25 Ekim 2014 Cumartesi
Bu sitede şu an itibariyle 53.222 metin bulunmaktadır.

'Her Şey' Hakkında Her Şey


<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>

Bedri Rahmi Eyüboğlu

 

 1913 Görele - 21 Eylül 1975 İstanbul

Akademi'yi bitirdikten sonra Paris'e gitti. Dönüşünde Akademi'ye

hoca oldu ve ölümüne değin ders verdi. Resimlerinde ve şiirlerinde

halk sanatının zengin motiflerini kullandı. Tablolar, gravürler, büyük

boyutlu duvar resimleri, seramik panolar yaptı. Şiirlerinde türkülerden

yararlanan bir anlatımla insan sevgisini dile getirdi.

ŞİİR KİTAPLARI

Yaradana Mektuplar (1941), Karadut (1948), Tuz (1952), Üçü Birden (1953),

Dördü Birden (1956), Karadut 69 (1969), Dol Karabakır Dol (1974).

Bütün şiirleri Bilgi Yayınevince basıldı.

 

SİTEM

Önde zeytin ağaçları arkasında yâr

Sene 1946

Mevsim

Sonbahar

Önde zeytin ağaçları neyleyim neyleyim

                                 Dalları neyleyim.

Yâr yoluna dökülmedik dilleri neyleyim.

                      Yâr yâr

Seni kara saplı bıçak gibi sineme sapladılar

Değirmen misali döner başım

Sevda değil bu bir hışım

Gel gör beni darmadağın.

Tel tel çözülüp kalmışım.

                      Yâr yâr

Canımın çekirdeğinde diken

Gözümün bebeğinde sitem var.

 

                                            (Karadut)

 

 

KARADUT

Karadutum, çatal karam, çingenem

Nar tanem, nur tanem, bir tanem

Ağaç isem dalımsın salkım saçak

Petek isem balımsın ağulum

Günahımsın, vebâlimsin.

 

Dili mercan, dizi mercan, dişi mercan

Yoluna bir can koyduğum

Gökte ararken yerde bulduğum

Karadutum, çatal karam, çingenem

Daha nem olacaktın bir tanem

Gülen ayvam, ağlayan narımsın

Kadınım, kısrağım, karımsın.

                                               (Karadut)

 

DURULSANA

Dalları bastı kiraz

Yolları kesti kiraz

Durulsana deli gönül

                Durulsana.

 

Etin ne budun ne

Üstüste çekilmiş fotoğraflara döndün zorun ne.

 

Çırpına çırpına akıp gidersin

Elbet bu gidişten bir gün bıkarsın

Kirimi pasımı yuyup yıkarsın

Eller kurumadan,

Kollar çürümeden

Durulsana deli gönül durulsana.

                                     (Karadut)

 

SARHOŞUM

Sarhoşum çok şükür dilediğim gibi

Bir ben yok artık benden içeri

Onunla göz göze diz dizeyiz

Sarhoşum, sarhoşum, sarhoş

Çok şükür biz bizeyiz.

 

Sarhoşum

Caddenin göbeğine oturmuşum

Aklıma eserse sırt üstü yatabilirim

Nâra atabilirim

Kem gözler umurumda değil

Ben kendi gözlerimden kurtulmuşum.

 

Sarhoşum, sarhoşum, sarhoş

Doğrudur

Bırakın bağırayım avazım çıktığı kadar

Görüp göreceğim rahmet budur.

                                                     (Karadut)

 

 

İSTİDA

Yarab!. İnsanoğullarından çektiğim yeter

Gökyüzünden benim hisseme düşeni ver

Altına dilediğim gibi ömrümü sereyim

Mendil kadar olsun tarlamı ayır

Beni doyuracak ağacı göster.

 

Rabbim!.. İnsanoğullarından çektiğim yeter

Yalnız senin ellerin gezinsin ömrümde

Beni yalnız sen mahkûm eyle sen azat

Ve yalnız sen canımı iste benden ki

Nereye saklayacağımı şaşırmadan vereyim.

(Yaradana Mektuplar)

 

İKİNCİ MEKTUP

Kusura bakma idare etmez.

Bir avuç toprak nemize yetmez.

 

Sen, istediğin kadar bize cennetini methet.

Göklerine zümrüt döşe ve hurilerle tefriş et.

Sen gel benim canımı al, sonra da cennete ilet

Sen onu cinlere vâdet, cansız neme lâzım cennet

Sen bana canımı terket, kara toprak bin bereket.

 

Pazarlık etmek istiyorum.

Hiç olmazsa, son nefeste, eğil kulağıma söyle

Sırrını ver, canımı al. Sırrını ver, canım helâl!

Söylemezsen haram olsun yirmi tırnağım yakanda

Bunu hatırlatıp dursun!

                        Ne hikmettir:

Benimle başlayan dünya benimle bitmez.

Benimle geldi bu kervan, benimle gitmez.

Benim için açtı bu güller,

Oylum oylum, katmer katmer;

Her biri bir cennet değen

Yedi veren karanfiller.

