27 Mayıs 2012 Pazar
Bu sitede şu an itibariyle 53.222 metin bulunmaktadır.

'Her Şey' Hakkında Her Şey


<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>

Metin Altıok

 

 1941 Bergama/İzmir - 9 Temmuz 1993 Ankara

Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Felsefe Bölümü’nü bitirdikten sonra çeşitli işlerde çalıştı; öğretmenlik ve memurluk yaptı.

Şiirleri Dost, Soyut, Türkiye Yazıları, Türk Dili, Oluşum dergilerinde yayımlandı. Kendinin Avcısı adlı kitabıyla 1980 Toprak Şiir Ödülü’nü Ahmet

Telli’yle, İpek ve Kılabtan adlı kitabıyla H. Kocagöz 1989 Şiir Ödülü’nü V. Çolak’la paylaştı. Gerçeğin Öte Yakası adlı kitabıyla da 1991 Cemal

Süreya Ödülü’nü kazandı. Sivas’taki Madımak Oteli’nin yakılmasında ağır yaralandı ve birkaç gün sonra da öldü.

 

ŞİİR KİTAPLARI

Gezgin (1976), Yerleşik Yabancı (1978), Kendinin Avcısı (1979),

Küçük Tragedyalar (1981), İpek ve Kılabtan (1987), Süveyda (1990),

Gerçeğin Öte Yakası (1990), Dörtlükler ve Desenler (1990), Alaturka Şiirler (1992),

Yel ve Gül (1993), Soneler (Ölümünden sonra, 1994)

 

RÜZGÂRIN YIRTIK YERİ

Saçlarında şimşek parçaları, dilinde kırağı,

Sen kimin yetimisin,

Kimi bekliyorsun durduğun yerde?

Sağır bir günün sonunda dilsiz bir gece

Sarıp sarmalıyor seni,

Gökyüzü gıcırtıyla kapanıyor üstüne.

Bak ömrün yarılandı,

Karanlığı kullanmayı öğrenmelisin.

Yazısı akmış ıslak bir sayfa elinde,

Yara bere içinde morarıyor şiirlerin.

 

Artık tutunacak kimsen kalmadı,

Nasıl biliyorsan öyle düğümle zamanı.

Bütün ölümleri gör,

Birini evlat edin kendine.

Oysa sen, boş bir kabın taş darası.

Yine de denkleştirip gidiyorsun hayatı.

Tuzağa yem, hançere bağ oluyorsun.

Zehire katıyorlar seni, şair ne duruyorsun

Gemilere bin, trenlere atla.

Kimsenin umursamadığı, hiçbir işe yaramayan

Kaldır şu gereksiz tanıklığı ortadan.

 

Ne kadar tıkasan kulaklarını,

Duymamaya çalışsan

Göğsünde bir titreşimdir konuşmaları.

Görmesen seslerden anlıyorsun.

Kazdıkları çukuru, ördükleri duvarı.

Çakılsın buzdan çivilerle

Boynu bükük bir haçın üstünde.

Yerde buluyorsun kendini her sabah,

Yeniden gerilmek üzere,

Saçlarında şimşek parçaları, dilinde kırağı

Daha ne bekliyorsun durduğun yerde?

 

 

Katmerli yalanı gördün, yalınkat gerçeği,

Bilicinin ürpererek söylediği

Sevgi gereksinimlerini gördün kimilerinin,

Tırnaklarını denemek için

Yılanın deri değiştirmesini,

Gülüşün kurdunu, sineğini gözün;

Yüreğinde bir ağaç gürültüyle devrilirken,

Aksayarak yürüyen umudun arkasından

Gülün kanayan hüznünü gördün.

 

İşte tanıksın ölümün pazarlık ettiğine

Toptan ve perakende,

Pantolon ütüsünün keskinliğine,

Bozulup bütünlenmesine paranın,

Mevsimsiz bir çocuğun kekre yüzüne,

Yabancı işçiliğine martının

Deniz olmayan bir uzak ülkede,

Daha binlerce, binlerce şeye.

