

Bir bugüne bir yarına

Alıcı kuşu kardeşliğin.

                                          (Alıcı Kuş)

 

BOZCAADA / TENEDOS’TAN

       I

O cânım su

Akacak orda

Uzun bir yıl

Uzakta

Akacak orda

O kimsesiz

Ah o yoksul Ayazma’da

 

Bir uzun yol

Bitmeden

Tükenmeden

Akacak mı dersiniz

Serin

    Soğuk

         Buz

 

Orda

Ah o ıssız Ayazma’da

 

Martılar iner

Kargalar savrulur belki

 

Şimdi açık

Aydınlık

Kız bileklerinden ince

Kız parmaklarından dökülüyor sanki

 

Bakın

Çınarların çatısı günlük güneşlik

Duru gök baygın

Mavi ipek gömleği yepyeni

Dayayıp kumsala dirseğini

Yaslanıyor yaz ikindisine

Bulut çakılı

Kanat kımıldamıyor

Yaprak bile

Esen yel çatının dallarında

Adımını atmıyor yere

 

Su

İşte su

Akıyor su

Her şey akıyor suda

Akıp gidiyor zaman

Erişilmez yuvaları kuşların

“Duruyor yerli yerinde”

 

Uzun bir yıl

Uzakta

Orda

O kimsesiz

Ah o yoksul Ayazma’da

Martılar iner

Kargalar savrulurken

Kız parmaklarından dökülen

O cânım su

Bitmeden tükenmeden

Akacak mı dersiniz

Duracak mı yerli yerinde

Erişilmez yuvaları kuşların

 

Orda

Ah o ıssız Ayazma’da

Martılar iner

Kargalar savrulurken

 

           II

Karanlığa kaldık

Dönüşümüz

Akşamı buldu

 

Işığı yaktım o

Evimiz dedi

Güzel değilmiş o kadar

Gitti pencereyi açtı

Bakındı

Besbelli yoktular

 

 

Başka gökyüzü gördüm ben

Bir derginin

Solgun yapraklarında

Bir çiçeğin kuru yapraklarında

Bakışının

Düşen yapraklarında

Bir başka

 

Çın çın bir gökyüzü gördüm ben

Gözlerini yere indirirken

 

Birlikte bırakmıştır orda

Ah orda

Yıldızları çılgın Bozcaada

Tenedos’ta

 

Ta nerelere geldi

Martılar peşimizden

 

 

BENİ UNUT

Açık pencereden sesleniyor,

ağacın yapraklarına söyletiyor:

"Beni unut!"

 

Oturduğu evin balkonundan,

bulutlara haber salmış olacak,

ne dedikleri işitilmiyor ama, anlıyorum:

"Beni unut!"

 

Damların üstünden geliyor bu ses,

tramvaylar, otobüsler getiriyor,

denizden motorlar getiriyor.

 

Bazen dalıyorum, insan hali,

bir karanlık içinde gözleri

ıslak, siyah konuşuyor:

"Beni unut!"

 

O gece yan yana yürüyorduk,

hiçbir şey konuşmuyorduk,

fakat sesi, durmadan kulağımda çınlıyordu:

"Beni unut!"

 

Bu trene de ne oluyor bilmem

yolunda doğru dürüst yürüse olmaz,

Yenikapı'dan her geçişinde

avazı çıktığı kadar bağırıyor:

"Beni unut!.." "Beni unut!.."

 

Anladım, herkes ondan yana

rıhtımdaki vapur, kilise çanları,

radyoda şarkı, sokak satıcıları,

caddeler, bulvarlar onu tutuyor.

Olmayacak bir zamanda sesleniyor:

"Beni unut!.."

