27 Mayıs 2012 Pazar
Bu sitede şu an itibariyle 53.222 metin bulunmaktadır.

'Her Şey' Hakkında Her Şey


<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>

Cemal Süreya

 

 1931 Erzincan - 9 Ocak 1990 İstanbul

Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’ni bitirdi. Maliye Bakanlığı’nda

müfettişlik yaptı. Yeditepe, Şairler Yaprağı, Evrim, Pazar Postası dergilerinde

yayımlanan şiir ve yazılarıyla tanındı. Papirüs dergisini kurdu. Çeşitli

yayınevlerinde çalıştı, ansiklopedilerin yazı kurullarında görev aldı. Oluşum,

Türkiye Yazıları ve Maliye Yazıları dergilerini yönetti. Politika, Yeni Ulus ve

Aydınlık gazetelerinde köşe yazarlığı yaptı. Kendine özgü söyleşi biçimi ve

yeni buluşlarıyla şiirimizin kendinden sonrakileri etkileyen en önemli

kaynaklarından biri oldu.

 

ŞİİR KİTAPLARI

Üvercinka (1958), Göçebe (1965), Beni Öp Sonra Doğur Beni (1979),

Güz Bitiği (1988), Sıcak Nal (1988), Sevda Sözleri (Bütün şiirleri, 1984)

 

 

 

GÖÇEBE

Sen sık sık gülen gülerken de

Sevecen bir Akdeniz çizgisini

Sol yanına ağzının

İliştiren çocuk özenle

Yabana mı atıyorum yani seni

Yabana mı atıyorum saat altı buçukları

Çocuk ve Allah’ın en eski baskısını

Değil, değil bunların biri

Gözlerimin gemileri kuş istiyor

Açılıp kapandıkça sevdam

Kapanıp açılıyor bir mavi

Şahmaran süt istiyor kefeninden

Üç aylık ölmüş çocukların

Kerem ile Arzu geliyor Aslı ile Kanber

Ay kana kana batıyor

 

Ay kana kana batıyor

Eşkıyalar gecenin yangınını izliyorlar uzakta

Kargapazarı dağlarını dolanan yaşlı ve öfkeli bir otobüsteyim

Jandarma daima nesirde kalacaktır

Eşkıyalar silahlarını çapraz astıkça türkülerine

Ve bu dağlar böyle eşkıya güzelliğini taşıdıkça

Patronunun karısını zimmetine geçirip

Amasya’dan Kars’a kaçmakta olan bir sayman yardımcısıyla

 

Alevilikten konuşuyoruz uzun süre

Yanındaki hep bir gazetede Marilyn Monroe’nun resimlerine bakıyor

Marilyn Monroe öldü diyorum ona

Ölümü siyah bir kâkül gibi alnına düşürmesini bildi

 

Şimdiyse Cennette Nietzsche’nin metresi olması gerekir

Bunları diyorum daha ne varsa diyorum

İşte hiçbir sebep olmadı€ını sevişmemeye

İşte çocuklu€umdan beri içimde bir önsezi olduğunu

Bunun bir gün birine rastlamak gibi bir şey olduğunu

Belki de bir günler bunun için Aydın’da bulunduğumu

Zaten nedense hep bir şehirden bir şehre yolcu olduğumu

İşte eflatun kakalı çocuklar olduğunu Kütahya’da

Ankara’da dokunak Yozgat’ta becerik olduğunu

Van’da güreşçi develer gibi süslediklerini kamyonları

İstanbul’da minarelerin lirik olduğunu köprülerinse dialektik

Acemi bir bulut bozuyor bütün görüntüyü eski bir şarkı gibi

Bu şarkıyı ne zaman duysam aklıma

Sinirli bir elin uysal bir bardağa

Çok yukardan döktüğü bir içki gelir

Sonsuz ve olağanüstü bir bira

Köpüklene köpüklene biçimlendirir

Soyunarak ağlayan bir kadını

Acı bilincinde sonrasızlığın

Ama bırakalım bırakalım bunları

Yoldan piyade erleri geçiyor tahta bavullarıyla ve büyük yakalarıyla

Ve faytoncular görüyorum

Yere basışlarındaki ağırlığı azaltmak için

Tanrısal bıyıklarıyla durumlarını paraşütlendiren

Kars’tayım bu ne biçim Kars bir kenarda

Pekâlâ yalçınlık iddiasında bulunabilecek bir tepenin üstünde

Kars kalesi yükseliyor

Gökyüzünü Ankara kalesine göre daha soyut ve daha elverişli bir şekilde

Hırpalayan bu kale de olmasa

N’olacak bakalım hırpalayan bu kale de olmasa

Kuşkusuz artacak yalnızlığım sevgili çocuk

Biliyorsun ben hangi şehirdeysem

Yalnızlığın başkenti orası

 

