11 Şubat 2012 Cumartesi
Bu sitede şu an itibariyle 53.222 metin bulunmaktadır.

'Her Şey' Hakkında Her Şey


<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>

Enver Gökçe

 

 1920 Kemaliye/Erzincan - 19 Kasım 1981 Ankara

Toplumcu şiirimizin usta seslerindendir. Ankara Üniversitesi

Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nü

bitirdikten sonra 141. maddeye aykırı eylemde bulunduğu

gerekçesiyle 7 yıl hapis yattı. 1943’te şiire başladı.

Toplumcu şiirimizin özgün örneklerini edebiyatımıza

kazandırdı. Pablo Neruda’nın şiirlerini çevirdi.

 

ŞİİR KİTAPLARI

Dost Dost İlle Kavga (1973), Panzerler Üstümüze Kalkar (1977),

Şiirler (1982).

 

 

GÖRÜŞ GÜNÜ

Bu gün görüş günümüz

Dost kardeş bir arada

Telden tele

Mendil salla el salla

Merhaba!

 

İzin olsun hapisane içinde

Seni

Senden sormalara doyamam

Yarım döner cıgaranın ateşi

Gitme dayanamam

(Dost Dost İlle Kavga)

 

GELMEYEN BAHAR

Gel kardeşim, gel beri

Hey kurt hey kuş hey börtü böcek

Ah gidenler gelir mi geri

Açar mı bugün dört bahardır kanayan çiçek

Demek

Daha bizim yaşımızda

İnsanlar ölecek.

(Dost Dost İlle Kavga)

 

 

İBRAHİM

Yan binmişsin eşeğe

Kasketi de yıkmışsın afili

Kaşın üstüne.

Bir günün beyliği beylik

Aldırma sat anasını;

Olmasa da olur

«Mükeyyifat» tan sayılır

Gaz, tuz ve şeker.

 

Haydi sür

Paçanın kokusunu aldı seninkiler!

Küçük Yılmaz bekler şehir ekmeği

He oğul, he!

Senin de şanın var

 

Hadi şöyle gir de köyden içeri

Ayaklarını sallaya sallaya,

Bozkulağı anırta anırta

Ko desinler Şahmaran’ın bağı var!

(Dost Dost İlle Kavga)

 

 

NE FAYDA!

Sen benimsin,

Ciğerpârem, sevdiğim

Gülden ağır

Söylemem sana!

 

Saçlarına

Kızıl güller takayım

Salın da gel,

Bir o yana

Bir bu yana!

 

Meğer

Müşkil işmiş hürriyet

Savunmayla yetmiyor

Bir başka sevda!

 

Telden

Demirden geçsen

Mapusu delsen

Ne fayda!

(Dost Dost İlle Kavga)

 

 

DOST

Ben berceste mısraı buldum

Hey ömrümce söylerim

Gözden, gezden, arpacıktan olsun

Hey ömrümce söylerim!

 

Bizsiz Ilgaz’ın çam ormanları güzel değildir.

Hayda günlerim hayda!

Sırtını düşmana verdikçe

Murat dağları güzel değildir

Dost dost ille kavga!

 

Biz olmasak gökyüzü, biz olmasak üzüm,

Biz olmasak üzüm göz, kömür göz, elâ göz;

Biz olmasak göz ile kaş, öpücük, nar içi dudak;

Biz olmasak ray, dönen tekerlek, yıkanan buğday,

Ayın onbeşi;

Biz olmasak Taşova’nın tütünü, Kütahya’nın çinisi,

Yani bizsiz

Anne dizi, kardeş dizi, yâr dizi

Güzel değildir.

 

Gel günlerim gel de dol

Gel Aydınlım İzmirlim,

Gel aslanım Mamak’tan

Erzincan’dan, Kemah’tan

Düşmanlar selâm ister

Gözden, gezden, arpacıktan!

 

Adana’nın pamuğu dokumada;

Diyarbakır, Afyon, Kütahya fabrikada

Ümit işkencede mahzun

Emek işkencede mahzun

Tenim, ayaklarım üryan

Ekmek işkencede mahzun

Ve Divrik’in demiri arabada

İşçi-köylü ve işçi birarada

Söyle türküler yadigârı kardeş

Söyle ağrılar yadigârı kardeş!

Neden alınterleri

Nimetler, haklar haram oldu sana

 

Gel günlerim gel de dol

Gel Aydınlım, İzmirlim

Gel aslanım Mamak’tan

Erzincan’dan, Kemah’tan!

Düşmanlar selâm ister

Gözden, gezden, arpacıktan!

Sana selâm olsun

Hürriyetlerin meçhul olduğu dünya

Canım Türkiye,

Memleketimiz!

