11 Şubat 2012 Cumartesi
Bu sitede şu an itibariyle 53.222 metin bulunmaktadır.

'Her Şey' Hakkında Her Şey


<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>

Egemen Berköz

 

 1941 Karadeniz Ereğlisi

Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi İtalyan Dili ve

Edebiyatı Bölümü’nü bitirdi. Çevirmenlik ve reklam şirketlerinde

metin yazarlığı yaptı. Yeditepe, Dost, Ataç, Yelken, Devinim gibi

dergilerde şiirleri yayımlandı. İtalyancadan şiir ve hikâye çevirileri yaptı.

 

ŞİİR KİTAPLARI

Çin Askeri Ah Devran (1966), Yalnızlıklar Yalnızlıklar (1977),

Bu Kitapta Sen Nerdesin? (1981), Yalnız ve Birlikte (1985),

Salvatore Qusşünoda (Seçme şiirler, 1995)

 

YA BEN Mİ, BEN

Kirlibeyaz yüzünde rüzgârın

Öfkemi dinlendiriyorum.

Giysilerim. Takvimin sonu.

Demirci topal ve sarışın

anlıyorum. Anlıyorum.

temellerine su sızan evleri

uzak kenti getiren günüme

günüme yaşlı bir ağacı

ağacı.

Dağda kar çoğaldıkça

kuzeyi kapatan dağda

daha esmer buranın çocukları

İstanbul daha uzak

ve bir ırmak tavrıyla kesiyor yolumu dere

ve her sözün başında

kökleri kemirilmiş, buğday

tarlada çürümüş, tütün

ya ben mi, ben

ne güzel ah özlemin

çoğaldıkça kar dağda.

 

Dağda kar çoğaldıkça

uzak bir gök iner gününe

ve gözlerinin içine vurur

kırpışan ateşi yalnızlığımın

ya ben mi, ben

temellerine su sızan evler için

yalnız o evler için.

 

 

BEYAZA KAÇAN

Yalnızlığı kurşunluyor geçmiş gün

kendime bakıyorum. Duvara

tebeşirle çiziyorum testiyi

mavi testi, gözleri

trahomlu esmer bir çocuk

gibi geliyor

gece. Lambam yanıyor.

Testi ve su. Usu

taş evlerin, ne anlatıyor

çobanların ezgileri

yatağımda bir kadın

sessizliği. Şu ovanın

toprakları bomboş, şu bodur ağaç

beyaz çiçeklerle

kalakalmış. Yalnızlığı

kurşunluyor geçmiş gün

kendime bakıyorum

tüylü kalpaklar dağlar ve uzun

bıyıklarıyla, hüznüme

katılıyor atlılar günden

koparak. Beyaz çiçeklerle ağaç

kalakalmış. Testilerle

su dökünülen sabaha karşı

bacası tüten bir ev demektir

alışmak, siyah saçlı

bir kadınla sevişmiş

gibi yaparak. Yere

kilimler seriliyor, çay

buruk insanları uzak Doğunun

ve afyon götüren

tüylü kalpaklar dağlar ve tüfek

sesleriyle

günden koparak, insanlar

karanlık. Duvara

tebeşirle yazıyorum. Testi.

Su. Yalnızlık. Belki

kalakalmış bomboş ovada

beyaz çiçeklerle ağaç, ağaç

çocukluk. Kendime

bakıyorum, ne anlatıyor

Rut tepesi, yalnızlığı

anlatıyor Rut tepesi. Rut tepesi

afyon. Duvara

tebeşirle yazıyorum. Afyon.

Kendime bakıyorum. Afyon.

 

 

ÇİN ASKERİ AH DEVRAN

İçim. Yeşil sarı ovada

İlkyaz selleri, gecenin

hüznü olur ve sığmaz, sığmaz

odama. İçim. Binlerce

hasır şapka, güneş

yakar ve divan sazı kırmızı şarap.

Türkümü söyler. İçim.

Benim türkümü söyler.

 

Karanlığı deler kırmızı. Yanar

toprak yanar toprak

sigaramın ucunda

karanlığı deler kırmızı.

                            Hoşçakal

derim günışığına. Gecem

benim gecem başlar, yağmuru

ve Vivaldiyi gecem

alır gelir. Susarım. Şiir yazarım.

Karanlığı deler kırmızı

sigaramın ucunda, yanar ellerin

yanar toprak ve alnım.

 

İçim. Dereboyunda çocuklar

çılgın çocuklar dereboyunda

ben uzağın türküsünü söylerim

döner devran ve binlerce

olur ah çocuk olur içim.

İçim. Ezgilenir.

                            Hoşçakal

derim yağmura ve sana

karanlığı deler kırmızı

sigaramın ucunda, yanar ellerin

yanar toprak ve alnım.

İçim. Çin askeri uzağı

ben uzağı bilirim. Bilirim.

