Metin
Eloğlu
11 Mart 1927 İstanbul - 11 Ekim 1985 İstanbul
Alaycı bir dille ve taşlamalı anlatımıyla yazdığı
şiirlerle tanınır.
İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi Resim Bölümü’nde okudu.
Resim yaparak sürdürdüğü yaşamında özel bir dil
oluşturarak
toplumsal sorunları ve insan ilişkilerini irdeleyen
şiirler yazdı.
ŞİİR KİTAPLARI
Düdüklü Tencere (1951), Sultan Palamut (1957), Odun
(1959),
Horozdan Korkan Oğlan (1960), Türkiye’nin Adresi (1965),
Ayşemayşe (1968),
Dizin (1971), Yumuşak G (1975), Rüzgâr Ekmek (1982), Hep
(1982),
Yine (İlk altı kitabının yeniden basımı, 1982), Şiirce,
(Üç kitabının yaniden basımı, 1982),
Ay Parçası (1983), Önce Kadınlar (1984). Şiirleri Adam
Yayınlarınca yeniden basıldı (1996)
XAVİER CUGAT
Amma da yaptın şıllık kız,
Dağlıysak, insan değil miyiz yâni?
Davarları sattık; vurduk üçbini,
Öküzleri sattık; vurduk beşbini,
Bu parayı mezara mı götüreceğiz?
Hele gel, seni vizon pöstekilere saram;
Koluma takıp, Kervansaray'a gidem;
Sana Chat-Noir'lar alam mı;
Kokluyanın burnu düşsün.
Joze İturbi'den, Xavier Cugat'dan
Sana pilâk alam mı?
O çalsın, sen tepinedur..
Seni eşek sütünden banyolara yatırıp,
Cemal'ini binliklerle yakam mı?
Naylon'una ne verem?
(Düdüklü Tencere)
UYAN
Hadi uyan
Günışığı çilemeye başladı başucunda
Denizler bir mavilik edindi günden
Seher yeline uyup kuşlar tüneğinden uçtu
Bu türküyü dinlemeyecek misin
Hadi uyan
Aydınlığa çık da çil gözlerin ışısın
İlkyazlar sıcağı biriksin yüreğine
Yoksul olsan da uyan
Garip olsan da uyan
Madem ki güzelsin, güzeli yaşatmak için
Madem ki iyisin, iyiliği yaşatmak için
Madem ki umutlusun, umudu yaşatmak için
Hadi uyan
Denizi dinle yaşamak desin
Toprağı dinle barışmak desin
Göğü dinle sevişmek desin
Bir plak konmuş gibi gramofona
İşte aşk işte özlem işte savaşmak gücü
Uyan diyor uyansana
Hadi uyan
Sevdiğim uyan
N’olur uyan
(Odun)
ŞİŞEDEKİ
Şişede durduğu gibi durmaz ki kâfir,
Tutar, insana yaşamayı sevdirir.
(Sultan Palamut)
ÇİLİNGİR SOFRASI
Bu zıkkımın yanında
Arnavut ciğeri ister, bir
Çiroz salatası ister, iki
Cacık ister, üç.
Adalet müsavat hürriyet demiye
Sadece yürek ister
(Sultan Palamut)
ELOĞLU
Eloğlu binlik bozdurur
Ben bozduramam
Eloğlu başını yastığa kor komaz uyur
Ben uyuyamam
Eloğlunun sofrasında dokuz türlü
Benim aç yattığım olur bazan
Benim evim gecekondu
Eloğlunda apartman
Eloğlunda ince müzik
Benimkisi aman aman
Benim kuru başım bana yeter
Eloğlunda karı kızan
Ben keçileri kaybettim
Eloğlunda usta çoban
Bu soyadı bana haram
(Sultan Palamut)
AŞKLAMA
Şaraptı rakıydı şuydu buydu
Kişi esrimeyi bir aşkta tatmalı ilkten
Dedim ya ondan gayrı korkuluğa güvenmem
İçtiğim hep aşktı benim gerisi tortu
Sevişik bir keçi yumukgöz oğlağına
Özüne aşk sızmış o sütü emziriyor
Yumurtasını bir kovuğa koyarken
Aşkı da koyuyor anaç zargana
Aşk mavisi tükendiyse o boşuna denizde
Bil ki diken bir çamurla örtülüdür sığlığı
Niye enez bu zambak diye sordular mıydı
Aşksız geçen günlerinde örselenmiş, de
Aşk bürünmeseydi de bak hiç şakır mıydı
Şu bi damlacık isketeyi tâ gagadan kuyruğa
Kişi gönlünü yitirdi mi ne yüzle çıkar sokağa
Yaşamda nesi varsa aşk işte onun adı
Ansıyın, aşkla yağdı da sular
Ondan kokulandı ıtır çekirdeklendi elma
Doğayla elele bizi üreten bir sevgi var
Evrende en soylusu sezdim ki bu çoğalma
BUZLUCAM
Camı kırmak çok kolay
Göğü hep göğertmek
Unu hiç acıtmamak
Çölü tez çimlemek
Er’i dişilemek
Piçi babalamak
Sonu ilklemek hemen
Zor olanı sen
ÇILGAR
Oralar yazın mı hâlâ, güpgüzel midir
Gayri şarapsadım ben, İstanbulsadım
Kuşladıysa gözlerimi bir sakar tavan
Sensiz günlerimi çarçur etmek içindir
Ama pörsümüş, gül bitine karmış bir sarı
Siner külçelenir tâ evimde barkımda
Pelit acısından yavuz bir özlem kiri
Yu canım usulcacık
Sen bunca umudumun çılgarı
Göğü maviltir bir kırlangıç yakamoz
Balıklar debreşir suda
(Horozdan Korkan Oğlan)
ARİF OLAN ANLASIN
Bahar gelir gelmez
Sokağa çıkar çıkmaz
Elif’i görür görmez
(Sultan Palamut)
SOFRA ADABI
Keşkek şu kazanda kaynar, benim bildiğim;
Şu güveçte helmelenir fasulya.
