11 Şubat 2012 Cumartesi
Bu sitede şu an itibariyle 53.222 metin bulunmaktadır.

'Her Şey' Hakkında Her Şey


<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>

Ece Ayhan

 

 1931 Datça

Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesi’ni bitirdi. Memurluk, kaymakamlık, yayınevlerinde redaktörlük ve

editörlük yaptı. Pazar Postası, a, Yeditepe gibi dergilerde göründü. Türk şiirine getirdiği yeni solukla

İkinci Yeni akımın en çok sözü edilen şairlerinden biri oldu. Günce, deneme ve söyleşi türünde ürünler verdi.

 

ŞİİR KİTAPLARI

Kınar Hanımın Denizleri (1959), Bakışsız Bir Kedi Kara (1965), Ortodoksluklar (1968),

Devlet ve Tabiat ya da Orta ikiden Ayrılan Çocuklar İçin Şiirler (1973),

Yort Savul (Tüm şiirleri, 1977), Zambaklı Padişah (1981), Çok Eski Adıyladır (1982),

Çanakkaleli Melâhata İki El Mektup ya da Özel Bir Fuhuş Tarihi, (1991), Son Şiirler (1993),

Bütün Yort Savullar (Bütün şiirleri, 1993)

 

 

 

“İKİ ALAY”

1. Bir sadrazam ölmüş; faytonu yokuş aşağı Sirkeci’ye götürülüyor eller üzerinde. Kara bir gemiyle Eyüp Sultan’a gömülecektir.

 

2. Yerine atanan bir istimbot da rıhtıma yanaşmış sarı şeritli ak. Yukarı hükümete iktidara çıkıyor.

 

3. İki alay karşılaşır yolun ortasında. Bir gelgit. Ağır ve sert bakarlar birbirlerine durmak eylemi.

(Çok Eski Adıyladır)

 

 

MOR KÜLHANİ

1. Şiirimiz karadır abiler

 

Kendi kendine çalan bir davul zurna

Sesini duyunca kendi kendine güreşmeye başlayan

Taşınır mal helalarında kara kamunun

Şeye dar pantolonlu kostak delikanlıların şiiridir

 

Aşk örgütlenmektir bir düşünün abiler

 

2. Şiirimiz her işi yapar abiler

 

Valde Atik’te Eski Şair Çıkmazı’nda oturur

Saçları bir sözle örülür bir sözle çözülür

Kötü caddeye düşmüş bir tazenin yakın mezarlıkta

Saatlerini çıkarmış yedi dala gerilmesinin şiiridir

 

Dirim kısa ölüm uzundur cehennette herhal abiler

 

3. Şiirimiz gül kurutur abiler

 

Dönüşmeye başlamış Beşiktaşlı kuşçu bir babanın

Taşınmaz kum taşır mavnalarla Karabiga’ya kaçan

Gamze şeyli pek hoş benli son oğlunu

Suriye hamamında sabuna boğmasının şiiridir

 

Oğullar oğulluktan sessizce çekilmesini bilmelidir abiler

 

4. Şiirimiz erkek emzirir abiler

 

İlerde kim bilir göz okullarına gitmek ister

Yanık karamelalar satar aşağısı kesik kör bir çocuğun

Kinleri henüz tüfek biçimini bulamamış olmakla

Tabanlarına tükürerek atış yapmasının şiiridir

 

Böylesi haftalık resimler görür ve bacaklanır abiler

 

5. Şiirimiz mor külhanidir abiler

 

Topağacından aparthanlarda odası bulunamaz

Yarısı silinmiş bir ejderhanın düzüşüm üzre eylemde

Kiralık bir kentin giriş kapılarına kara kireçle

Şairlerin ümüğüne çökerken işaretlenmesinin şiiridir.

 

Ayıptır söylemesi vakitsiz Üsküdarlıyız abiler

 

6. Şiirimiz kentten içeridir abiler

 

Takvimler değiştirilirken bir gün yitirilir

Bir kent ölümünün denizine kayar dragomanlarıyla

 

Düzayak çivit badanalı bir kent nasıl kurulur abiler?

(Devlet ve Tabiat ya da

Orta İkiden Ayrılan Çocuklar İçin Şiirler)

 

 

 

GÖKYÜZÜNDE BİR CENAZE TÖRENİ

Düşmemiş Hezarfen Efendi’yle karşılaşır mı acaba?

