27 Mayıs 2012 Pazar
Bu sitede şu an itibariyle 53.222 metin bulunmaktadır.

'Her Şey' Hakkında Her Şey


<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>

Ahmet Oktay

 

21 Ocak 1933 Ankara

Lise öğrenimini yarıda bıraktı. Ankara’da memurluk, gazetecilik yaptı. TRT’de çalıştı. İstanbul Radyosu’nda görev aldı.

Deneme, şiir ve eleştirileri; Beraber, Kaynak, Mavi, Yazko Edebiyat, Yeditepe, Papirüs ve Argos gibi dergilerde yayımlandı.

Şiirleri yanı sıra deneme, eleştiri ve oyunları ile toplumcu anlayışın en önemli kalemlerinden biri oldu.

 

ŞİİR KİTAPLARI

Gölgeleri Kullanmak (1963), Her Yüz Bir Öykü Yazar (1964),

Dr. Kaligari’nin Dönüşü (1966), Sürgün (1979), Sürdürülen Bir Şarkının Tarihi (1981),

Kara Bir Zamana Alınlık (1983), Yol Üstündeki Semender (1987),

Ağıtlar ve Övgüler (1991), Bir Sanrı İçin Gece Müziği (1993), Toplu Şiirler (1995),

Gözüm Seğirdi Vakitten (1996), Söz Acıda Sınandı (1996), Az Kaldı Kışa (1996)

 

BENGİ İZ

Bir kahkahayla silkindim

dalıp gittiğim mektuptan;

yaşam hep böyle uyarır bizi,

katıksız neşeye dönüşür

altunî bir sesle

en derin kederler;

mutlu bir düşteymiş gibi

zamanın dibinden gülümser,

artık yanaklarından öpemeyeceğimiz

sevgili yüzler.

 

Budur odaya süzülen mehtabın,

kurumuş eski çeşmenin

açıklayıp durduğu bilgelik ve giz

 

Sevinç de olgunlaştırır kalbi

acı ve ayrılık gibi;

süzülüp dibe çökeldikçe anılar

anlarız ki

çürüme ve tohum süreçtirler.

 

Yine de yetmez zaman

gecenin ve kitapların söylediğini çözmeye,

kaç kent, kaç aşk terkedilmiştir;

sinmiştir ölümler

satırlara bir koku gibi;

hep bir şeyler kalmıştır geride

asla unutmak istemediğimiz

 

Yüzyıllar içre konuşur farklı Yazılar,

solar, yıpranır meşin ve parşömen

bellekte kalır o bengi iz.

(Gözüm Seğirdi Vakitten)

 

 

ACI

 

 

Usandım taş basması günler yaşamaktan

yalnızlığımı büyütüyorum korkunç

yani bağırmak sana sulardan.

 

Her gün yeniden ölmek

elinden karanlık adamların

yalanla, ekmekle, silahla.

 

Üstümüze bakarken çağlar

her çocuk başı okşadığımız

suçlu bizmişiz gibi

büyüyor avcumuzda.

 

Gözlerinde bile

deniz dibi gözlerinde ölüler

askerler ve gemiciler halinde.

 

İhtiyar yüreği toprağın

buğdayı, elma’sı

korkuda.

Suskunluğum, utancım büyük

sıkıntım kara.

Gel dağıt mavini

kör kuyular uykuma.

 

 

BİR PORTRE İÇİN TASLAK

Gece bir geyik bahçesidir bazan

ürkek, korkulu, nefes nefese,

çünki hep birileri gelecektir

hep birilerine gidilecektir

düşlerin ve şarapların üstüne.

İşte düş de, şarap da bozgunda,

tatsızdır camın önündeki deniz

süzülen martılardan ne çıkar?

Geldiler gürültüleriyle

beşli, onlu bir cansıkıntısı.

 

Hiç kıpırdamaz, hiç anlamaz

çünki biz demek ben değiliz

kuşun nasıl uçtuğunu bilmeyiz

bir yeşilin ne olduğunu da.

Bir geceye mi çıkıldı? Onlar da var

yürekleri ve elleri nasırlı,

kimseler bir şey anlatmıyor

çiçeğe, suya, göğe ait

nasılsa bir aradalar.

 

Saatler ölümle bitişik ama bilinmez

işte gidiyorlar mı? Gitsinler

bardak ve sokak onun olur böylece.

Bozulmuş estamp bir gökyüzüydü

bazı adamlarla daralan.

Böylece kalkar engel

bir duyudur oturduğu yerde artık

çocuklarla çocuk olan.

Çıkarır salar mavi kuşları

kendi göğüne kendindeki ormandan.

 

Demek gittiler. İyi öyleyse

duyabilir saatlerle ölümü,

isterse eşkıya bir aşkla süsler

bazan da acılarla onu.