Çalışan halklarıyla ümmi

Çalışan halklarıyla garip,

 

 

Irgadı, esnafı, madencisi, iptidaî âletleri

Kadınları, erkekleri, hapishaneleri;

Başı boş suları, dumanlı vadileri, yoz topraklarıyla,

İşsizleri, realist şairleri, mücahitleri,

Sokak şarkısı, keten helvası,

Akşam Haberleri satanlarıyla memleketim!

 

Sana selâm olsun

Sürgünler, mahkûmlar, hastalar!

Alacağın olsun

Seni İstanbulu seni

Seni Bursa, Çankırı, Malatya,

Sizlere selâm olsun üniversiteler!

Öğretmenleri alınmış kürsüler,

Öğretmenler!

Sizlere selâm olsun

Hürriyeti yazan eller, dizen eller!

Sizlere selâm olsun makineler

Entertipler, rotatifler, bobinler!

Bu gülünç, aşağılık,

Namussuz şeyler dışında,

Sana selâm olsun

Zincirin, zulmün kâr etmediği,

Kırbacın kâr etmediği

Büyük tahammül!

 

Gel günlerim gel de dol!

Gel Aydınlım, İzmirlim,

Gel aslanım Mamak’tan

Erzincan’dan, Kemah’tan!

Düşmanlar selâm ister

Gözden, gezden, arpacıktan!

(Dost Dost İlle Kavga)

 

HASTİR LAN

Ben gider oldum

   kardaşlar.

Ve de

   kız kardaşlar,

Ben gider oldum

   Gayri

   Haram bana

Bu toprak damlar

   Bu ağaçlar,

   Bu taşlar bana.

 

Apat dediğin

   Şişirilmiş oto lastiği

   Ve bir kaç

   Tahtadan ibaret

   Bir saldır.

Suda yüzer.

   Oğul, uşak, bir de karım.

   Kurt bana

   Hastir çeker

   Kuş bana

   Yılan bana

Hastir çeker

   Çiyan bana

Lan kardaş

Bu nasıl yara

Kanar heryerimden.

 

   Döğülmüşüm

   Söğülmüşüm

   Koğulmuş.

Siktir çekilmişim yani

Kendi öz yurdumda.

Bir meri keklik gibi

   Çeker giderim.

 

 

KİRTİM KİRT (*)

Can yoktu ki sevdalara düşe,

Kurt yoktu ki kızıl kana üşe

Yoktum ki yol geçe

Yoktun ki haber ulaşa

Gül yoktu ki, dal yoktu ki...

Ve döne döne ateş

Döne döne madde

Gökler yarıla dürüle

Dağlar savrula devrile,

Kırıla döküle yıldız

Sular evrile çevrile

Döğüşe döğüşe madde

Değişe tokuşa madde

Öyle bir vakte erdi ki devran

Döne döne esir

Döne döne gaz

Döne döne atom

Döne döne madde

Döğüşe çekişe madde

Vuruşa vuruşa madde

Ve zaman değişe değişe

Yosun titreşe, yeşilleşe

Işık dura değişe

Öyle bir vakte erdi ki devran

Ha dedi kırdı zincirini

İçerdeki adam

Demir bağrışa bağrışa

Zindan çağrışa çağrışa

Şöyle buyurdu ki Yusuf

 

 

Dört kitaptan daha büyük:

"Demek bu hayat,

Önce sana bana yük

Demek su kimin

Toprak kiminse

Motor, elektrik ve ışık kiminse

Demek sultan odur.

Demek insan bölük bölük.

Yaşıyorsan ölüyorsun demek.

Nasıl yaşıyorsan

Öyle düşünüyorsun demek

Demek insan

En yüce mertebede hayvandır

Yeni anladım

Alet kullanan ve yapan.

Tilki tarlayı masallarda sürer,

Manyetoyu çeviremez tavşan.

Devril başımdaki kader

Dökül dilimdeki yalan

Tutuş beynimdeki kibrit

Kirtim kirt

Kirtim de kirt

Kirtim de kirtim

Kirtim kirt"

Bir yandan demirciler

Demir döğer denge denk

Bir yandan boyacılar

Boya vurur renge renk

Bir yanda

Kurtuluş savaşları

Bir yanda esaret

 

Bir yanda termonükleer çağ

Bir yanda balistik şirret

Evvel madde

Ahir fikir

Dolan göğümdeki hava

Salın yanımdaki fakir

Salın proletarya

Geber başımdaki bit

Kirtim kirt

Kirtim de kirt

Kirtim de kirtim

Kirtim kirt

 

*Kirtim kirt: Halı tezgâhlarının çalışırken çıkardığı ses.