 

Bir bakmışım baloncusu uçmuş kan mavisi balonlar

Kuşların vurulduğu mevsim Üsküdar iskele alanında

 

Bir bakmışım gökyüzünde gömülmez bir cenaze töreni

Ve aşağıda, yıkanmış balonlar demetinin başında

 

Kurşun ayaklı bir parmak çocuk, kırılır ağlamaz

Ölümü ustaca oyalayan babam öldürülmüş ben satarım

 

Kopmuş bir kocakarının da eteklerinde azat kuşları

Oğlum öldürülmüş ben satarım Üsküdar iskele alanında

 

 

 

MEÇHUL ÖĞRENCİ ANITI

Buraya bakın, burada, bu kara mermerin altında

Bir teneffüs daha yaşasaydı

Tabiattan tahtaya kalkacak bir çocuk gömülüdür

Devlet dersinde öldürülmüştür

 

Devletin ve tabiatın ortak ve yanlış sorusu şuydu:

–Maveraünnehir nereye dökülür?

En arka sırada bir parmağın tek ve doğru karşılığı:

–Solgun bir halk çocukları ayaklanmasının kalbine! dir.

 

Bu ölümü de bastırmak için boynuna mekik oyalı mor

Bir yazma bağlayan eski eskici babası yazmıştır:

Yani ki onu oyuncakları olduğuna inandırmıştım

 

O günden böyle asker kaputu giyip gizli bir geyik

Yavrusunu emziren gece çamaşırcısı anası yazdırmıştır:

Ah ki oğlumun emeğini eline verdiler

 

Arkadaşları zakkumlarla örmüşlerdir şu şiiri:

Aldırma 128! İntiharın parasız yatılı küçük zabit okullarında

Her çocuğun kalbinde kendinden daha büyük bir çocuk vardır

Bütün sınıf sana çocuk bayramlarında zarfsız kuşlar gönderecek.

            (Devlet ve Tabiat ya da Orta İkiden Ayrılan Çocuklar İçin Şiirler)

 

 

ÇAPALI KARŞI

Kollarında eski balık dövmeleri

teodor kasap perhiz ahali içmez

ay türkçe rakı çıkmıştır kapalı

ve geniş muhlis sabahattin’den

ayşe opereti ne güzel bir hiç

 

Üç yıllar var ki minyatürlere mahkûm

teodor’un o eski balık dövmeleri

ay osmanlılaşmış abi tüfekçi olmuş

ve korkunç taş gülmekler muhlis’te

gibi merdivenli bir sokaklar uzatmış

çiçek bahçelerine kaçabilsin ayşe

atlı tramvaylarla ne güzel bir hiç

 

İşte o biçim gecelerde kucaklamış

getirir enflasyon arkadaşlarını

kova abdülhamit akşam gazeteleri

dağlar gibi yalnızlık ne güzel bir hiç.

            (Yort Savul)

 

 

ORTA İKİDEN AYRILAN

ÇOCUKLAR İÇİN ŞİİRLER

Sivil ölümden konuşuyoruz dağılan neftilikler

arkadaşlar Makedonyalı kalın usta marangozlar.

Kapaklanır bir adam daha kaçıncı, aktığımızı görünce

ters çevrilmiş kente karşı işte onun denizlerine

delikanlı kotaklarımızı çıkarmış ve ırmaktır.

 

Erkek ölümden konuşuyoruz yeni ormanlardan

dahi “dikeni seven gülüne katlanır bir kadın”dan.

Haramiler ki kırkın üstünde artık sayıları

bir küçük tabut tabakada gezdirirler ölüleri fakfon

burunlarına çekmek üzre, ince çağrışımlıdır.

 

Ey orta ikiden ölerek ayrılan çocuklar! aslında başlayan

askerler tabiatta hâlâ tramvaydan Sirkeci’de mi inerler?

süsüne kaçılmamış bir cenaze törenine gitmek için.

(Devlet ve Tabiat ya da

Orta İkiden Ayrılan Çocuklar İçin Şiirler)

 

 

 

FAYTON

                                                                 Erol Gülercan’a

O sahibinin sesi gramofonlarda çalınan şey

incecik melankolisiymiş yalnızlığının

intihar karası bir faytona binmiş geçerken ablam

caddelerinden ölümler aşkı pera’nın

 

Esrikmiş herhal bahçe bahçe çiçekleri olan ablam

çiçeksiz bir çiçekçi dükkânının önünde durmuş

tüllere sarılı mor bir karadağ tabancasıyla

zakkum fotoğrafları varmış cezayir menekşeleri camekânda

 

Ben ki son üç gecedir intihar etmedim hiç, bilemem

intihar karası bir faytonun ağışı göğe atlarıyla birlikte

cezayir menekşelerini seçip satın alışından olabilir mi ablamın.

(Kınar Hanımın Denizleri)

 

 

 

YORT SAVUL

                                               Arif Çağlar için

 

1.         Atlasları getirin! Tarih atlaslarını!

            En geniş zamanlı bir şiir yazacağız

 

2.         Harbi karşılık verecek ama herkes

            Göğünde kuş uçurtmayan şu üç soruya:

 

3.         Bir, Yeryüzüne nasıl dağılmıştır

            Tarihi düzünden okumaya ayaklanan çocuklar?