 

İskelede bir vapur vardır, o güzel

iki kişi yeter dünyayı anlamaya,

birinin ağlamasıdır herkesin ağlaması

tutar yüzünü elleriyle siler.

 

Ne olur geyikleri bahçede bırakın

ne anlatabilir çoklar çoklara?

İşte bir cam parçası, bir çakıl

hadi gidip biraz yalnız kalın.

Elbette kavgamız yine kavga

elbette aşkımız yine aşk.

Bakın, konyaklar içiliyor

hüzünden yapılıyor denizler

ama hadi, yalnız kalın.

 

Bir çocuk mu ağlıyor? Duydu

çünki bütün çocuklar ondan geçer

kırık oyuncakları, kirli yüzleriyle

Kamburunu çıkartır, usulca yürür

en iyi böyle duyulur gece.

Gece çoğaltılmış bir umudur

sessiz vapurlarla, kısık ışıklarla,

adamlar bir şey arar içkilerden

kadınlar bekler yünleri ve hüzünleriyle.

 

O da bir kadındır sıkıntılar yapan

renkli kâğıtlar ve elişleriyle.

Elbette büyütür bir gökyüzünü

el sallar gece otobüslerine,

bir gazete alır, bir cümle yazar

çünki herkes korkar yalnızlıktan

ve her yerde bir intihar vardır.

 

Kendiyle yenilir her hüzün

bırakın geyikleri bahçesinde,

birlikte söyleyelim teklerden koro

“her yerdeki intiharları durduralım

 her biçimdeki intiharları durduralım”

 

Ama hadi, yalnız kalın.

 

 

GEÇ SAAT

Yorgundu. Düş görürken

–ölmüş müydü ölüyor muydu?

fidana dokunduğu an açıvermişti gonca–

elinden düştü kitap

kalem de

 

şuydu altını çizdiği cümle:

Kierkegaard’tan,

“Üzüntüm, kâl’amdır benim”

(Gözüm Seğirdi Vakitten)

 

 

 

TUHAF DUYGU

Dolaşıyorum ne zamandır

kalbimde bir gül kesiği;

 

ıslak bir tülbent koy göğsüme

emsin büyüyen o siyah lekeyi;

 

çoktan döndüm gittiğim gurbetlerden

yine de

içimde kanayan bir sılanın sesi.

(Gözüm Seğirdi Vakitten)

 

 

 

ANNELER GÜNÜYMÜŞ

Pancurları dövdü tüm gece yağmur,

şafakla açtım: dupduruydu gök.

Çektim içime güllerin kokusunu,

çoktan kesilmişti karşı koruluk

yine de bekledim bülbül sesini.

 

Kim bildi ki sözlerin imlemini?

Gözaltında olduğumuz koğuşta,

Son firarda da enselenen Mansur

şöyle demişti sıtma nöbetinde:

“nerde benim eski neftî kaputum?”

 

Unutmam, Haziran’dan gün almıştık,

ürkmüştüm güllerin curnatasından:

sözleşmiştim okuldaşım Mehmet’le;

sancır yüreğim hâlâ, tutuklanmış

bana “Cemiyetin Asılları”nı

verdiktan az sonra Gençlik Parkı’nda.

 

Bugün “Anneler Günü”ymüş. Yıl olmuş

şuramda pıhtılaşan yara. Bir gül

aldım, zifirî çingene kızından;

savurdum komşu köşkün terk edilmiş

bahçesine. “Yeşert” dedim her yeri.

 

 

 

ANI

Yazdı gözlerimi yumduğumda, öğle sonrası;

dayımdı dutu silkeleyen, çarşafın dört ucunda

dört kadın; herhalde komşu kızları;

dedem de su çekiyordu kuyudan,

Hamidiye’nin güvertesindeydi sanki,

oysa abdest alacaktı birazdan.

 

Ah! Sonsuz biçimler veren bize

Bellek ve Zaman.

(Gözüm Seğirdi Vakitten)

<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>


© 1996 - 2012 BOYUT YAYIN GRUBU
Koza Plaza A26 Tekstilkent 34235 Esenler, İstanbul   Telefon: +90 212 413 33 33 (pbx) | Faks: +90 212 413 33 34

info@boyut.com.tr

YASAL UYARI !

Bu sayfada yer alan bütün yazı, fotoğraf, resim, ilüstrasyon ve benzer diğer içerik özgündür ve Boyut Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. mülkiyetindedir. Kısmen veya tamamen hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet, Intranet, DVD, Video vs) izinsiz kullanılamaz.İktibas edilemez. Tüm içerik, gerçekleşebilecek telif hakkı ihlallerine karşı elektronik sistemlerce sürekli olarak kontrol edilmekte, tespit edilen ihlaller herhangi bir uyarıya gerek duyulmaksızın yasal işleme tabi tutulmaktadır.


5129 - unknown - 38.107.179.239