 

 

BİR İHTİYAR

Gidiyorlar!

Atları, terkileri,

Göğüslerinde gümüş köstekleri yoktur.

Gidiyorlar!

Baş açık, yalın ayak, ardı arkasına

Ümitten gayri ekmekleri yoktur

Sen

Vermişsin de sırtını meşeye

Koca ihtiyar!

Yolların, yolcuların

Akşamla değişen şeylerin haricindesin.

Hatıralarınla yaşıyorsun:

İşte yine

Getirdiler bohçasını önüne

 

İşliği, çakmağı, tabakası,

Çorabı, çakısı, ayakkabısı

Ve Zonguldak treni,

Zonguldak madeni, kömür havzası,

Çakmağı, işliği, ayakkabısı.

Ötede insanlar gidiyorlar.

İşte yine getirdiler bohçasını önüne:

Sarsan bir cigara daha

Vursalar orta telden Emrah’ı

Yüreğin tutar mı söylemeğe

Başa gelen halleri?

Bir buçuk ay gezdin dağları

Avutmadı gönlünü

Toprak kokusu, kekik kokusu, çiğdem, çiçekler.

Keklikler konardı

Bir o taşa bir bu taşa

Ha deyip de çekemedin tetiği.

 

Kınasını oynatamadığın

Düğününde oynıyamadığın

Körpe kuzu düştü yadına,

İndin bahçeye:

Dayadın sırtını duta.

Domatesler kızarmıştı,

Yılı değildi bal armudunun,

Adam boyunu geçmemişti tınaz

Sonra malûm

 

Şimdi toprağa bakamıyorsun.

Çifte salsan kara öküzü

Gözlerine bakamıyorsun.

Bütün gözler onun gözleri

Bütün çalışanların emeği,

Onun emeği.

Sonra malûm...

 

Zonguldak treni

Kömür dağları, kömür madeni

.............

 

İnsanlar gidiyorlar

Gurbete,

Şehire,

Kâra.

Sen bir efkâr gelmiş de ağlıyorsun.

(Dost Dost İlle Kavga)

 

 

UY KİRPİ KIZ KİRPİ

Kırmızı parıltılı ve narin

Bir kiraz dalı

Irgalandı

Has bahçenin içinde

Döktü çiçeğini bir bir

Ve gazaba geldi

Eğinli Bekir:

“Yıkılsın İstanbul, dedi

Yıkılsın İzmir

Lan hani benim ekmeğim,

Bu ne bok kader

Toprağım yok, tarlam yok.

Ne kadar

Toprak var dünyada oysa

Ömrübillah herkese yeter”

 

Irmağın üstünden

Bir sürü geçti allı pullu

Herhal meri keklik

Gider öyle gider.

Havada bulut

Havada alaca karga

Karganın ağzı var dili yok

Bekir’in arkası yok.

Dedi karga: yok

Ahmed’in de yok.

Demiri eriten kömür

Yiğidi eriten kahır

Ölem desen ölemezsin ki

Dünya dediğin de ne ki

Bir alabalçık sökemezsin ki

Dünyanın halısı kilimi çok

 

Bekir’in tarlası yok

Bir kirpi açıldı dikeninden

Gelincik yüzlü!

Uy kirpi kız kirpi

Bekir’in tarlası yok

Dedi kirpi: yok

Mehmed’in de yok.

Munzur’un başı kar ile duman

Bu belâlı başınan

Kime gidem yavri

Avuçta yok elde yok

Bir çekirge atladı

Eğri bacağıynan

Çekirgenin ağzı var dili yok

Bekir’in tarlası yok

Dedi çekirge: yok

Zeyneb’in de yok.

(Dost Dost İlle Kavga)

<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>


© 1996 - 2012 BOYUT YAYIN GRUBU
Koza Plaza A26 Tekstilkent 34235 Esenler, İstanbul   Telefon: +90 212 413 33 33 (pbx) | Faks: +90 212 413 33 34

info@boyut.com.tr

YASAL UYARI !

Bu sayfada yer alan bütün yazı, fotoğraf, resim, ilüstrasyon ve benzer diğer içerik özgündür ve Boyut Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. mülkiyetindedir. Kısmen veya tamamen hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet, Intranet, DVD, Video vs) izinsiz kullanılamaz.İktibas edilemez. Tüm içerik, gerçekleşebilecek telif hakkı ihlallerine karşı elektronik sistemlerce sürekli olarak kontrol edilmekte, tespit edilen ihlaller herhangi bir uyarıya gerek duyulmaksızın yasal işleme tabi tutulmaktadır.


4894 - unknown - 38.107.179.240