Birhan
Keskin
1963 Kırklareli
İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi
Sosyoloji Bölümü’nü Bitirdi. İlk şiirleri
1984’te Yeryüzü Konukları dergisinde
yayımlandı. Daha sonra Şiir Atı, Yedi
İklim, Fanatik, Düşler gibi dergilerde yazdı.
ŞİİR KİTAPLARI
Delilirikler (1991), Cinayet Kışı + İki Mektup (1996)
KAYBOLANLAR İÇİN
YANIP DURMA AYİNİ
Necat’a gülümseyerek
Ey ölümden ve hayattan olma çocuk
Suna’yı ve denizi bildin
Şimdi bir başka soru bul kendine
bir yakamoz neden durup durup bir dubayı kovalar
gibi örneğin,
Ölümden ve hayattan çok bahsettik
suskun, ağızsız, sözsüz
ilahi bir koronun gülümsemesini istiyorum ben
yerli yersiz
hem neden küçük bir gülümseme için
büyük espriler gerekli bize
ve neden cinnet beşinci kattayken yakalar insanı
ve bu mermer insanlar nasıl olur da
romatizmadan bahsederler?
Ey ölümden ve hayattan olma çocuk
hüt hüt kuşunu ve gözyaşını bildin
peki, niçin bir new york bulur kendine
tatar çağrışımlı ve balkonlu kızlar
saçlarını taşırken çınaraltının serin sabahlarına
ve bir şairin yüzüne niçin kurtlar iner her akşam
durup dururken bir koridor ıssızlığına...
(Delilirikler)
DELİLİRİKLER I
Betonun hüznünden doğdum
suyun isyanından
güneşin kırılganlığına dokunup
geliyorum.
Sana söz yakışır, ağzını hazırla
kırık bir şehir hikâyesinden doğdum,
kırk meseleden
bardaklar ve demli çaylara dokunup
geliyorum.
Sana söz yakışır, elma de.
Aslı ve Astar’ı olmayan bir hikâyeden
doğdum,
karşı’lar ve balkonlardan
korna seslerine karışıp
geliyorum.
Sana söz yakışır, ağzını hazırla.
O eski hikâye bitti,
şaşkınlığımdan doğdum
denize düştüm
kuruyup geliyorum.
(Delilirikler)
ZAMAN
şimdi, bir de burdan baktım sana
senden kaçırdığım
kedere boğduğum anlara.
...
Beni içine al artık
seni mutsuz kılan duyguyu
kırmak istiyorum.
...
Bir yerden aşağı,
çok aşağı düştüm
zaman:
solgun ve gri bir koridordu
orada çok üşüdüm.
(Cinayet Kışı + İki Mektup)
MAĞARA ÇİÇEĞİ
İçağrısıyım bir mağmanın
kopmuş fırtınanın sesi
derini yok, ses gelmiyor bir kuyu.
Çiçeğiyim yaprağını yüzüne
kapatan ağlamanın
havluları topladım,
şemsiyeyi kapattım
hadi kalk gidelim
serinledi hava, güneş söndü
iyice karanlığa döndü yüzüm
bir mağara çiçeği yürüyor içimde
içli bir bulut geçiyor üstümüzden
kalk gidelim.
(Cinayet Kışı + İki Mektup)
SAF SABIR
Ben, birlikte kıyıya sürüklediğimiz kayıktan
saflığımı ve sabrımı aldım tek
kalanları kumsala göm sen de
yaz boyunca
nasılsa her keder eksilir
kendini doldurarak
sardunyalarla konuşarak çoğalttım
aramızdaki ayrılığı
sayarak çoğalttığım günleri tamamladım
kirpiklerimin arasına çektiğim tülde
yağmur durdu ve şimdi kış bitiyor
oysa kimse yokmuş dışarda
içim dışıma vuruyor
sardunyalara su vermekle unutamadığımız
şeymiş aşk:
alnından bir günaydın gibi düşürdüğün sabah,
sağ yanımda unuttuğun keder.
(Cinayet Kışı + İki Mektup)