 

4.         İki, Daha yavuz bir belge var mıdır ha

            Gerçeği ararken parçalanmayı göze almış yüzlerden?

 

5.         Üç, Boğaziçi bir İstanbul ırmağıdır

            Nice akar huruc alessultanlarda bayraksız davulsuz?

 

6.         Nerede kalmıştık? Tarihe ağarken üç ağır yıldız

            Sürünerek geçiyor bir hükümet kuşu kanatları yoluk

 

7.         Çocuklar! ile bile muhbirler! ve bütün ahali!

            Hep birlikte, üç kez, bağırarak, yazınız

 

8.         Kurşunkalemle de olabilir

            Yort Savul!

            (Yort Savul)

 

 

BİR ELİŞİ TANRISI İÇİN AĞIT

Peki nasıl oldu da hatırladı denizde boğulduğunu

nasıl oldu da peki anlatamıyorum biliyorsun

 

Öyle ölüme düşkündü ki biyoloji sıfır

bir şarkı yiyor şimdi şapkalarını orospular eksiliyor

 

Ama yok ne olur ağlama böyle ama yok

şunun şurasında tramvaysız, çocuk olmak turunç olmak

 

Kantocu peruz sahiden yaşadı mı patron?

(Kınar Hanımın Denizleri)

 

 

 

BAKIŞSIZ BİR KEDİ KARA

Gelir bir dalgın cambaz. Geç saatlerin denizinden. Üfler lambayı. Uzanır ağladığım yanıma. Danyal yalvaç için.

Aşağıda bir kör kadın. Hısım. Sayıklar bir dilde bilmediğim. Göğsünde ağır bir kelebek. İçinde kırık çekmeceler.

İçer içki Üzünç Teyze tavanarasında. İşler gergef. İnsancıl okullardan kovgun. Geçer sokaktan bakışsız bir Kedi

Kara. Çuvalında yeni ölmüş bir çocuk. Kanatları sığmamış. Bağırır Eskici Dede. Bir korsan gemisi! girmiş körfeze.

                                                                                                                               (Bakışsız Bir Kedi Kara)

 

 

 

BİR FOTOĞRAFIN ARABI

İlenç. İşte beni bu selenli harfiyle hiç bırakmıcek olan ilenç, gittiğim her yere götürdüğüm, gittiğim görünmeyen

köpeğim ilenç. –Kim benimle arkadaşlık edebilir? Kim? O Keşiş’in kanını taşıdığım söyleniyor ve durulmaz bir

çalkantıyla oradan oraya koşuyorum yalınayak ve küçücük çenemde büyük bir ben, kapalı güzelliğimle tanınıyorum

hâlâ. Lekesi gibi U.Çiçek. Çiçek satıcılığıyla başlamışım serüvenlerime. İplere dizili çiçekler ve çocuklar, gül kurusu.

Ama nasıl da büyülüymüşüm o zamanlar, bir pericik yüzünden bakılamazmış. Boş arsaları vardır yaz gecelerinde

hafifsi malta hummalarının. Kış gecelerinde de sonsuz beberuhili sanrıların harabeleri. Sonra taştan geçit. Elli

yaşlarında bir cadının çekmecesinde yaşıyorum, çivilenmiş. –Gerçekten, yaşıyor muyum acaba? Mevsimin ne

olduğu bilinmiyor ve ben pek üşüyorum. Gibi U.

 

... çiçek satıcılarının o sürgününde Kudüs’e gitmiş, Çalar Saat’e yerleşmiştim.. Bunları anmak, anmak bile istemiyorum ki..

Bitivermişti hemencecik, biriktirdiğim paralar çiçek karşılığı.. Bunca uzak İzmir’ler rehnedildim ben burada. Bu bir fotoğrafın

arabı olsun benden, eline geçecek mi bir gün? İbranca öğrenimi yaparken bir boliçede görünmeyen köpeğimle çektirdiğim.

Issız ve korkunç. Yapraklarını dökmüş ulu bir ağacın altında bir kanepeye incelikle ilişmiş olarak. –Yazıklandığımdan değil.

Geçmicek diyedir kaygılanıyorum. U.