Bir de yine sevgili çocuk

Biliyorsun kişi tutkularıyla

Yalnızlığını adlandırıyor o kadar

 

Arkada bir su devrile devrile akıyor

Rasgele bir ağaca soruyorum

Bir şey var sanki onu soruyorum

Değil orda diyor belki biraz daha ilerde

Tanrı meleğini ağırlamaya çalışan

Ataerkil bir aile gözümü alıyor

 

Dedelerin yüzlerinde erozyon

Silip götürmüş bütün evetleri

Annelerinse ağızlarında hiyeroglif

Annelerinse ağızlarında hiyeroglif

Babalarınsa ağustoslar atasözleri

 

Amcalarınsa avdan boş dönüyor elleri

Teyzelerse elleriyle yargılıyor gök güzelliğini

 

Ablalarınsa boyunları soru işareti

Ağabeylerse utançlarından emrah

 

Sıralanmışlar su boylarına

Bıçakla soyuyorlar kelimeleri

 

Ya suya giden küçük kızlar

Onlar

Tıpkı o kuşlar gibi

Uçan daha bir süre

Sonra da vurulduktan

 

Bir mezarın doğurduğu iştahlı bir çocuktur Anadolu şiiri

 

Ey şiir arayıcısı ey esrik kişi

Şu son dönemecini de aşınca gecenin

Doğacak gün artık gündüze ilişkin değil

Bu ağartı ancak yürekle karşılanabilir

Bütün iş orda işte, ordan usturuplu geçmesini bil

Tutsaksan ellerin sıvışır gider zincirlerinden

Ve balyozla vursalar mısralarına

Soylu bir demir sesi yükselir

Soylu büyük ve mavi bir demir sesi

 

Ellerim gece yatısına çağrılmış

Ve

Telaşsız görünmeye çalışan bir Kafka gibi

 

Yüzüm giyotine abone

                                               (Göçebe)

 

ÜSTÜ KALSIN

Ölüyorum tanrım

Bu da oldu işte.

 

Her ölüm erken ölümdür

Biliyorum tanrım.

 

Ama, ayrıca, aldığın şu hayat

Fena değildir..

 

Üstü kalsın

            (Sevda Sözleri)

 

BENİ ÖP SONRA DOĞUR BENİ

Şimdi

utançtır tanelenen

sarışın çocukların başaklarında.

 

Ovadan

gözü bağlı bir leylak kokusu ovadan

çeviriyor o küçücük güneşimizi.

 

Taşarak evlerden taraçalardan

gelip sesime yerleşiyor.

 

Sesimin esnek baldıranı

sesimin alaca baldıranı.

 

Ve kuşlara doğru

fildişi: rüzgârın tavrı.

Dağ: güneş iskeleti.

 

Tahta heykeller arasında

denizin yavrusu kocaman.

 

Kan görüyorum taş görüyorum

Bütün heykeller arasında

karabasan ılık acemi

-uykusuzluğun sütlü inciri-

kovanlara sızmıyor.

 

Annem çok küçükken öldü

beni öp, sonra doğur beni.

            (Beni Öp Sonra Doğur Beni)

 

 

TÜRKÜ

Soruyorlar bir de nerdeyim

Minibüs şarkılarında güllerdeyim

Bilirim az buçuk ne istediğimi

Aykırı dalda açmışsa da çiçeğim

 

Doruklara tırmanıyor patika

Doyumsuz bir sarmaşık gibi,

İte kaka yürüyorum kalabalıkta

Sesim tanınmaz bir çocuk sesi

 

Yaram derine düşer gün günden

Avutmalık tende çoğa oturdu

Seyircindir ovanın büyücüsü hekimi

Can tahtamda iştahlı bir çoban soluğu

 

Yakılar kavrulmuş kök bitkileri

Anlatmak uzun sürer şimdi

Sırlarımı alıp gitti bir çocuk

Dönmesin geri dönmesin geri

 

