Abdülkadir
Bulut
1943 Anamur - 8 Ağustos 1985 Anamur
Akşehir İlköğretmen Okulu’nu bitirdiktan sonra Anamur,
Kırıkhan ve
İstanbul’da öğretmenlik yaptı. Şiir ve eleştirileri Elif,
Yeditepe, Soyut,
Varlık, Türk Dili, Dost gibi dergilerde yayımlandı. Milliyet
Sanat dergisinin
açtığı 1974’ün En Başarılı Genç Şairi yarışmasında ödül
aldı. Anamur’da
geçirdiği bir trafik kazasında öldü.
ŞİİR KİTAPLARI
Sen Tek Başına Değilsin (1976), Acılar Yurdumdur (1981),
Yakımlar (1982),
Gözyaşları da Çiçek Açar (1983), Sen Tek Başına Değilsin
II (1984),
Yurdumun Şiir Defteri (1985), Ülkemin Şiir Atlası (Bütün
şiirleri, 1986)
GÖRÜŞMECİLER
Sudan örülmüşe benziyorlar
Yaklaşıp dokunsam usulcana
Akacaklar şiirlerin içine
Bir yaprak gibi kaldırarak
Bütün sözcükleri
Çekinmeden ve kendini sıkmadan
Birer taş bıraksam ayrı ayrı
Her birinin alnının ortasına
Biliyorum ki yüzyılda ancak iner
Her birinin dibine
Ne ile doludur diyemiyorum ağızları
Oturup konuşsak şöyle biz bize
Fırtına olup çıkacak sözcükler
Gündüzleri dağlara doğru esen
Geceleri dağlardan denize
İçerde olan biri her daim
Gömleğinin düğmelerini iliklerken
Onu yıkayıp ütüleyen elleri
Ve kurutulduğu balkonu düşünür
Yaşlansa da gözleri
Yollarına da ısındılar oraların
Manavlarına, kahvelerine, bakkallarına
Görüş günlerine, bekleme yerlerine
Ama bir türlü alışamadılar
Ayrılış saatlerine
KAÇAK
konuşmadığım ülkeme belliyiz onlara yorulmadan
en büyük sorumlusuyuz bir uzun kartalın
ve yangınların belki de bir sabahın
anlamını kullanıyoruz ölü at başlarına
yani yeni bir duyguda sürgünler bozgunlar
geçerler gecelerimizden unutulmuşa uyan
ıslaklığında yitirilmiş erdemlere ne denli
hep sularında süreli bir ceylân
kırık akşamları çarşılıyoruz ala mora
bozuk otlarında eski bir bunaltının
dudakları saygılıyoruz bunca dudaklardan
ellerimiz bir zencinin unutulmuşluğu çağına
eskisel şehirleri ve anmalardan
BİR UZUN KUZGUN
bir bozuk ikindidir kuzgunum
antikacı yüzleriyle surlarımda
göğsüme cumhuriyetler bulur bazen
dedemin bile hiç görmediği
yıkık bir gölgeyle kararsız
daha çok intiharlanır
ya da çoğalır soluğumla
büyüterek gözlerini ve avını
istemler o uzun dönüşünü
belki de denizini sevmekten
tanımlar yıkıntılarını
saygılanır o benim korkularıma
ıslak bir tayın uzun başıyla
imgeler hep unutulan yasalarını
van gogh’un eylüllerinde
ilkkez bir cumartesi yüzü
benim güney kentlerimi ansıtan
ellerimle
(Sen Tek Başına Değilsin)
İKİNDİ ATLARI
ve bir kral ölüsünün aklığı
sana benzerdi denizleriyle
unutmadan fenike’li çocuğunu
güzellerdi günü birlik evine
onlar ikindi atları gecemden
sunulanır erkenci dudakları
uzak sularında bekliyenlerin
ağıtıdır çekip-gitmesi süremde
koşarlardı soluğuma tanımsız
soğuk otlarında bir nice otun
hep yorulmuş olmadan belki de
çok belli eski bir ağırlamama
AV ÜLKESİ
1- bir kaçak öldürüm
yorgun atlar soluyordu akşamda
ürküterek bir nice beyazlığı
ve değiştirmeden korkularını
hiç benzemediler birbirlerine
al üstünde bir morda durdular
maraş bilinmiyordu çünkü
çünkü maraş yoktu önceleri
ve o atların dudakları
bir güney denizine uzanıyordu
bakarken hep ölü bir sansara
hiç durmadan
yani bir nisanı güzellediler
uzun başlarıyla bir yerde
belki de ilk kez savaşlarsız
döndüler soğuk yerlerine haritaların
o bunaltılardan çok sonra
ağıtlarına bir kılıç bularak
hem o güzlerin anıtlarında
onlar bir kaçak öldürümdü
vurunca yüzlerine ürpertileri
sığınaklar buldular öykülerinden
salt bir gök durağına inen