Melisa
Gürpınar
1941 İstanbul
İstanbul İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi’nde
okuduktan sonra İstanbul
Belediyesi Konservatuvarı Tiyatro Bölümü’nü bitirdi.
Tiyatro öğrenimini
Londra’da sürdürdü. BBC Türkçe Servisi’nde ilk tiyatro
eleştiri yazılarını
okudu. Sanat dergisi yöneticiliği, özel profesyonel
tiyatro ve dernek
kuruculuğu, kurs öğretmenliği ve yazının pek çok dalında
ürün vermeye
yönelik çalışmalar yaptı. Sonraları yalnızca şiir
çalışmalarına ve tiyatro
eleştirmenliğine ağırlık verdi, tiyatro oyunları yazdı.
ŞİİR KİTAPLARI
Umut Pembeleri (1962), Yeni Bir Gün Şarkısı (1975), Gece
Yarısı Notları (1981),
Ara Beni Sevgilim Sözcüklerin İçinde (1983), Yaz
Mektupları (1985),
İstanbul’un Gözleri Mahmur (1990), Çocukluğum ve Ölümüm
(1992)
SESSİZLİK VE KAVGA
aylardan eylül’dü
bahçenin ucundaki ceviz ağacına doğru
yola koyuldum
önce incir ağacına uğrayacak
ve sonra kargaların düşürdüğü
çürük cevizleri kırıp yiyecektim
niyetim buydu
bahçemiz bir ülke kadar büyük
hayatımız unutulmuş bir düş kadar uzundu
herhalde öyleydi
günde kim bilir kaç kez
çocukluğumla doluyor defterim şimdi
bir o kadar da ölümümle
ve beni göğe götürecek melekler
bilseniz nasıl bana benziyorlar
tümü de mahzun yüzlü ve dokuz yaşında
düşmüş ıslak saçları alınlarına
bilmiyorlar gülmesini de
ağlamasını da
oturmuşlar usulca bir havuzun başına
bakıyorlar
yalnızca bakıyorlar bana
geride kalmaz mı hiçbir şey
diyorlar acaba
ne eylül ayı ne ceviz ağacı
tel bir yumurta sepeti gibi
asılı duran dünyada
sessizlik ve kavgadan başka
GÖZYAŞIYLA
SÖNER Mİ YANGIN
gözyaşıyla söner mi yangın
ey ölüm
ben ne aptalım
okunur mu yolladığım mektup
tutuşmuş br kalemle yazdığım
dağıldı oyuncak atımın boncukları
bütün çeşmeleri kurudu sokağımın
kapladı göğün yüzünü
kara bir örümceğin ağı
hâlden anlar mı acaba güneş
ama o hiç sokak çocuğu olmadı
uyumadı kaldırımda
farelerle yanyana
şair de olmadı hiç
beyaz ince bir dizeyle
bağlanmadı ay ışığına
bütün sayfaları uçtu hayatımın
sonunda mürekkebimle sulandı
ortanca saksıları
bir de sözlüğü olacaktı aşkın
sanırım eskiciye satıldı
ya kentim
daha yeni doğmuştu
acaba çingeneler mi çaldı ey ölüm
ben çok aptalım
arıyorum boş yere
kendi küllerime gömdüğüm ışığı
(Çocukluğum ve Ölümüm)