Yaz bunları ve imzala sana yetecekse.

 

Bana delik deşik bir yürekle

Pası küfü, çürümeyi söyle.

Yangın yerlerinin katran gözyaşlarını,

Bana göçüğün kırık kemiklerini,

Sancısını suyun, rüzgârın yırtık yerini

Ve bunlardan payına düşeni söyle.

Ne kadarı kaldı babandan,

Sen ne ekledin üstüne,

Acının sana getirdiği ürem ne?

Şair bana mutluluktan söz etme,

Beyaz baston kullanan bir dille.

 

İşte tanıksın daha nelere?

Testi gömüyorlar göğsüne eskisin diye,

Keçe gibi kimi zaman, parlatmak için

Bakır kaplara sürüyorlar seni.

Şair hiçbir tansık bekleme,

Dolaş yıkıntılar, çöplükler içinde,

Sen ey gülünç ve deli mesih;

Ölmeyi bilmediğine göre,

Saçlarında şimşek parçaları, dilinde kırağı

Pelteleşmiş yapışkan haçını

Islık çalarak sokaklarda sürükle.

 

 

ÖNDEYİŞ

Bedenim üşür, yüreğim sızlar.

Ah kavaklar, kavaklar!

 

Beni hoyrat bir makasla

Eski bir fotoğraftan oydular.

 

Orda kaldı yanağımın yarısı,

Kendini boşlukla tamamlar.

 

Omuzumda bir kesik el,

Ki hâlâ durmadan kanar.

 

Ah kavaklar, kavaklar!

Acı düştü peşime ardımdan ıslık çalar

(Küçük Tragedyalar)

 

 

OLSA OLSA

Ben alıştım elin

Alkış tutmasına,

Küfüne emeğin,

Akarsuyun pasına;

Yüreğime ısırgan

Bir hüzün de dolsa

 

Benim sevdamın

Burgaçlanan yarası,

Bu yetim güzle,

Öksüz kış arası;

Güldürür ancak

Bir piçi olsa olsa

(Alaturka Şiirler)

 

 

GÜNLERDEN

ÖYLE BİR GÜN

Günlerden öyle bir gündü;

Üstüne tarih düştüğüm.

Gözümün önüne geldi birden

Balkıyan güzel yüzün.

 

Ve yüreğim yandı söndü,

Ter bastı avuçlarımı.

Bir işlek kovan uğultusu

Kapladı kulaklarımı.

 

Uzandım usulca cigarama;

Yavan ömrüme katık.

Ben o gün öldüm gülüm,

Bir daha ölmem artık.

(Alaturka Şiirler)

 

 

KOR DÜŞSEYDİ

Kor düşseydi keşke yüreğime,

Bu yine anlaşılır olurdu.

İçimde suyu kesilmiş bir fıskiye,

Birdenbire buruşup soldu.

 

Hoşçakal diyebildim güçlükle,

Sesimi iğneden geçirerek.

Dönüp arkamı yürüdüm,

Adım adım gittikçe küçülerek.

 

Sen bana bir gurbet sundun,

Buğulu çocuk gözlerinle.

Öpüp başıma koydum,

Sevginin solgun güzelliğiyle.

(Alaturka Şiirler)

 

 

NE ZAMAN GELDİM SANA

Bütün gece bir saat tıkır tıkır işledi.

Düşündüm bütün gece

Kurulmuş bir saat gibi.

Elimde seçkin bir sözcük demetiyle,

Düşündüm gelip arasam seni.

Bütün gece bir saat tıkır tıkır işledi.

 

Vakti anlamak güçtü, ama kulağımdaydı sesi.

Bir saat suyun dibinde,

Kıvrımlar çizen yelkovanı akrebi.

Duydum çaldı gecenin bir yerinde.

Düş müydü, gerçek miydi?

Vakti anlamak güçtü, ama kulağımdaydı sesi.

 

Geldim mi sana, yoksa gelmedim mi?