Bunları hep birer birer,

Elimden alıverdiler;

Sonra okuyup üfleyip

Toprağa salıverdiler.

 

                            Bu ne mene iştir ki:

Yarap! Niçin bu dünyaya diri gelinir,

Acep, niçin cennetine diri girilmez?

Elimde büyüyen ömrüm kapar giderler.

Kapar bir çıkmaza sapar giderler.

Bu ömür kaskatı geriliverir

Kapının önüne seriliverir.

Elinle boynuma taktığın ömür;

En güzel hediyen, geri verilir.

(Yaradana Mektuplar)

 

BİR ŞAHİT ARANIYOR

           Yaşadım!

Erik ağaçları şahidimdir

Yıldızlar şahidimdir.

 

            Yaşadım!

Avuçlarımın gücü yettiği kadar

Dağları, kadınları, meyveleri

 

             Yaşadım!

İncirin dallarına yürüyen süt

Yonca tarlasından gelen nefes

Horozun ibiğinden damlayan kan

Yollar ve sevgili türküler şâhidimdir.

 

(Yaradana Mektuplar)

 

YALNIZ

Yalnızlığın kadarsın

Yalnızlığın mis kokmalı

Yalnızlık dediğin büyük bir zindan

Dünyanın en kalabalık zindanı

        Dinden imandan çıkarır

Ama öyle bir adam ederki insanı

(Dol Karabakır)

 

KORKMA

Dün sabah işe giderken

             ölümü gördüm

                          ölümü

 

Ansızın kesti yolumu

Usulca tuttu kolumu

                    korkma

                         dedi

(Dol Karabakır Dol)

 

YAŞAMAK

Kimi eskidiği için yaşar

Kimi yaşadıkça eskir

Ne tohumda keramet

Ne toprakta

Ne başakta

Marifet yaşamakta.

                        (Bütün Eserleri)

 

BİKALEM

Sen bana boş ver, erik ağacı

Çiçeğini açmaya bak.

 

                                   (Bütün Eserleri)

 

HELE BİR BAŞLASIN

Hele bir başlasın ılık yaz yağmurları, içimdeki çocuk!

Hele bir kanatlansın ufuklar,

Hele bir içini çeksin orman,

Hele bir kere güneşler yansın,

Kertenkeleler üşümesin,

Hele bir kere toprak kansın,

Mevsim demlensin,

Hele bir ballansın böğürtlen dikenleri!

Gelincikler bedava,

Gökler sahipsiz

Bahçeler zilzurna...

Hele bir başlasın ılık yaz yağmurları, içimdeki çocuk!

Dudaklarında kalın kabuklu bir portakal kokusu,

Tabanlarında, kınalı keklikleri bol dağların rüzgârı karıncalansın...

Hele bir kere dallarda sallansın

İri kalçaları şeftalilerin;

Hele bir duyulsun uzaktan

Yaylı çıngırakları

Yıldızlar seslensin,

Hele bir armut ağacı temmuzu yüklensin,

Hele bir kerrecik daha yalınayak yere  değsin içimdeki çocuk...

 

(Yaradana Mektuplar)

 

ÇAKIL

Seni düşünürken

Bir çakıl taşı ısınır içimde

Bir kuş gelir yüreğimin ucuna konar

Bir gelincik açılır ansızın

Bir gelincik sinsi sinsi kanar

 

Seni düşünürken

Bir erik ağacı tepeden tırnağa donanır

Deliler gibi dönmeğe başlar

Döndükçe yumak yumak çözülür

Çözüldükçe ufalır küçülür

Çekirdeği henüz süt bağlamış

Masmavi bir erik kesilir ağzımda

Dokundukça yanar dudaklarım

 

Seni düşünürken

Bir çakıltaşı ısınır içimde.

(Bütün Şiirleri)

 

GİTTİ GİDECEK

Sevmek

Güzel meslek

Ama zor

Can dayanıyor

Dayanmasına

Ama yürek

Gitti gidecek

(Bütün Şiirleri)

<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>


© 1996 - 2014 BOYUT YAYIN GRUBU
Koza Plaza A26 Tekstilkent 34235 Esenler, İstanbul   Telefon: +90 212 413 33 33 (pbx) | Faks: +90 212 413 33 34

info@boyut.com.tr

YASAL UYARI !

Bu sayfada yer alan bütün yazı, fotoğraf, resim, ilüstrasyon ve benzer diğer içerik özgündür ve Boyut Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. mülkiyetindedir. Kısmen veya tamamen hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet, Intranet, DVD, Video vs) izinsiz kullanılamaz.İktibas edilemez. Tüm içerik, gerçekleşebilecek telif hakkı ihlallerine karşı elektronik sistemlerce sürekli olarak kontrol edilmekte, tespit edilen ihlaller herhangi bir uyarıya gerek duyulmaksızın yasal işleme tabi tutulmaktadır.


4831 - unknown - 54.237.235.12