Hüseyin Siret Özsever
1872 İstanbul - 27 Şubat 1959 İstanbul
Mülkiye İdadisini bitirdi. Hariciye ve Nafia
Nezaretlerinde çalıştı.
Abdülhamit döneminde sürgüne gönderildi. Avrupa'ya kaçtı.
Jön Türkler arasında yer aldı. 1908'den sonra memuriyet
ve
öğretmenlik yaptı. Önceleri Tevfik Fikret etkisinde
kaldıysa da
daha sonraları aşk, kadın, doğa ve gurbet üzerine,
sonraları
giderek yalınlaşan bir dille şiirler yazdı.
ŞİİR KİTAPLARI
Leyâl-i Girizan (1909), Bağbozumu (1928), Kıvılcımlı Kül
(1937),
Kargalar (1942)
TERENNÜM
Gördüm, seni sevdim güzelim gonce-yi tersin;
Sevmek mi güzel, yoksa sevilmek mi ne dersin?
Ben ağlıyorum.... sen de mi bitab-ı kedersin?
Sevmek mi güzel, yoksa sevilmek mi ne dersin?
Fark eyledim aşkınla bugün nur ü zalâmı;
Sensin geceler manzaramın mah-ı tamamı.
Lutf et! Bana anlat bu muamma-yı garamı;
Sevmek mi güzel, yoksa sevilmek mi ne dersin?
(Bağbozumu)
BOĞAZİÇİ NOTLARI
Akşamın rengi soldu gün gideli,
Batı maziye açtı bir dehliz;
Yaşlı bir levha şimdi mavi deniz
Abanoz gölgelerle çerçeveli.
Özledim pek şu köhne sayfiyeyi;
Orda oğluyla münzevi Ekrem;
Komşu gitmiş Sezai, bir görsem,
Onların hali belki benden iyi.
Bir gün elbet bu ayrılık bitecek.
Mevsimin son zamanı yaklaşıyor;
Kargalar ufka bir çelenk taşıyor,
Bu bahar son baharım olsa gerek.
(Kıvılcımlı Kül)
ADA'DAN DÖNERKEN
Bırakıp gidiyorum Ada'yı ilkteşrinde,
Sen yeşil bir kıyısın, ben dalgayım enginde;
Gözyaşlarım dolaşır yorulmuş eteğinde,
Ben ağlarım... uzaktan iniltimi dinlersin.
Mevsim yaprak dökümü, hep ağaçlar üşüyor,
Yaprak sanma, her daldan soluk bir ah düşüyor,
Düşünceli dağlara karaltılar üşüyor.
Yol üstünde geç vakit böyle kimi beklersin?
Baş ucundaki yıldız sönük gece kandili;
Şu geçen beyaz bulut yaşlı hicran mendili,
Rüzgâr atmış havaya, onu al da sevgili,
Derdinle ağlayanın gözyaşını silersin.
Sanırsın dertli ishak garib garib öttükçe,
Bir kırık dal altından ney üfler hazan gece,
Beyaz atkı omzunda meh-tâb dinler sessizce...
Ayrılık akşamıdır hazan gibi inlersin...