                                                                                                                                          (Bakışsız Bir Kedi Kara)

 

 

VİŞNEÇÜRÜĞÜ ŞİİRLER

1. Kapkaragümrüklü ölçüsüz ayaksız Ali çocuklar

Asılmak bilirsiniz kesin tehlikeli ve yasaktır

Edirnekapı - Bahçekapı sarı kamu tramvaylarına

 

Haramiler Durağı’ndan Beyoğlanlıları öne alır

Ve delip geçer yedi kenti saatlerin en köründe

Halk kipiyle voyvooo! Ölüm! - Ölüm! tramvayları

Ardınca siz vişneçürüğü şiirlerimi bırakmıştır

 

2. Duyduk duymadık demeyin ha altıparmak çocuklar

Tam da kalfalığa giderken lekelenir çıraklar

Uyurlarken dahi o parmaklarındadır yüksükleri

Parça başı dikişler çıkabilir diye düşlerde 

 

Kim bilir kaç şiirdir kamburu göğsünde bir çocuk

Bir silkinecek ve bütün askeri okullara girecek

Karartma benizli bir roman çocuğu arkadaşı da

Demirkapı dolaylarında asker - sivil terzisi olur

 

3. Ali Korna kâğıdına basılmış parlak çocuklar ise

İstanbul padişahlarına çıkartılırlar beş numara - iyi mi?

           (Yort Savul)    

 

 

 

KINAR HANIMIN DENİZLERİ

Bir çakıl taşları gülümseyişi ağlarmış karafaki rakısıyla

şimdi dipsiz kuyulara su olan kınar hanım’dan

düz saçlarıyla ne yapsın şehzadebaşı tiyatrolarında şapkalarını

            tüketemezmiş hiç

 

İşte kel hasan bu kel hasan karanlığı süpürürmüş

ters yakılmış güldürmemek için serkldoryan sigaralarıyla

işte masallara da girermiş bir polis o zamanlardan beri sürme

            kirpiklerini aralayarak insanları çocukların

 

Ve içinde birikmiş ut çalan kadın elleri olurmuş hep

gibi bir üzünç sökün edermiş akşamları ağlarken kuyulara kınar

            hanım’ın denizlerinden.

            (Yort Savul)

 

 

AÇIK ATLAS

Hayattan ders veriyor diye öğretmenleri kızdıran

Tuzu bir bulmuş çocukları saklamadan güldüren dünyaya

Su kaçırmaz bir eşeğin sesine açıktır penceresi

Bir sınıfın, batı son dersinde, kuşluk vakti

 

Meşeler yapraklanınca bir tuhaf olurlar işte

Koparılmış kürt çiçekleri, hatırlayarak amcalarını

Azınlıkta oldukları bir okulda bile, sorarlar soru

Neden feriklerin ve eşeklerin memeleri vardır?

 

En arka sırada çift dikişliler, sınavda en öne

İntihara ve denizde nasıl boğulmaya çalışırlar

Yalnız Orta Doğu’da el altında satılan bir atlas

Kim demiş on sekiz yaşından küçükler okuyamaz

 

Bakıldı ki kum saati, ters çevrilmiş, çıt, usul isa asi olmuş

İkinci karnede babası yarısını silahıyla dışarda bırakıp

Öyle öğretildiği için saygılı, sınıfa giren parmak çocuğun

Boş yerine, girilmeyen bir dersin denizi, gelip oturmuş

 

Açık kalmış atlası, deniz taşmıştır, darılmasın Fırat ama

 

Hayatın orta öğretmeni sustu, dondu gülmeleri çocukların

Bir cenaze töreninde daha ölümü karşılamaya götürüleceğiz

 

Efendiler! Eşekler susabilirler

Ne yani çocuklar hiç gülmeyecekler mi?

            (Yort Savul)

 

 

DENİZİN ALTINDAKİ BANDOLAR

İşte ölüm şu derin taçlı şiirdir bak

Duman adamları maskeli katanalarıyla geçiyor

Çalan bir bandonun eşliğinde

Şimdiye dek ölünmeyen kentimizin üzerinden

Hiç değilse sokaklarında

 

–Sayın padişahım muhbir

Denizin altındaki bandolar da çalıyor muydu?

 

Parmak çocuk sorusu karşılığını da içinde taşır

 

–Ama şurasını unutuyorsun hep

Boğuldukları zamanki yaşlarıyladır çalgıcılar

 

Herhalde böyle bir şiire başlayan onu bütünler.

            (Yort Savul)

<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>


© 1996 - 2012 BOYUT YAYIN GRUBU
Koza Plaza A26 Tekstilkent 34235 Esenler, İstanbul   Telefon: +90 212 413 33 33 (pbx) | Faks: +90 212 413 33 34

info@boyut.com.tr

YASAL UYARI !

Bu sayfada yer alan bütün yazı, fotoğraf, resim, ilüstrasyon ve benzer diğer içerik özgündür ve Boyut Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. mülkiyetindedir. Kısmen veya tamamen hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet, Intranet, DVD, Video vs) izinsiz kullanılamaz.İktibas edilemez. Tüm içerik, gerçekleşebilecek telif hakkı ihlallerine karşı elektronik sistemlerce sürekli olarak kontrol edilmekte, tespit edilen ihlaller herhangi bir uyarıya gerek duyulmaksızın yasal işleme tabi tutulmaktadır.


5114 - unknown - 38.107.179.236