Ali
Püsküllüoğlu
1935 Kadirli / Adana
Liseden sonra çeşitli işlerde çalıştı. Türk Dil
Kurumu’nda uzmanlık yaptı. Bir ara
Ulus gazetesinde sanat-edebiyat sayfasını yönetti. Pek
çok dergi ve gazetede
redaktörlük, düzeltmenlik, genel yayın yönetmenliği, radyo
için metin yazarlığı
yaptı. Aylık Yusufçuk dergisini çıkarttı. Araştırma,
çocuk kitabı ve sözlük alanında
pek çok çalışması yayımlandı.
ŞİİR KİTAPLARI
Pembe Beyaz (1955), Aydınlık İçinde (1956), Karanfilli
Saksı (1958),
Uzun Atlar Denizi (1962), Sırtımızda Kızgın Güneş (1965),
Unutma Onları (1976),
Çocuklara Şakacı Şiirler (1977), Yaz ve Yağmur (1978),
Nasrettin Hoca (1980),
Gül, Sevgili Yurdum (1984), Bektaşi (1987), Eskidikçe
(1992), Babadat (Toplu şiirler, 1998)
KOŞAN ZAMAN
Önemsiz demeyin.
Hafiften esen bir yel bile
Önemsiz değil.
Zaman yaklaşsa da
Unutmam sizi, çünkü bir düşte
Sonsuz bir anımsayıştır yaşamak.
Ah, elbet yaşamak! Yaşamak!
Bunu derken, o an
Suya iniyor bir suna
Aşktır, çoğalıyor yeryüzünde.
Bir tay gibi koşuyor zaman.
Yaşanıyor işte.
ESKİDİKÇE
Güneşi karşılıyoruz mutlu çığlıklarla öperek,
Dağı, ovayı
Yüzyılların uykusunu
Otu, börtü böceği,
Bir kanat vuruşta uçan kartalı,
Ağır akan ırmağı,
Ağzında dünyayı taşıyan leyleği,
Korkunç bir yalnızlık duyan karacayı.
Yaşamak süsler eklemektir sonsuz gerçeğe
Derin bir soluk almak gibi
Pencereden dışarı bakmak gibi gökyüzüne,
Bir kırlangıç uçmak gibi
Kök salmak gibi toprağa;
Ölümse, açılan bir eski zaman sandığı.
Zaman diyorsun, bir çingene gibi karşıma çıkıyorsun o zaman,
O zaman zaman kaçıyor;
Kim tutabilir şimdiyi dünü eskiyi
Ölümlerden ölüm beğeni
Kırk katırı kırk satırı?
Saçında güller, karanfiller, dünyanın en güzel kırları,
Saçında gelincikler, sabah çiyi ve tarlakuşları
Çizmeli kedi
Yedi derya geçen şahzade
En güzel sırma tel
Sabahın yedisi ve ıssız göl
Ve güneşin hiçbir şeyi
Güvercinlerin çığlığı!
Yüz çocuk ırmağa koşuyor
Bin çocuk daha
Ve yanıyor ayakları kumlarda
Tozda ve küllerde ve saçında.
Anılar eskidikçe, insan yaşlandıkça
Kavağın gölgesi suya düştükçe
Rüzgârın sesi ve sis, odaya dolar
Ve dağlar uzakta çok uzakta
Şimdi, şu sabah gibi güzel oldukça
Kırıldıkça kırağı.
Uçuşunu görmek güvercinlerin gökte
Beni bir çocukluk anısı gibi duygulandırıyor;
Gömüyor güneşi akşam ezanı köyde.
Yalnız sular mı uykuya varacak dağlar kayalar mı şimdi?
İşte çam çıraları da bitti
Haydi sen de var uykuya:
Çöksün üstüne gecenin karanlığı!
ARKADAŞ
Arkadaş, iyi bir günü
Sakla kötü günlere
İyi bir dostu da öyle
Güleç bir yüzü de sakla
Sakla yiğitliği korkaklığı sevgiyi
Kini sakın saklama
Ağaç dik, sula çiçekleri
Çocukları görünce gülsün gözlerinin içi
Üç günlük dünya
De, bağışla herkesi
Söz götüreni, söz getireni
Kalleşi hayını sakın bağışlama
Arkadaş, ezberle ya da yaz bir yana
Otogarlarda, istasyonlarda
Ayrılık sözlerini
Hastanelerde, mapusanelerde
Söylenen türküleri
Ezberle ve sakın unutma
(Gül, Sevgili Yurdum)
GÜNÜN HERHANGİ BİR SAATİ
Bir yıldız, bir karanlık
düştü şavkı suya.
Çok değil burda artık
(ülkem için) gözyaşı
azıcık, birkaç damla.
İşte bir gün daha bitti
çocuğun gözleri doldu.
Kuyunun suyu çekildi,
gidip geliyor (gölgem)
her zaman hiçbir zaman arasında.
Nerde haziranlar nerde temmuzlar
açan her gül?
Bir düş gibi solar
(saati yürür) çünkü,
inceden, acıyla.
Çekilmiş olsam da bir köşeye
gözlerimi yummuyorum
hiçbir şeye,
(hayır, diyorum) hayır
yüz kez, bin kez ve daha.
Yok olmaz, biliyorum
söylenmemiş bir söz bile.
Gün ışığı mı yitecek
gece karanlığı mı (diyorum)
bilinmez ama.
Bir yıldız, bir karanlık
işte bir gün daha bitti,
çok kalmadı sabaha.
Saati yürüyor günün
her zamanla hiçbir zaman arasında.