Cahit
Zarifoğlu
1940 Ankara - 7 Haziran 1987
Madde ve ruh çatışmasını işleyen şiirleriyle tanınır.
İstanbul Üniversitesi
Edebiyat Fakültesi Alman Dili ve Edebiyatı Bölümü’nü
bitirdikten sonra
memurluk, öğretmenlik ve çevirmenlik yaptı. İlk
şiirlerinde İkinci Yeni
akımının etkileri görülür. Daha sonra dinsel inançları
işleyen mistik şiirlere yöneldi.
ŞİİR KİTAPLARI
İşaret Çocukları (1967), Yedi Güzel Adam (1973),
Menziller (1977),
Korku ve Yakarış (1986), Şiirler (Tüm şiirleri, 1989),
Gülücük (1989), Ağaç Okul (1990)
HIZLA
AKAN
MIZRAK
Sabahtır
Alkışlar gecenin
Sıcak damları sükûn yapılarıyla
Aydınlatır bir ucundan
Kahvaltı sofrasında çay tasını
Düzgün uysal
Işıklı bir de ağız
Gizlice götürür hücreyi bütüne
Ve akla her gelen telgraf telinde
Öpüşür iki güvercin
İncelmiş ve yumuşamış gagalarıyla
Bu geçen mızrak
Kalın kararlı
Atanın değer biçilmez atıyla
Kuşkusuz yolunda gerek
Mızrak geçer ışığı
Geçer geceyi dolduran karanlığı da
(İşaret Çocukları)
AŞKA DAİR
Öyle sofralar gördüm ki
İnsan kasları vardı tabaklarda
O eğik gövdeler önünde yalnızlık
Her şeyi birbirinden uzağa çarpıyordu
Bir kadın
Bir erkek
Gizlice soluyordu
Bir erkek av arkadaşından
Avdurgunluğu gibi gösterip saklayarak
Kamışlıktaki sazların arasından
Ilık ve yapışkan fısıltıları
Ayırarak alarak
Urgan gibi bedenine doluyordu
Her şeye benzeyebilirken o
Hiçbir şey benzemezken ona
O ünlü borazan
Başlarsa saçlarımızın diplerinden
Üfürmeye. -Yırtıcı bir hayvan
Kimliği yapışır yakamıza
Bir erkek mi o
Göle yatmış bir güneş demetinde
O mor ışında
Bir köpek ölüsü gibi yatan
Hızla kayan
Yoksa bir yaban ördeği gölgesi mi
DELİKANLILAR
gülünç şapkalarını sahipsiz şapkalarıyla
bazen mavi yanaklı bir yıldızın,
kızdan heykellerini
utanç ve yenilgen
bir gardrob odasında
tanrıya benzer
herşeyim
dünyada
üryan dolaşan bebeğin
özgürlüğün ama herşeyin
özgüre ödünç verilen geleceğin
erişilecek bir üst bir alt kent
bir de
içine durup demir atılacak
bu binek aşkların
delikanlılar sofrasında
kamçılı bağırışları
derken
merhem
yok merhem
derken
avuç içlerinin kadın bölmelerine
kadının iki avuç hacmindeki kadının
en usta hücrelerime
en yanıltıcı en dolup en boşalan
ve en boşa atılan
yıkan hücrelerime
bükülen dizlerime
ve kasılan karın etlerime
kendime gelince ben kim oluyorum
cevherim neyse nereden geliyor
nereden nereye ne mi
duvarların fayans çinko benzerleri
kendime gelince
gözlerini cihan gözlerini
ellerini kollarını parmaklarını
göğsüme göğsüme tam yüzüme
uzatan eşya beyleri
çanak çömlek
varlığına vardığım hücre gece
her yandan karanlıklar biçilir
dikilir üstümüze
yolda kamyonlarla süt satanlar
düşleri
evleri ufalayan ve büyüyen çocuklarından
değerli bir yoldaşlıkla
ödünç alan ihtiyar babalar
ateş yanan sokaktan geçiyorlar
delikanlılar baba ve adam
delikanlılar ve aşk
delikanlılar sevdalı oluşlardan
bir yıldız poyrazı
isa meryem kadar
bir balıkla girince sulara
insanlar kelime hücrelerinde
isanın denizlere dağılan saçlarında
-isa da tam denizlere göre
insanlar isaya göre
eşyalarıyla ve hayvanlarıyla
yaşar akıp giden uslarıyla
geliştire geliştire
bütün ölmek ve öldürmek sınavlarını
anılarda bırakmak için
tanrının ve meryemin yavrularını
delikanlı bir çağanoz fabrikasında
yürekleri devrilir doğum günü
bayraklarıyla
kentlere çağrılan ve insan biçimlerine
nefret biçilen
ve bunları düzenli anneler şeklinde
yalnız düşman getiren
babanın gecelerine
delikanlı
bir sahnenin perdelerinden sonra
katmerli kadife ve kapanan perdelerinden
sonra
açılıp kapanan karanlık küçük odalarda
ve karanlık küçük odalarda
(İşaret Çocukları)