Sırıkla araladım sulardaki pisliği

Soruyorlar bir de nerdeyim

Belki de ölümcül bir sevinçteyim

Sesim tanınmaz bir çocuk sesi

(Beni Öp Sonra Doğur Beni)

 

 

GÜZELLEME

Bak bunlar ellerin senin bunlar ayakların

Bunlar o kadar güzel ki artık o kadar olur

Bunlar da saçların işte akşamdan çözülü

Bak bu sensin çocuğum enine boyuna

Bu da yatak olduğuna göre altımızdaki

Sabahlara kadar koynumda yatmışsın

Bak bende yalan yok vallahi billahi

Sen o kadar güzelsin ki artık o kadar olur

 

İşe bak sen gözlerin de burda

Gözlerinin ucu da burda yaşamaya alışık

İyi ki burda yoksa ben ne yapardım

Bak çocuğum kolların işte çıplak işte

Bak gizlisi saklısı kalmadı günümüzün

Gözlerin sabahın sekizinde bana açık

Ne günah işlediysek yarı yarıya

 

Sen asıl bunlara bak bunlar dudakların

Bunların konuşması olur öpülmesi olur

Seni usulca öpmüştüm ilk öptüğümde

Vapurdaydık vapur kıyıdan gidiyordu

Üç kulaç öteden İstanbul gidiyordu

Uzanmış seni usulca öpmüştüm

Hemen yanımızdan balıklar gidiyordu

(Üvercinka)

 

 

AŞK

Şimdi sen kalkıp gidiyorsun. Git.

Gözlerin durur mu onlar da gidiyorlar. Gitsinler.

Oysa ben senin gözlerinsiz edemem bilirsin

Oysa Allah bilir bugün iyi uyanmıştık

Sevgiyeydi ilk açılışı gözlerimizin sırf onaydı

Bir kuş konmuş parmaklarıma uzun uzun ötmüştü

Bir sevişmek gelmiş bir daha gitmemişti

Yoktu dünlerde evelsi günlerdeki yoksulluğumuz

Sanki hiç olmamıştı

 

Oysa kalbim işte şuracıkta çarpıyordu

Şurda senin gözlerindeki bakımsız mavi, güzel laflı İstanbullar

Şurda da etin çoğalıyordu dokundukça lafların dünyaların

Öyle düzeltici öyle yerine getiriciydi sevmek

Ki Karaköy köprüsüne yağmur yağarken

Bıraksalar gökyüzü kendini ikiye bölecekti

Çünkü iki kişiydik

 

Oysa bir bardak su yetiyordu saçlarını ıslatmaya

Bir dilim ekmeğin bir iki zeytinin başınaydı doymamız

Seni bir kere öpsem ikinin hatırı kalıyordu

İki kere öpeyim desem üçün boynu bükük

Yüzünün bitip vücudunun başladığı yerde

Memelerin vardı memelerin kahramandı sonra

Sonrası iyilik güzellik

                                               (Üvercinka)

 

 

SİZİN HİÇ BABANIZ ÖLDÜ MÜ

Sizin hiç babanız öldü mü?

Benim bir kere öldü kör oldum

Yıkadılar aldılar götürdüler

Babamdan ummazdım bunu kör oldum

Siz hiç hamama gittiniz mi?

Ben gittim lambanın biri söndü

Gözümün biri söndü kör oldum

Tepede bir gökyüzü vardı yuvarlak

Şöylelemesine maviydi kör oldum

Taşlara gelince hamam taşlarına

Taşlar pırıl pırıldı ayna gibiydi

Taşlarda yüzümün yarısını gördüm

Bir şey gibiydi bir şey gibi kötü

Yüzümden ummazdım bunu kör oldum

Siz hiç sabunluyken ağladınız mı?

