Ahmet
Necdet
1933 İnegöl / Bursa
İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Coğrafya
Bölümü’nü bitirdi.
Çeşitli kentlerde öğretmenlik yaptı. Ege Üniversitesi’nde
beşerî ve
iktisadî coğrafya profesörü oldu. Ege ve Bursa
üniversitelerinde
öğretim üyeliği yaptı. Dünyaca ünlü pek çok şairin
eserlerini
dilimize kazandırdı. Antolojiler, oyun ve şiir
çevirileriyle adını
duyurdu. İstanbul ve Varlık dergileri yanı sıra pek çok
dergide
şiir ve yazıları yayımlandı.
ŞİİR KİTAPLARI
Uzuneşek (1977), Ne Çok Enkaz (1988), Sana Bunca
Yangından (1991),
İnegöl Hey İnegöl (1992), Gün Yüzleri (1992), Kün (1994),
Ay Kasidesi (1995),
Zümrüt Longa (1998), Bir Can Yongasıdır Aşk (Bütün
şiirleri, 1998)
SANA BUNCA YANGINDAN
geceler kör ve sağır/ses vermeyen bir kuyu
haklı kılar uykuyu ve uyuşturucuyu
ağzındır çiçek açan erguvan gökte
yeşertir bir aşkı ve küçücük bambuyu
ankâ’ya işmar eder zümrüt ve yâkut
çıldırtmak için serkeş bir kuyumcuyu
bu yüzden kana boyar aklının saçağında
tüneyen tahta kuşlar bütün ortadoğu’yu
ne kadar içsen de kandırmaz artık seni
yaranı azdıran o bengisuyu
yürek bir mermi gibi sürülür yalnızlığa
mutlandırırsın tetiği ve namluyu
sendin ve büyüten de hep sen olacaksın
göğsünde akrep diye sakladığın korkuyu
ahmet necdet ne kaldı sana bunca yangından
kendine dert ettin de aşk denen kuruntuyu
HEP SORULUR
hep sorulur: nereden geldin / nesin
kimse bilmez: hangi cehennemdesin
yolun eskisi de bir yenisi de
nereye gidersen git aynı yerdesin
(Kün)
KESTANBULİN
Yazın Odunluk İskelesi’nde
Bir kadın: Kestanbol Sitesi’nde
Büyük kentliymiş / tedirgin biri
Gül buduyor gül değmemiş elleri
Aşkı hiç yaşamamış / ayrılığı da
Denizi yoğaltıyor bir başına
Burda ne kan / ne kin / ne de irin
Quercus aegilops / defne / zeytin
Arınıp her türlü pastan / kirden
İçecek şiir denen zehirden
Kıyıya vurmuş duvaksız gelin
Kıyı senin ah güzel Kestanbulin
GÖKTEN ŞİİR DÖKÜLÜR
Cahit Atay’a
yürek yorgun düşerse söyle gün neye döner
gündüzlerle tükenir / elbet geceye döner
bir bellek olur ışır çorum’dan alaybey’e
narkoz esrarı sürer / diazem meye döner
çokluk sürçen zamandır bir çifte kaburgada
ürperir sultan gelin / aşk bilmeceye döner
hüzne kapı açsa da dostluklar birer birer
pusudaki her kurşun bir konfetiye döner
tenhâ bir bahçedesin ki orda ahmet necdet
gökten şiir dökülür / söz düşünceye döner
(Kün)
KÖRFEZ
karabatak karşı çıksa da yine
ayın şavkı vurur izmir körfezi’ne
salınır bir imbatla sessiz sakin
tahta kasa / balık leşi / sintine
(Kün)
ŞİİR VE FLÜT
şiirin bir ucunda salkımsöğüt
öbür ucunda gökyüzü ve bulut
bulutun bir ucunda rüzgârgülü
öbür ucunda gül devşiren umut
umudun bir ucunda sonrasızlık
öbür ucunda tekinsiz paslı kilit
kilidin bir ucunda sen olmayan sen
öbür ucunda bencil kalem-kâğıt
kâğıdın bir ucunda “ah min-el aşk”
öbür ucunda ahmet necdet ve flüt
(Kün)