(Çin Askeri Ah Devran)

 

 

BASİT BİR YALNIZLIK DA YETERDİ

Basit bir kareli defter de yeterdi

Samatya istasyonunu anlatmak için

akşamı beklerken

beklerken parçalanmış umutları

biraz önce yağmur yağmış o istasyon

hüzün dağıtırken

uzaktan bakanlara bile

kıyı yolundan geçenlere

ve yolculara ki hüznün kendisidir

biraz şairdir akşama doğru

anlayışla bakar istasyon şefi

hafif gülümseyerek

ve aldırmaz bile

ve birden gün geçer

aldırmaz

tirenlerle yolcularla yüklerle

biletlerle pasolarla geçer gün

ve Egemen Berköz evine döner

Kupkuru yüreği hüzünden

hat boyu kırık dökük ev içlerinden akşama doğru

bir gün bir kadın çamaşır asarken memelerini görmüştür

bir gün don fanle bir adamı sabah sabah pilav yerken

bir gün her gün çocuklar görmüştür kirli ve arsız

bir gün her gün insanlar biletler istasyon memurları

ve bir gün Egemen Berköz evine döner

Sabah midesi bozuk

öğlen fasulya kılçıklı

bir parti satranç oynamış

iki metin yazmış

Pavese’den birkaç sayfa okumuş

birkaç çıplak kadın resmi bakmış

pencerede birkaç dal ağaç

ve birkaç ondört onbeşinci kat uzaklarda

rüzgârda perde uçuşmuş durmuş

sonra aklında kaktüsleri

sonra Ben Shahn’nın ve Amerika’nın insanları

sonra Töbder’in ve Türkiye’nin insanları

sonra çantasında bir ufak yeni

sonra elinde bir küçük kavun

sonra içinde kıpırdanan bir şeyler

Egemen Berköz evine döner

Tirenden inip istasyondan çıkıp

istavritlere kolyozlara bir göz atıp

tırmanır Mütesellim yokuşunu

tırmanır Ünal apartmanının merdivenlerini

düşünür ta beşinci kat onaltı numaranın kapısına kadar

düşünür basit bir kareli defter de yeterdi

 

basit bir kareli defter de.

                                   (Bu Kitapta Sen Nerdesin?)

 

 

İÇ ZEHİRİ GİR KOYNUMA

GÖKYÜZÜ TANRIÇASI

1

Odaya sığındık.

Uğultu başladı.

Geceyarısı tireni

Muş tütünü

biber acısı

uğultu başladı.

Yağmur yağdı hüzn’ağdı

ay göğsümün içinde

deli çığlıklar attı

uğultu başladı.

Masada kahve fincanı telve

masada kül tablası izmarit

masada çiçeklik boş

masada ben yalnız

                          yorgun

bir boşluk. Uğultu başladı

bir dünyadır

düş uzun

uzun gece : kalbim

coşkun

ve kaçak

ve yağmura dönmüştür

ölümün yüzü

kaçak ve suskun

uğultu başladı...

 

2

Rüzgâr esmese

sen konuşsan, dümdüz olsa yollar

yürüyüp gidebilsek

gecede

gecede

bir bağlama başlasa

bir türkü

uzakta

kent

başlayacak birliktelik

uğultuyla

başlayacak

konuşacak yalnızlar

cesaret mi oynuyor

yalnızlar, kent

çökmüş bulanık

üstlerine, üstlerine

kapıları pencereleri yolları tıkayan

çocuk sesleri

üstlerinden çekilmiş ay

ay göğsümün içinde

emekli bir memur gibi gülümsüyor

korkuyu yanlış anlaşılmak gibi gülümsüyor

daha yakından bakınca

kaçmak ve

ölüm.

 

              Ölüm

gerilimi yumuşatır

derdi ninem,

ölüm evlerden ırak.

Nineciğim.

Muş tütünü

biber acısı

uğultulu.

Nineciğim.

Gök çöktü

bulanık, üstümüze

üstümüze umarsızlık

sessizlik büyüdü

ses oldu

coşkular coşkular ne oldu

yılgınız

gergin ah

burdan gitsek

uğultuyla

sabahla

burdan...

 

3

Yanmaya başladı birden

sobada

sönmüş sandığım odun.

Perdeyi çektim

gece yok artık.

Yalnız

önümde uzak bir insan haritası

düşlere daldım bir zaman

düşlerim

uğultularım

odamın tozlu camları

raflarım dergilerim kitaplarım yazılarım

akmaya başladı birden

toz toz

son bir parlamasıdır güneşin toz

son

bakmadan göz

toz

bomboş oturmalarım

toz

kımıltısız

toz

uğultularım

toz

bir tek dokunuş

toz

küçük çiçeklere gebe

yeni bir hayata...

 

4

İçinden hayat fışkıran bir ana başlamak için ne bekliyorsun?

 

İç zehiri gir dünyama

yalnızlık tanrıçası.

 

İşte akıyor ırmak!

İşte yükseliyor yapı!

İşte kaynıyor coşku!

Yaşamak için ne bekliyorsun?

                        (Bu Kitapta Sen Nerdesin?)

 

 

SENSİN

Ne kadar gençsin.

Dünya güzelisin.

Topraksın. Çiğli, yumuşak, ot kokusu.

Ağaçlar arasından bir yokuşsun, soluk kesen.

Denize inersin, coşkusun.

Bir telefonsun, kısık.

Bir habersin, taze.

Bembeyaz bir kâğıtsın, bekleyen.

Dünyasın.

Kavgam.

dinginliğim.

            (Bu Kitapta Sen Nerdesin?)

<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>


© 1996 - 2012 BOYUT YAYIN GRUBU
Koza Plaza A26 Tekstilkent 34235 Esenler, İstanbul   Telefon: +90 212 413 33 33 (pbx) | Faks: +90 212 413 33 34

info@boyut.com.tr

YASAL UYARI !

Bu sayfada yer alan bütün yazı, fotoğraf, resim, ilüstrasyon ve benzer diğer içerik özgündür ve Boyut Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. mülkiyetindedir. Kısmen veya tamamen hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet, Intranet, DVD, Video vs) izinsiz kullanılamaz.İktibas edilemez. Tüm içerik, gerçekleşebilecek telif hakkı ihlallerine karşı elektronik sistemlerce sürekli olarak kontrol edilmekte, tespit edilen ihlaller herhangi bir uyarıya gerek duyulmaksızın yasal işleme tabi tutulmaktadır.


5347 - unknown - 38.107.179.239