(Üvercinka)

 

HÜR HAMAMLAR DENİZİ

Kadınlar hamamında Güzin

Bacağının birini suya uzattı

Erkekler hamamında Süleyman

Uzandı bu bacağı bir güzel öptü

Öpsün bakalım

 

Kadın kısmı n’apar Güzin onu yapacak

Bacağını azıcık yukarı çekti

Süleyman yutar mı kaçın kurrası

Bu sefer biraz aşağıdan öptü

Hadi bakalım

 

Az daha biraz daha derken sonunda

O güzelim bacak sudan çıkacak

Bacakla beraber bir mesele önemli

Acep şimdi Süleyman nerden öpecek

Dur bakalım

 

Erkekler hamamında Süleyman

Az namussuz adam değilmiş hani

Kalkıp dosdoğru Eskişehir’e gitti

Geçirdiği gibi başına şapkasını

Enflasyon parasıyla otuz lira

(Üvercinka)

 

 

ÜVERCİNKA

Böylece bir kere daha boynunlayız sayılı yerlerinden

En uzun boynun bu senin dayanmaya ya da umudu kesmemeye

Lâleli’den dünyaya doğru giden bir tramvaydayız

Birden nasıl oluyor sen yüreğimi elliyorsun

Ama nasıl oluyor sen yüreğimi eller ellemez

Sevişmek bir kere daha yürürlüğe giriyor

Bütün kara parçalarında

                        Afrika dahil

 

Aydınca düşünmeyi iyi biliyorsun eksik olma

Yatakta yatmayı bildiğin kadar

Sayın Tanrıya kalırsa seninle yatmak günah, daha neler

Boşunaymış gibi bunca uzaması saçlarının

Ben böyle canlı saç görmedim ömrümde

Her telinin içinde ayrı bir kalp çarpıyor

Bütün kara parçaları için

                        Afrika dahil

 

Senin bir havan var beni asıl saran o

Onunla daha bir değere biniyor soluk almak

Sabahları acıktığı için haklı

Gününü kazanıp kurtardı diye güzel

Birçok çiçek adları gibi güzel

En tanınmış kırmızılarla açan

Bütün kara parçalarında

                        Afrika dahil

 

Birlikte mısralar düşürüyoruz ama iyi ama kötü

Boynun diyorum boynunu benim kadar kimse değerlendiremez

Bir mısra daha söylesek sanki her şey düzelecek

İki adım daha atmıyoruz bizi tutuyorlar

Böylece bizi bir kere daha tutup kurşuna diziyorlar

Zaten bizi her gün sabahtan akşama kadar kurşuna diziyorlar

Bütün kara parçalarında

                        Afrika dahil

 

Burda senin cesaretinden laf açmanın tam da sırası

Kalabalık caddelerde hürlüğün şarkısına katılırkenki

Padişah gibi cesaretti o, alımlı değme kadında yok

Aklıma kadeh tutuşların geliyor

Çiçek Pasajında akşamüstleri

Asıl yoksulluk ondan sonra başlıyor

Bütün kara parçalarında

                        Afrika hariç değil

                                                           (Üvercinka)

 

 

YAĞMURUN YAĞMASI İYİDİR

Sonra o gider sesini yıkardı

Telefonda saatlerce seviştiğinden

O diye biri vardı galiba

Ağzı da iyice vardı galiba

Gece çiçeklerinden bir orman

Pejmürde atlar pahasına

 

Bira içerken saçları uzun

Parmakları korkunç ve kalabalık

Bir gece Aksaray’da hiç unutmam

Yüzümü ellemişti galiba

Denize doğru gittikçe artan

Bu yüz benim yüzümdü olsa olsa

 

Yakasında kocaman bir düğme

Sevinci bitiştiren acıya

Ayıran kuşkuyu inançtan

Yağmurun yağması iyidir

Bir çerkez mızıkası gibi rengârenk

İki adet kuş çantasında

                                               (Göçebe)

<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>


© 1996 - 2012 BOYUT YAYIN GRUBU
Koza Plaza A26 Tekstilkent 34235 Esenler, İstanbul   Telefon: +90 212 413 33 33 (pbx) | Faks: +90 212 413 33 34

info@boyut.com.tr

YASAL UYARI !

Bu sayfada yer alan bütün yazı, fotoğraf, resim, ilüstrasyon ve benzer diğer içerik özgündür ve Boyut Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. mülkiyetindedir. Kısmen veya tamamen hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet, Intranet, DVD, Video vs) izinsiz kullanılamaz.İktibas edilemez. Tüm içerik, gerçekleşebilecek telif hakkı ihlallerine karşı elektronik sistemlerce sürekli olarak kontrol edilmekte, tespit edilen ihlaller herhangi bir uyarıya gerek duyulmaksızın yasal işleme tabi tutulmaktadır.


5109 - unknown - 38.107.179.238