27 Mayıs 2012 Pazar
Bu sitede şu an itibariyle 53.222 metin bulunmaktadır.

'Her Şey' Hakkında Her Şey


<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>

Cahit Külebi

 

 1917 Zile - 20 Haziran 1997 Ankara

Yükseköğrenimini Yüksek Öğretmen Okulu Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde tamamladıktan

sonra Antalya Lisesi, Devlet Konservatuvarı ve Gazi Lisesi’nde öğretmenlik yaptı. MEB müfettişliği, 

İsviçre bölgesi kültür ataşeliği ve öğrenci müfettişliği, bakanlık başmüfettişliği, Kültür Bakanlığı

müsteşar yardımcılığı görevlerinde bulundu. İsteğiyle emekliye ayrıldı. Türk Dil Kurumu genel

yazmanlığı yaptı. Varlık, Sokak, İnsan, Söz, Yaratış dergilerinde yayımladığı ilk şiirleriyle, yeni

edebiyat akımı içinde özel bir yer aldı. Anadolu insanının sorunlarını, yurt gerçeklerini yalın bir dille yansıttı.

 

ŞİİR KİTAPLARI

Adamın Biri (1946), Rüzgâr (1949), Atatürk Kurtuluş Savaşı’nda (1952),

Yeşeren Otlar  (1954), Süt (1965), Şiirler (1969), Yangın (1980), Bütün Şiirleri (1982),

Güz Türküleri (1992)

 

İSTANBUL

Kamyonlar kavun taşır ve ben

Boyuna onu düşünürdüm,

Kamyonlar kavun taşır ve ben

Boyuna onu düşünürdüm,

Niksar’da evimizdeyken

Küçük bir serçe kadar hürdüm.

 

Sonra âlem değişiverdi

Ayrı su, ayrı hava, ayrı toprak.

Sonra âlem değişiverdi

Ayrı su, ayrı hava, ayrı toprak.

Mevsimler ne çabuk geçiverdi

Unutmak, unutmak, unutmak.

 

Anladım bu şehir başkadır

Herkes beni aldattı gitti,

Anladım bu şehir başkadır

Herkes beni aldattı gitti.

Yine kamyonlar kavun taşır

Fakat içimde şarkı bitti.

                                        (Adamın Biri)

 

 

HİKÂYE

Senin dudakların pembe

Ellerin beyaz,

Al tut ellerimi bebek

Tut biraz!

 

Benim doğduğum köylerde

Ceviz ağaçları yoktu,

Ben bu yüzden serinliğe hasretim

Okşa biraz!

 

Benim doğduğum köylerde

Buğday tarlaları yoktu,

Dağıt saçlarını bebek

Savur biraz!

 

Benim doğduğum köyleri

Akşamları eşkıyalar basardı,

Ben bu yüzden yalnızlığı hiç sevmem

Konuş biraz!

 

Benim doğduğum köylerde

İnsanlar gülmesini bilmezdi,

Ben bu yüzden böyle naçar kalmışım

Gül biraz!

 

Benim doğduğum köylerde

Kuzey rüzgârları eserdi,

Hep bu yüzden dudaklarım çatlaktır

Öp biraz!

 

Sen Türkiye gibi aydınlık ve güzelsin!

Benim doğduğum köyler de güzeldi

Sen de anlat doğduğun yerleri,

Anlat biraz!

(Adamın Biri)

 

HASRET

Şimdi tarlalarda güneş vardır,

Karlar donmuştur otların uçlarında,

Artık akşamları dinlenemem

Başım avuçlarımda.

 

İçi korku dolu kış gecesi

Hiç yatağın yok mu sıcak!

Dağları dolduran kır çiçeği

Hangi rüzgârlar seni koklayacak!

 

Saçlarımı kesip rüzgâra atacağım!

Ta ki haber götürsün bir gün sana!

İçimde bir şeytan var diyor ki:

Aklına ne gelirse yapsana.

 

Ben bu şiiri yazdım atlı talimde

Bulunduğum şehir İstanbul’du,

Ağır ağır kar yağıyordu,

Atımın yelesi bulut renginde

(Adamın Biri)

 

SIVAS YOLLARINDA

Sıvas yollarında geceleri

Katar katar kağnılar gider

Tekerleri meşeden.

Ağız dil vermeyen köylüler

Odun mu, tuz mu, hasta mı götürürler?

