Fikret
Demirağ
10 Ocak 1940 Lefke / Kıbrıs
Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü’nü bitirdi. Kıbrıs
ortaokullarında
Türkçe öğretmenliği yaptı. Şiirleri Kıbrıs dergi ve
gazetelerinde,
Türkiye’de Varlık ve Dost dergilerinde yayımlandı.
Kıbrıs’ta Şölen,
Sanat Postası, Halkın Sesi gibi gazete ve dergilerin
çıkmasında emeği oldu.
ŞİİR KİTAPLARI
Tutku (1960), İkinin Yaşamı (1960), Esperanza (1962),
Açar Yörüngeler Çiçeği (1963),
Aşkımızın Şarkıları (1965), Kısa Şiirler Durağı (1968),
Ötme Keklik Ölürüm (1972),
Dayan Yüreğim (1974), Umut ve Dehşet Çağından Şiirler
(1978), Dinle Şarkımı (1982),
Akdenizli Şiirler ve Aşk Sözleri (1984), Adıyla Yaralı
(1986), Rüzgârda Ozan Türküleri (1986),
Hüzün Ana (1992), Limnidi Ateşinden Bugüne (1992), Seçme
Şiirler (1994),
Sırı Dökülmüş Kökayna, Yalnızlık, Gece Müziği (1994),
Şiirin Vaktine Mezmur (1996), Eros’un Oku (1998)
AŞK İRİSİ
GÖZLERİNİN POSTERİ
Her sabah acemi başlarım, yeniden
acıya ve Aşk’a, Hayat’a ve şiire
her sabah yeni baştan, acemi;
daha bu dünyada söylenecek şarkım çok,
daha acemidir yüreğim, ölüm, dur geri.
Ben ne zaman bir şarkıya başlasam
süsler yüreğimi sevgilimin gözleri.
Süsler acımın bulutdelen duvarlarını
sevgilimin Aşk irisi gözlerinin posteri,
ki beni de bekler savunulacak Hayat’ın
ve kavganın ‘ateş altındaki’ siperleri;
daha istemem assınlar ölümün duvarına
yüzünden yeryüzü selleri geçen resmimi,
Hayat’ı severken asmasınlar kimseninkini.
Sevgilim, önümüze ardımıza düşürmeye başladı
‘karanlık’, mermilerini.
Ne zaman bir güzellik sayfası yazmaya dursam,
umutlu bir Aşk’ı, Hayat’ın şiirini,
bir çıkarın ‘mitralyöz’ü durdu ateşe,
ama silemedi bendeki Hayat’ın iyi sesini,
bendeki Aşk irisi gözlerinin posterini.
(Eros’un Oku)
AŞK’IN VAKTİ YA ŞİMDİDİR YA HİÇBİR ZAMAN
I
Gelirken, içindeki rüzgâr seni getirdiği için gel,
sevişmek için gel, gelirken
Vaktinde gel. Sonra değil, şimdi
Birbirimize sunacak bir şeylerimiz
olduğu zamanda
Birbirimize birer asalak gibi
sarılacağımız zamana kalma
Bilirsin, Şiir’in ve Aşk’ın bakır çağıdır daha;
yalanlar içimizde, iç sesimiz bizden uzakta
Yalnız bunun için bile gelmeye değer
Vaktinde söylenmiş bir şarkıdır bu.
Yaz geçer hüzün kalır, yüzün geçer güz zeytinlerinden,
yüreğin akar bir gün senetlere sepetlere karışır
Önümüzde arkamızda homurdanan bir hayat!
Güzelim, daha ne kadar taşıyabilirim bilmem
bu acılı, yürek yoran şiir yükünü
İçimiz su şırıltıları, dışımız uğultularla dolu,
sen dantel inceliklerin kızı, ben barışsız gençliklerin
oğlu!
Dünya’nın çuvalı yalanla dolu,
koynunda tokuşan memelerin bir gün buruşur
Hayat, kural tanımaz bir engelli koşudur,
dev gölgeleriyle boğuşan yürek yorulur bir gün
koynun aşk kokarken, Dünya kokuşur.
Ölüm ki hiçbir şeyi bağışlamaz, aşkımızı hiç bağışlamaz,
çarpar bir gün kayığımız kayalara
Bir şey göster bana hayatımızda
sesi Ölüm’den güçlü bir şey
Demek ne kadar çok sevişirsek yanımıza o kalır.
(Eros’un Oku)
AŞK’A VE UMUDA BİR MEZARTAŞI
Seviyorsun. Neye göre? Ölçün ve nedenin ne?
Neden O’nu değil de beni? Paylaşmak mı talan mı;
herkes bir başkasında ‘kendini’ mi seviyor biraz?
Sorular ve kuşkular arasında geçip gidiyor Hayat.
“Seni kendime istiyorum! Seni kendime ayırdım!”
Aşk’ın ve sevişmenin bu mu -yoksa- anlamı?
Sonunda her şeyin gelip dayandığı
hormonal bir salgı mı? Ve geçip gidiyor Hayat.
Birer soru işareti olarak yaşadık ve gidiyoruz
kendimiz, birbirimiz ve birçok şey için;
yazısız bir taş istiyorum, sen de isteyebilirsin
bütün acılarımız, yağmalanmalarımız için.
Kesinlikle bir ozan’ım ben. Kesinlikle bir AŞK’sın;
kimler için, hangi zamanlar için olursa olsun -
Sen önsözünü yazarken, sonsözümü yazıyorum ben;
- Hayat nasılsa ‘aramızı’ dolduracak! -
(Eros’un Oku)
BİR SABAH SEVGİYLE UYANDIR BENİ
Acımın alnından öperek uyandır bir sabah beni
dışarıda güneşi ve baharı yağarken yağmur.
Yüreğimde bir müzikle uyandır beni
tüy parmaklarını ağrıyan yerlerimde gezdir.
Saçlarımdan zamanı geçirerek uyandır bir sabah.
Sen günün şiiri ol, ben şarkını besteleyeyim.
Sen narin bir nar fidanı gibi salın rüzgârda
ben yanında yaralı bir dize gibi durayım.
Aşk ve Şiirle barışan bir dünyaya uyandır bir sabah beni.
(Eros’un Oku)