Celâl
Sılay
1914 Bursa - 7 Eylül 1974 İstanbul
Ortaöğrenimini Bursa Işıklar Askerî ve İstanbul İstiklâl
liselerinde tamamladı. Vatan, Tasviri Efkâr, Hergün gazetelerinde sekreterlik,
yazı işleri müdürlüğü, Ahmet Selami Sel takma adıyla fıkra yazarlığı yaptı.
Esi, Doğu ve Batı, Yeni İnsan gibi sanat dergilerini çıkardı. Şiirlerinde insan
tutkularını, savaşın yarattığı acı ve öfkeleri, söyleyiş güzelliğine önem veren
dizelerle yansıttı.
ŞİİR KİTAPLARI
Çöl Yolcuları (1932), Dört Kapı (1933), Hayat ve Merhaleler
(1933), Lacivert Işıklar (1934), Ebedi Renkler (1936), Hüsran Filizleri (1937),
Merhamet Şiirleri (1943), Acaba (1945), Sonra (1946), Boşlukta Duran Taş
(1949), Adamca (1959), Doğa (1965), İlişki Devimleri (1969)
MİSAFİRLİK
Kaydı, göğün maviliği içinden
Zamanı çizerek bir yıldız
Havuzlarda, göllerde, denizlerde...
Misafirliği bitti!
Düştü, dalın yaprakları arasından
Oluşunu tamamlıyan bir meyva
Ağaçlarda, köklerde, toprakta...
Misafirliği bitti!
Sustu, hastaların başı ucunda
Hâtıraları fısıldayan bir şarkı
Gönüllerde, içlerde, ruhlarda...
Misafirliği bitti!
Öldü, yatak yorgan arasında
Aramızda yaşamış bir kişi
Evlerde, sokaklarda, kahvelerde...
Misafirliği bitti!
HAZİRAN ŞİİRİ
Haziran üstümüzde dal dal
moda çevremizde renk renk
İstanbul bin dokuz yüz elli beşinde
çimenler altımızda sık sık
bulutlar üstümüzde seyrek
eteklerin moda yelkenlerinde
elin omzumda sıcak
belin kolumda ince
gözün gözümde ürkek
ışık gölge bir oyun
çiçek yaprak allı morlu
haziran üstümüzde dal dal
saçların yüzünde tek tek
bir kuş bir kanat tenimizde
bir rüzgâr bir serinlik içimizde
bir gök bir deniz mavi mavi
şarkı bahçe düğün dernek
İstanbul bin dokuz yüz elli beşinde
etek yelken bir cümbüş
yanak yanağa sürtünüş
elin omzumda sıcak
belin kolumda ince
dilim kulağında titrek.
(Doğa)
MAVİ RANDEVU
Mavi bir elbiseyle gelmiştin, gökyüzü maviydi..
Getirdiğin rüzgârla ev kokuyordun..
Kolun koluma değiyordu, omzun omzuma..
Mendilin maviydi, gökyüzü maviydi..
Bin dokuz yüz kırk iki baharıydı..
Bahçeli pencereler önünde geziyorduk,
Gözlerimiz buluşuyordu, ürperiyordum
Gökyüzü maviydi, mendilin maviydi..
Sıcak nefesin yüzüme değiyordu
"Evlenebilir miyiz" diye sormuştum,
Yürüyüşün değişmiş, yüzün pembeleşmişti;
Mavi elbiseler içindeydin, gökyüzü maviydi.
Elini elime verdin, ayrılıyorduk,
Gözlerin gözlerimde, dudakların ıslak
"Sık sık konuşalım" demiştin; gittin..
Mendilin maviydi, gökyüzü maviydi.
HİÇ YOLUNUZ ORMANA DÜŞTÜ MÜ
hiç yolunuz ormana düştü mü
gözgöre küçük bir adam
bir büyük ağaçla döğüştü mü
ağaç büyüktü ama tek
adam küçüktü ama çok
dedelerinin dedeleriyle gelmiş utanmadan
elinde balta sırtında nacak
dedelerinin dedeleriyle gelmiş arlanmadan
kolunda bıçkı belinde ip
dedelerinin dedeleriyle gelmiş sıkılmadan
dengesiz bir boy ölçüşmeydi bu
ağaç büyüktü ama tek
adam küçüktü ama çok
GİTTİ
İşitmek istediğini bir sağırın
Sezdi havamızdan geçen şarkı
Duyuramadı sesini, bu sağıra
Eridi, gitti!
Yürümek hasretini bir kötürümün
Hissetti koltuk değnekleri,
Kaldıramadı yatağından hastasını
Çürüdü, gitti!
Körün görmek arzusunu duydu
Bahçenin kenarında bir çiçek
Gösteremedi yapraklarının rengini
Dağıldı gitti!
Ve duydu bir açın yemek ihtiyacını
Buğday tarlasındaki başak
Utandı büyümesindeki şehvetten
Kurudu, gitti!