Ağır ağır kağnılar gider

Sıvas yollarında geceleri.

 

Ne yıldızlar kaynaşır gökyüzünde

Ne sevdayla dolar taşar gönüller,

Bir rüzgâr eser ki bıçak gibi

El ayak şişer.

Sıvas yollarında geceleri

Ağır ağır kağnılar gider.

 

Kamyonlar gelir geçer, kamyonlar gider

Toz duman içinde,

Şavkı vurur yollara,

Arabalar dağılır şoförler söğer,

Sıvas yollarında geceleri

Katar katar kağnılar gider.

(Adamın Biri)

 

RÜZGÂR

Şimdi bir rüzgâr geçti buradan

Koştum ama yetişemedim.

Nerelerde gezmiş tozmuş

Öğrenemedim.

 

Besbelli denizden çıkıp

Kıyılar boyunca gitmiştir.

Tuz kokusu, katran kokusu, ter kokusu

Yüreğini allak bullak etmiştir.

 

Sonra başlamış tırmanmaya dağlara doğru

Bulutları koyun gibi gütmüştür,

Okşayıp otları yaylalarda

Büyütmüştür.

 

Köylere de uğradıysa eğer

Islak, karanlık odalarda beşik sallamıştır

Güneş altında çalışanlara

İmdat eylemiştir.

 

Sonra başlayıp alçalmaya ovalara doğru,

Haşhaş tarlalarında eflatun, pembe, beyaz,

Kıraçlarda mavi dikenler...

Toz toprak gözlerine gitmiştir.

 

Kentlere de uğramış ki yanımdan geçti.

Haşhaş çiçeğine benzer kızlar görmüştür.

Bir gülüş, bir tel saç, allık pudra

Alıp gitmiştir.

 

Şimdi bir rüzgâr geçti buradan

Koştum ama yetişemedim.

Sorsaydım söylerdi herhalde

Soramadım.

 (Rüzgâr)

 

 

SONBAHAR GELİYOR

Sonbahar geliyor serçe

Yuvanı nereye yapacaksın?

Ayva çiçek açmadan önce.

Meyvelerin içi geçecek

Rüzgâr başka çeşit esecek

Yağmurlarla ıslanacaksın.

 

Halbuki ne kadar sıcaksın!

(Adamın Biri)

 

ÇİÇEKLE KONUŞMA

Artık ne pencerem var seni koyacak

Ne masam,

Sevgilim de yok bu şehirde

Çiçek seni alıp ne yapsam?

(Adamın Biri)

 

YAĞMUR

Yağ hay mübarek

Şarıl şarıl,

Yıka taşları toprakları

Tarlalar yeşerinceye dek.

 

Artık geçti hüzün taşımanın modası

Getir bize yeşillik, sevinç getir.

Sendedir bütün nafakamız

Bil ki bütün umudumuz sendedir.

 

Yıka taşları toprakları

Şarıl şarıl,

Tarlalar buğday bekler senden, çocuklar ekmek

Dünyanın da yüzü yıkanmak gerek,

Yağ hay mübarek.

    (Adamın Biri)

 

TOKAD’A DOĞRU

Çamlıbel’den Tokad’a doğru

Tozlu yolların aktığı ırmak!

Ben seni çoktan unuttum;

Sen de unuttun mu, dön geri bak.

 

Atların kuyruğu düğümlü,

Bir yandan yağmur yağar, ıslak;

Bir yandan hamutlar şak şak eder,

Bir yandan tekerler döner, dön geri bak,

 

Orda, derenin içinde

İki üç akçakavak.

Tekerler döner, başım döner,

Kavaklar yeşeriyor, dön geri bak.

 

Orda, derenin içinde

İki üç çırılçıplak

Alçacık damı düşündükçe

Gözlerim yaşarıyor, dön geri bak.

 

Irmaklar gibi uzaklaşır

Bir türkü kadar uzak

Tekerler iki çizgi bırakır,

Hamutlar şak şak eder, dön geri bak

(Yeşeren Otlar)

 

BİR DAMLA DENİZ

Bir damla deniz, işte görüp göreceğin

Ey yoksunluklardan yola çıkan kişi!

Altmış yıl yaşadın, altı günlük ne kaldı?

Ne kaldı anılardan, acılardan başka?