Ne zaman kapatsam gözlerimi,

Hep o saat dibinde suyun

Ve ben yanında bir gemi leşi.

Belki hiç yaşamadım senin öznel tarihini.

Geldim mi sana, yoksa gelmedim mi?

 

Sen sırtına giymedin çiy tanelerini,

Avucuma düşmedi yılın ilk cemresi.

Seni hiç görmedim, sana gelmedim,

İkiye ayırmadık biz o tarihi.

Neden durmuyor öyleyse dipteki saat?

Sen sırtına giymedin çiy tanelerini.

 

Anılardır bir batığın koruyan gövdesini,

Acı verseler bile.

O saat, o çarpık saat duyuracak sesini

Düşümde, gerçeğimde

Sevgiyle kurarak kendi kendini.

Anılardır bir batığın koruyan gövdesini.

(Kendinin Avcısı)

 

 

ÖLÜMDEN KONUŞACAKTIK

Evet sırasıdır, ölümden konuşacaktık,

İntiharın ebruli ipliğiyle

Bir düğün gecesinde senin

Yakası işlemeli giysinden.

Kapı kapı dolaşıp, etamin ve goblen

Örtüler satan bohçacı ölümden.

Boynuna taktığın eğri taneli

İki sıra inciden konuşacaktık,

Seni ürküten tren sesinden

Ayı gölgeleyen tekinsiz gecede

Karşımıza apansız çıkıveren

O ihtiyar dilenciden.

 

Gel ölümden söz etmeden önce

Birşeyler içelim seninle.

Buğulu bir bardağın içinde,

Buzlu ve limonlu bir votkayla birlikte

Konuşalım ölümden,

Bir samanyolu olsun masamızın üstünde.

Hadi gel konuşalım,

Sulanmış bir taşlığın serinliğinde.

Akşamsefaları içinde,

Bir masa, birkaç sandalye

Ve ikimiz ölümden konuşalım,

Senin ağzında gül, benimkinde menekşe.

 

Yarına var mısın söyle?

Doğacak çocuğa, çığlığa, ishak kuşuna,

Rüzgârın savurduğu tohuma,

Kavağın pamuğuna var mısın,

Bir ağacın kavına,

Deri değiştirmesine yılanın,

Kozadan çıkan kelebeğe,

Hatmiye, kekiğe, atkestanesine?

Hadi gel öyleyse ölümden konuşalım.

Belki de tümüyle aykırıdır gerçeğe,

Ama ne olursa olsun biz yine

Ölümden konuşalım seninle.

 

Ölüm de vardır yaşadığımız her şeyde.

Bir bardak çatlarsa durduğu yerde,

Bir aşk ansızın biterse,

Ayna kırılırsa yüzünle birlikte,

Zamanıdır konuşmanın ölümden.

Bir çiçek olağanüstü güzellikte

Açıvermişse bir sabah,

Bir topal aksamadan yürümüşse,

Hadi gel ölümden konuşalım;

Yüzünü al basmış hasetçiden

Ve onun elindeki kuru değnek bile

Filizlenir sevgimizden.

(Kendinin Avcısı)

<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>


© 1996 - 2012 BOYUT YAYIN GRUBU
Koza Plaza A26 Tekstilkent 34235 Esenler, İstanbul   Telefon: +90 212 413 33 33 (pbx) | Faks: +90 212 413 33 34

info@boyut.com.tr

YASAL UYARI !

Bu sayfada yer alan bütün yazı, fotoğraf, resim, ilüstrasyon ve benzer diğer içerik özgündür ve Boyut Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. mülkiyetindedir. Kısmen veya tamamen hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet, Intranet, DVD, Video vs) izinsiz kullanılamaz.İktibas edilemez. Tüm içerik, gerçekleşebilecek telif hakkı ihlallerine karşı elektronik sistemlerce sürekli olarak kontrol edilmekte, tespit edilen ihlaller herhangi bir uyarıya gerek duyulmaksızın yasal işleme tabi tutulmaktadır.


5392 - unknown - 38.107.179.238