Ahmet
Özer
19 Ocak 1946 Maçka
Trabzon Fatih Eğitim Enstitüsü’nü bitirdi. Türkçe ve
Edebiyat öğretmeni olarak görev yaptı. Şiirleri
Yansıma, Güney, Doğrultu, Somut, Sesimiz,
Hakimiyet Sanat, Dönemeç, Türkiye Yazıları,
Varlık ve Kıyı dergilerinde yayımlandı. Çeşitli
ödüller kazandı.
ŞİİR KİTAPLARI
Ayrı Beraberlikler (1981), Günle Dokunan (1984),
Gecenin Kanayan Yerinden (1987), Söyle Yüzüm Tanığımsın
(1990),
Aşklar Yedeğinde Ömrümüzün (1993),
Aşkın Taç Yaprağı (1996)
GECENİN KANAYAN YERİNDEN
gece yarısı bir el dokunuyor soluğuma
bir aşkın kan damlası karışıyor yağmura
kitaplardan yüreğime dolan gelincikler
güneşli papatyaları seyreyleyen turnalar
bir yelkenli açılıyor alnımın çatına.
sizlerin gençliğini taşıdım kanımda
ey güzel çocuklar sesime ses katanlar
şimdi renklerle savruluyorum ardınızdan
adlarınızı unutmadım/yüzünüz silinmiyor aklımdan.
sevincim bir çığlık gibi savruluyor dünyaya
kelebek kanatları/kuş sesleri dökülüyor gömleğime
bir nehir akıyordu gecenin sessizliğine
bütün güneşler kayıp gitmişti ellerimden
her ölüm bir şiiri büyütüyordu dilimde.
çok şey anlatıyordu gecenin yüzü
yağmurlu bir kasım karanlığını geçerek
korkuyu yenen bir aşkın seveniydim
bir gül yaprağıydım rüzgârda.
güzelliğiniz kazılıyor gençliğin mavi ufkuna
yarama tuz basarak geçiyorum günleri
bir ses yankılansa yüreğimi örseleyen
bir fotoğraf dökülse yüzünde solgun çiçekler
göğsümden havalanır martı sürüleri.
şimdi karlar yağar yüzüne dünyanın
istasyonların uykuyu yitirmiş derinliğine
şafakla yırtılan gecenin kanayan bir yerine.
(Gecenin Kanayan Yerinden)
KANAMA
insanın yabanıl yanı kanıyor her gece
bir saatin sesiyle akarak düşlerimize
göçüp giden kuşlarla
bir yolun sorduğu soruları çoğaltarak.
alıp başımı gitsem
taşlara sorsam / ağaç gövdelerine / yıldızlara
çocukların meraklı yüzlerine
kaldırımlarda ayak seslerimi duyan kitaplara
birden
bir tarçın tadı
yanar
dilimde
sesi kanar denizin
dizelerim
yeşerir
geçtiğim kentlerde yankılanan.
göğsümde bir sızıdır şiir
nerede ne zaman çığlık oldu
bilmedim
yüzümle çakıştığında yaşadıklarım
bir suyun önü açıldı / gördüm.
hangi gün nerede
nasıl tutuştu yaşadıklarımız
bir sorudur hep yanıtı bulunmayan
koynunda salındığımız yıllar
yazıya dökülen sözlerimiz.
alıp götürse bir tren / yolculuklara
gökyüzü
ve yıldızlara tanık gençliğime
elvererek
tarihin alnında bir karanfil tüter
bir yangın dökülür
güneşle yıkanan dilimden.
SEVGİN SENİN
gül bahçelerinden geçen yağmur
saçlarını dağıttı günlerime
yüzün şiir ülkem oldu/kuş sevinçleri
yüreğin
sevgini serptim geçtiğim denizlere.
bir sabah alıp gittin sevincimizi
şarkımız yarım kaldı aysız gecelerde
anılar yürüdü günlerimize
elverdik rüzgâra seni taşıyan.
şimdi geçtiğim her sokakta yangınlar
uçsuz bucaksız acıları damıtıyor
yüzünü kapıyor şiir dizelere sığınarak.
kendine yenildiğin bir akşam
ellerin yitti karanlıklarda
yazdıkların tutanağıydı hayatın.
(Gecenin Kanayan Yerinden)