                                                              (Günden Güne)

 

 

SAAT SEKİZİ GEÇ VURDU

Kime ne desem

Boyuna kendimi dinliyordum eski yağmurları dinliyordum

 

Düşünmeden biliyordum deniz ılıdı

Dökülen çelik katı

Yürüyenler yanyana

 

Yüzümü güneşte dinlendirsem

Dağın dağ olduğunu bilsem ovanın ova ağacın ağaç

Kurtulurdum

 

Çok köprülü sular gibi git git bitmedi

Boyuna kendimi dinliyordum eski yağmurları dinliyordum

 

Saat sekizi geç vurdu

Giden gitmiş hüznü ayaklandırmak boşuna

Düşünmeden biliyordum

                                               (Saat Sekizi Geç Vurdu)

 

SESLERİN AYAK SESİ

Kırlangıçlar dönecek yakında

Açılacak onurlu kapıları

Haziran sabahlarının

Ağırdan

 

Yer gök deniz nasıl bak

Birbirine karışacak

Çiçekler başı çekecek hey Nice

Sonra çocuklar

Balonlar uçurtmalar bulutlar ellerinde

Ardından

Beyazlar kırmızılar kayıklar

Haydiii

Yeşilde mavilikte

 

Ayak sesleri var başka işiteceksin

Bizlerin ayak sesinden

Toprağın var suların var ağaçların var

Günlerin gecelerin

Sözlerin biçimlerin ayak sesleri

Ayak sesleri elele

Ayak sesleri kıyamet gibi

Işığın ayak sesi

Gölgenin ayak sesi

Seslerin ayak sesi

 

Çocuğum ilk ağızda bunları belle

                                                           (Seslerin Ayak Sesleri)

 

KIYIDA

Kargalar sabah

Sabah

Martılarla kanat

Kanada

Uçuşurken biri

Kımıltısız suda gölgesini

               Görür görmez

Bir ağaç dalı sandı

Kondu

          Konacaktı

 

Üç martı

     Geçip gitti

Gölgeleri de gitti

Saydım

     Biri eksikti

Üç değil

     İki

 

Bir yerlerde

     Bir şeye

Takılmış

     Kalmıştır diye

Tam seslenecekken

Döndüler hemen

 

Fır dolanıyor

İnip

İnip

Kalkıyorlar şimdi

Ağ çekilirken

Teknenin çevresinde

            (Yoksulduk Dünyayı Sevdik)

 

 

GECE

Gece seni birdenbire hatırladım.

 

Nasıl bakarsa sürüye dağdan bir canavar,

pencereden dışarıya öyle baktım.

 

Dışarda seni benden ayıran hayat,

dışarda, lodosa çevirmiş hava,

eriyor günlerdir yağan kar.

 

Bir görülmez düşmanın üzerine yürümek,

ve düşüp ölmek sonra,

     birkaç adım atarak...

                                               (Günden Güne)

 

 

YAPRAK

Annem yaşlanırken

Büyürdüm ben de

 

Kahvesini çekerdim eldeğirmeninde

İpliğini

İğnesine geçirirdim

Saat

Kaç sularında

Söylerdim

Gözlüğünü bulurdum

Koyduğu yerde

Su küpünü

Suyla doldururdum

Öperdim ellerinden

 

Teyzelerime gördüm böyle işleri

Annemin dargın

Yaprağıydım ben

                        (Yoksulduk Dünyayı Sevdik)

<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>


© 1996 - 2012 BOYUT YAYIN GRUBU
Koza Plaza A26 Tekstilkent 34235 Esenler, İstanbul   Telefon: +90 212 413 33 33 (pbx) | Faks: +90 212 413 33 34

info@boyut.com.tr

YASAL UYARI !

Bu sayfada yer alan bütün yazı, fotoğraf, resim, ilüstrasyon ve benzer diğer içerik özgündür ve Boyut Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. mülkiyetindedir. Kısmen veya tamamen hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet, Intranet, DVD, Video vs) izinsiz kullanılamaz.İktibas edilemez. Tüm içerik, gerçekleşebilecek telif hakkı ihlallerine karşı elektronik sistemlerce sürekli olarak kontrol edilmekte, tespit edilen ihlaller herhangi bir uyarıya gerek duyulmaksızın yasal işleme tabi tutulmaktadır.


4878 - unknown - 38.107.179.240