Ve umutlardan? Bir çıkmaz sokakta

Belki de iki gün sonrası.

Yağmur çizgilerinde izlerken geçmişi şimdi.

 

İşte mutluluklar, bir damla deniz.

İşte sancılar, kıvranmalar yüce dağlar gibi.

İşte doğa, dişilik kokan doğa, çayır kokan,

Bulut kokan, kuş kokan, rüzgâr kokan...

Gökte ayrı dünyalardı, şimdi.

 

İşte kadınlar, bir bardak şarap gibi sıcak.

Ne gül, ne zambak, ne karanfildi onlar,

İnce kamışlar gibi gergin, tüy gibi yumuşak,

Sel sularında yansırdılar.

O kadınlar da akıp gittiler şimdi.

 

Yaşam dediğin çaba mıydı, özveri miydi?

Yoksa yüce dağlardan gelen göçük sesleri miydi?

O uzak dağlar ki, denizdeymiş gibi kütükler kayar,

Şimşekler fışkırır katır nallarından.

O mavi güneşleri bile göremezsin

Sen yaşamı çoktan yitirdin şimdi.

 (Yangın)

 

YEŞEREN OTLAR

Bir melek su taşıdı,

Biri serinlik taşıdı uzaktan

Biri yeşillik getirdi.

Yıldırım gibi, ama sessiz

Çimenler sökün etti kara topraktan.

 

Sonra sen geldin dünya güzelim!

Yürüdün salına salına,

Bastığın yerde güller açtı,

Sarıldı ayaklarına.

 

Aşk da yeşeren otlara benzer,

Günü saati bilinmez.

Bakarım bir gün hepsi solmuş

Dünya güzelim gider gitmez.

(Yeşeren Otlar)

 

GİDEN

Ey benim aydınlık günlerim,

Kopup gitmek acı!

 

Çayır kokusu türküler gibi,

Türküleri işitmek acı!

 

Bir uçak durur gökyüzünde,

Uçup da gitmemek acı!

 

Tanrı mı, dost mu, düşman mı?

Ayırt etmek acı.

 

Kalıcı değiliz şu dünyada,

Düşünmek acı.

 

YURDUM

1917 senesinde

Topraklarında doğmuşum

Anamdan emdiğim süt

Çeşmenden, tarlandan gelmiş,

Emmilerim hudutlarında

Senin için döğüşürken ölmüşler,

Kalelerinin burcunda

Uçurtma uçurmuşum.

Çimmişim derelerinde,

Bir andız fidanı gibi büyümüşüm

Topraklarının üstünde.

 

Koca koca kamyonlara binmişim

Daha büyük şehirlerine

Okumaya gitmişim,

Eşkıyalar yolumu kesmiş

Alacak şey bulamamışlar.

 

Topraklarının üstünde

Top oynamış, âşık olmuş, düşünmüş

Ahbap edinmişim.

 

Kederlendiğim günler olmuş

Nâçar dolaşmışım sokaklarında

Sevinçli günlerim olmuş

Başım havalarda gezmişim.

 

Bağrımı açıp ılgıt ılgıt

Esen serin rüzgârlarına

İlk defa kıyılarından

Denizi seyretmişim.

Issız çorak ovalarında

Günlerce yolculuk etmişim.

 

Ağladığım senin içindir!

Güldüğüm senin için;

Öpüp başıma koyduğum

Ekmek gibisin!

<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>


© 1996 - 2012 BOYUT YAYIN GRUBU
Koza Plaza A26 Tekstilkent 34235 Esenler, İstanbul   Telefon: +90 212 413 33 33 (pbx) | Faks: +90 212 413 33 34

info@boyut.com.tr

YASAL UYARI !

Bu sayfada yer alan bütün yazı, fotoğraf, resim, ilüstrasyon ve benzer diğer içerik özgündür ve Boyut Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. mülkiyetindedir. Kısmen veya tamamen hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet, Intranet, DVD, Video vs) izinsiz kullanılamaz.İktibas edilemez. Tüm içerik, gerçekleşebilecek telif hakkı ihlallerine karşı elektronik sistemlerce sürekli olarak kontrol edilmekte, tespit edilen ihlaller herhangi bir uyarıya gerek duyulmaksızın yasal işleme tabi tutulmaktadır.


4887 - unknown - 38.107.179.240