Hüseyin
Atabaş
10 Temmuz 1942 Trabzon
Ankara İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi’ne devam
etti. OYAK, ODTÜ
ve Ankara Büyükşehir Belediyesi’nde memurluk ve
yöneticilik yaptı. Türk
Dili, Oluşum, Varlık, Kıyı, Biçem, Dize, Sanat Dünyası,
Şiir Ülkesi, Yeni
Ortam, Cumhuriyet dergi ve gazetelerinde şiirleri yanı
sıra sanatsal ve
toplumsal konularda yazıları yayımlandı.
ŞİİR KİTAPLARI
Gelecek (1975), Yanarca (1979), Bitmeyen (1983),
Yüzün Bende (1988), İlkyaz Töreni (1993),
Saydam ve Gizli (1997)
YANARCA
Bakarken çocuğuna bir anne
gözleri mine mine açar ya işte öyle
hep öyle bakacağım sana dünya.
Günler önemli değil,
aylardan ister nisan olsun
ister mayıs;
direnmelere inat
hiç bir şeye benzemiyorsa da
ağzımdaki tat
seni unutmayacağım.
Hep bulmayı umarak
ve bir gün mutlaka kavuşarak
gökyüzünde maviye
yeşilin en güzelindeyken yaprak.
Bakarken çocuğuna bir anne
dudakları kıpır kıpır oynar ya
işte öyle yineliyorum adını.
Tam elim eline değecekken
bırakıp gitme...
Biliyor musun yarın anneler günü
çarşılar çarşılar
çarşılar kalabalık;
kimse sevemez günün doğuşunu
annelerin sevdiği kadar.
Seni anımsamıyorum sanma,
ölümün simgesidir unutmak;
ey gecelerin korkulu düşü
ey yürekleri tutuşturan yanarca!..
(Yanarca)
DİLEK VE ÖNERİ
İstemem diyor biri, istemem
yaşlanmasın kadınların hiçbiri.
Öldür onları öyleyse, diye önerdi
kendini bilmez şairin biri!..
BEDELİ ÖMÜR OLAN
Anlamıştım mevsimlerin değişeceğini
seni o sabah sesinden öptüğümde!..
Yağmur bulutları geziyordu üstümüzde;
aşk burcundayız aylardan ilkyaz kapısı,
kelebeklerin yazgısı ağıyor ömrümüze.
Kırağı vurmuş gibiydi sesinin rengi,
yine de vadileri gül kokuyordu teninin.
Dağlardan iniyordu gecenin ürpertisi,
yola sarkmış bir dal kuşkuydu yüreğin.
İçi daralıyordu bütün sevdiklerimin!..
Zamanı zamandan sağdın öyle bir anda;
ateşi çaldın, aşkı insanlara bağışladın!..
Yüreğimde denizleri kıpırdadı yurdunun
duydum, o anda hem beni öpüyordun
hem anne özlemini sürüyordun içinde.
Özgürlüğümüzün tarihini yazıyordun
ılık bir rüzgâr gibi okşadığın yerlerime.
Böyle bir günde nereden bilebilirdik
bir ömür olacağını bu aşkın bedelinin.
Dinle, sessizlik geziniyor sokaklarda!..
ÇELİŞKİ
Ölüm varsa anlamsızdır çelişki,
ne yolumuz belli ne yordamımız.
Senin koruduğun saçakaltı var ya
iki kırlangıç birlikte girsek
dışarda kalır leylek boynumuz!..
(Saydam ve Gizli)
SENSİZ GEÇEN YAZ
İzini sürdüğüm çöl göğünün gerçeği
sensiz geçen günleri bekledi yazla,
anasonlu gecenin biriktirdiği bulut
özlemleri kutsayan başak ve asma.
Eksiğinin biri sevmemekse insanın
sevdiğini söyleyememektedir öteki de!
Bütün yalnızlıkları bana bıraktın,
ben ki ustayımdır aşkımı gizlemede.
İncecik beline sarıldığım düşlerin
bana hep seni taşıdılar yokluğunda,
denizleri özleyip bozkırı öptüğümde
sensizliğin sesi yankıdı dağlarda.
Dağlar ve ayna, dışarda ve içerde
yansımanın aslı gölge, gözü ışıksa
içime eğilenin gördüğü gökyüzüsün,
ötesi ben, kırık dökük, paramparça.
Geleceğin günü bekliyorum yine de
menevişli karınca yeniği bir yürekle.
Salınan yaprağım esintide günboyu,
gel ki özlemler suya insin seninle!
(Saydam ve Gizli)