Mehmet
Başaran
1926 Lüleburgaz
Kepirtepe ve Hasanoğlan Köy Enstitülerini bitirdikten
sonra
çeşitli köy enstitülerinde öğretmenlik, gezici
başöğretmenlik
yaptı. İlk şiiri Köy Enstitüleri Dergisi’nde yayımlandı.
Yücel,
Varlık, Yeditepe, Yeni Ufuklar, Yansıma, Gösteri, Yazko
Edebiyat gibi dergilerde şiir ve hikâyeleri yayımlandı.
ŞİİR KİTAPLARI
Ahlat Ağacı (1953), Karşılama (1958), Nisan Haritası
(1960), Kocakent (1963),
Pıtraklı Memleket (1969), Gök Ekin (1975), Meşe Seli
(1982), Günler Tuz Rengi (1986),
Sis Dağının Başında Borana Bak Borana (1990), Eylülün
Kızgın Soluğu (1996),Koca Bir Troya Dünya (1997)
ÖYKÜ
Yıl kırk yediydi sonbahardı
Üstümde başka gök başka bulut
Cebimde param vardı
Tramvaylar taksiler emrime hazır
Durağım İstanbullar Ankaralardı
Yıl kırk yediydi sonbahardı
Demiri büken ellerim
Üzüm gibi saçım vardı
Bir güzel geçse sokaktan
İçim aşkla dolardı
Yıl kırk sekiz mevsim sonbahar
Ankara'nın taşına bak
Neden böyle gözlerim dolar
Neydim n'oldum n'olacağım
Şu feleğin işine bak
(Ahlat Ağacı)
BİR AFŞAR BOZLAĞIYIM
UZUNYAYLA’DAN
Birşeyler koparılıyor göğsümden
Hoyrat pençelerle
İğne deliğinden geçiyorum acıların
Dağılıp toparlanıyorum yeniden
Beni yalnız komayan bozkırda
Uzak düşler uzak düşler
Yüreğimden mi tütüyor
Sancının gökkuşağı
Bir yanım akıp gidiyor sularla
Taşlarla ışıyor bir yanım
Ben ağrıyım ben acıyım
Kapanmış bir okul kadar ıssız
Öğretmen Hatun Birsen
Gözlerim ellerim soluğum
Değişen filmler solgun raporlar
Çukurlu ay yüzü dersi
Akciğer röntgenlerim
Bir Afşar bozlağıyım Uzunyayla’dan
Uçan kuşlar uçan kuşlar
Onarabilir mi yaramı
İpildeşen yıldızlar
Ben umudum ben özlemim
Tümörüm onmazım zehirli çiçek
Canevimi dağlayan mavi ısırgan
Neyi sızlıyorum bu sancılarla
Bu mor ağrılarla yaşadığım ne
Gittikçe daralıyor soluğum
Bana mı sesleniyor
Yitirdiklerimin diliyle toprak
Patlayan tohumlar patlayan tohumlar
Duyuyor musunuz kırılıyor kabuğum
Ben de yeşereceğim sizinle
Ben sevgiyim ben yaşamım
ÖMRÜMCE
Ben ömrümce köylere gittim
Taşlar arasından ıssız yollardan
Garip akşamlar içine
Tek başına ışıdığı yere okulların
Avuçlarımla yüreğimi götürdüm
Nedir çekisi kişinin
Gördüm orada gördüm
Eğildim kardeşçe toprağa
Yüzlerini çizdim öğrencilerin
Gözlerini yıldız yıldız
Bir umut sardı gönlümü
Dağbaşlarını ısıttı sevgim
KARŞILAMA
İlk yazın ucu göründü
Harlayıverdi çiçek çimen
Kalktım Akçadoruğa çıktım
Bi ova serildi önüme
Karşıma bi dağlar dikildi
Elim ağzımda baka kaldım
Bir yanda dumanlı toprak
Bir yanda deniz
Eriklerin bademlerin şavkı vurmuş havaya
Ortalığı tutmuş zeytin
Gözlerim yeşile kesti
Hey ne dünyaymış dünyamız
Çamların heybetinde sesinde kaynakların
Yaşamak uğul uğuldu
Kımıldıyordu yamaçlarda tarlalar
Tepemde gök
Çevrilmiş üstüme sayısız sevdalı göz
Güp güp atıyordu yüreğim
Kıyısında söğütler göveren
Bir nehir yatağına dönmüştü içim
Üstüme üstüme geliyordu ıraklar
Yankısıyla nice ilk yazların
Coşkun sular geçiyordu
Derinlerimden
Yosunlu kayaların dibinde
Ordan ordan dürtüyordu tohum tomurcuk
Elimi uzatsam özgürlüğe dokunacaktım
Yeni düşünceler patlıyordu zihnimde
Açtım bağrımı güne güneşe
Eh beee
TARLA
Aklımda genişliyen hep o tarla
Güneşle tüter ince ince
Dinmiş sınırlarındaki ağrı
İlk tutkuların adı
Korkusunda serinliğinde
Hele yağmur sonları
Hele sürüldüğünde
Sanırsın insan yüreği
Diriliğin gücü sevinci
Kıpır kıpır derinlerinde
Çatlamış güzel günlerin tohumu
Bir mavi şavk içinde
Daya kulağını toprağa dinle
Özsuda sütte kandaki coşkunluğu
Uyanışı dinle dünya kırında