Kuzu şu karar ateşte çevrilir;
Tuzlama şu tabağa konur ille..
Yumurta şu sahana kırılır.
Çorba mı? Çorba şu kaşıkla içilir tabiî,
Hoşaf bu kaşıkla..
İster uskumru olsun, ister kolyoz,
İster orkinos, ister hanos;
Balık şu bıçakla kesilir..
Şarap siyahsa şu kadehe konur elbet,
Beyazsa bu kadehe
Yavan ekmeği nasıl yersen ye...
YİTİKÇİ
Hadi git azıcık İstanbul iste
Kosunlar o denizi bir çanağa
Bir çıkına elesinler o günlerimi
O yazdan Üsküdar’dan ne kaldıysa Elif’ten
Doldur ceplerine
Onlarda yoksa komşularında vardır
Tanırlar sevinirler
Beni bay Metin gönderdi, de
(Horozdan Korkan Oğlan)
HOROZDAN KORKAN OĞLAN
Kapı çalındığında ben belki uyumuşum
Belki azıcık bahçe dikiyorum bir saksıya
Şimdi yaz bahar ayı, kim kime kanıksıya
Evet, evliyim bir çocukluyum
Hayınlığı debreşti miydi bu kedinin
Çolak bir pençe içimi tırmalıyor
Elimi cebime sokuyorum, batıyor
Ucu, paslı bir iğnenin
Kardeşim, tavanda bile o sinsi ayakları
Hırsızlama bir duyarlık soluğumu kesen
Gök bile kuşladı ama hanimiş sen
Yoldukça üredi şeytan tırnakları
Hani İstanbul’u bu evin, hani zurnabalığı
Üç pencere ölüsünde bir daracık Üsküdar
O babacan acıkmıya varıyorum daradar
Sofrada bir tutam çamurlu hindibağı
Saframı kabartan birşey var kapı zilinde
Tam o kez yumurtluyor gözümün sinekleri
Hele o ham salılar, o haziran kökleri
Büyümüş gibi kendi dizidibinde
Ömründe hiç insan görmedi mi ne
Nedir o kuyulara iğiliği, damlara tırmanığı
Kanamış ibiğinden oğlanların ürktüğü
Horozlar eşiniyor zincirleme
Merdivene çömel de bak, cumbaya uzan
Gün battı çivileme
Sen açarsın kapıyı, daha gelmedi dersin
Yalan mı, her ikindi uğramam eve
(Horozdan Korkan Oğlan)
PASTIRMA YAZI
Dedim ya benim aşklarımın doğusu bura
Bura benim yarınımdan sakınan tel tel
Bura işte ilkyazından irkilip huylandığım
Dedim ya gün batmadan kunnamaz çakal
Işıtmaz solutmaz bir aşkın doğusu bu
Köpeklemiş havuzda boğum boğum kediler
Hoşundu be İstanbul hoşundu savsak günler
Çöl dünümle ikizlenen ne yavan olgu
Bu çağandan kalacak bir sünepe bildiri
Öncelenmiş yalanlarla yakapaça gidiyor
Olmaz olaydı bu yaz, demez olaydı şiir
Dedim ya aşkımızın en firavun günleri
Kaskatı bir güz içi daldım yazık hayatıma
Hasan diye birim vardı uzamış perçemleri
Ben, Güzin, yaz da bitti e sonra
Amcasına babasına pay veren çiçekleri
(Horozdan Korkan Oğlan)
YAVRU AĞZI
Kör aşı tutunca, ipeğe hızlanır iğdiş dut ağacı
Saklamakla olmaz bu, çocuğa söylemeli
Ben böyle iyiydim dersin, ite kaka götürürler;
çiçeklenmiş döngeller
Zift mavisi bir akşam iner, güme gider pencere
Boşuna bir gecede harcanır gündüz gücü
Sonunda kançanağı bir göz düşer menekşeliğe
Bir tutam saç, bir diş kökü, bir canlı tırnak
Tâ buğulu buğulu gübrelerin içinde
Güzellikle pembelikle şenlikle
Dilince söylemeli
Usulcacık büyüyor, kime büyüyor o
Ben niye sinirliyim, niye severim annesini
Çocuk bilmeli
Oğlum Hasan demeli
(Horozdan Korkan Oğlan)