Mehmet
Çetin
1955 Ovacık / Tunceli
Yükseköğrenimini yarıda bıraktı. 70’li yıllarda yazmaya
başladı.
Şiirin yanısıra düzyazı ve söyleşiler yayımladı. 12 Eylül
1980’den
sonra politik faaliyetleri nedeniyle tutuklandı. 1988
Enver Gökçe
Şiir Ödülü’nü aldı.
ŞİİR KİTAPLARI
Rüzgar ve Gül İklimi (1988), Birağızdan (1989), Eylül
Çiçekleri (1990),
Hatıradır Yak Bu Fotoğrafı (1995), Aşkkıran (1997)
SU İÇİN
gamzeleri olsun geceleri ay doğsun düşüne
balıklar yüzsün içinde karıncalar su içsin
bir dağdan kopsun kar sularıyla çoğalsın
kim susamışsa aksın onun ağzına kalbine
her sabah yüzünü yıkasın çocukların
kırlardan geçsin sümbüllere uğrasın
çöllere uğrasın vaha olsun aşkın tubası
yakılan ormana dal olsun yeşersin öyle
gamzeleri olsun geceleri ay doğsun yüzüne
kavaklara gülümseyip salkımsöğüte eğilsin
unutmasın yoksulları uğrasın ekinlerine
namık şiir yazsın yine su için su için diye
gecesi ay olsun gamzesi olsun gülümsesin
acısın diktatörlere katillere bile acısın
amsterdam’a ay yoksul kırlara yağmur
çavlan olsun yağmur ormanlarına aksın
aksın ve silsin yeryüzünde ne kadar sınır
ne kadar sınırlama varsa insan kalbine dair
katliama dair ne varsa doğada silsin bir bir
geceleri ay olsun gamzeleri olsun gülümsesin
geceleri ay olsun gamzeleri olsun gülümsesin
rüzgara katılsın şarkı olsun çoğalan aşk olsun
BAĞIŞLAYIN GÖZLERİMDEKİ KIRMANCI
kovulduğum kırları alıp geldim kentinize
bağışlayın başınıza bela öfkemi
orman kalmadı yanacak, biliyorum
ev kalmadı yakılacak ki babam da öldü
biliyorum ama bir bekleyen var gibi orada
o dağları o baharı bekleyen ölümlü gözlerle
kovulduğum kırları da alıp geldim kentinize
dağ kokuyor demek güç şu soluğum için
belki inilti ve sümbül ve kan gibi bişey
ki dağlarından bıçaklanınca bir halk
çığ düşüyor düşlerine çünkü üşüyor
soğuk masal ve tarih kağıdı gibi
körleşen gözleri önünde annemin
ölüyor babam göz göre göre sürgün öldü
soğuk bir damga oluyor ömrüme bu ölüm
biliyorum bu kent sizin bu heykel bu sanrı
yıldız yalnızlığı bu gökavuntusu gecemi
alıp çocukluğum gidecek gecenizden
bağışlayın gözlerindeki kırmancı
doğduğu ev yıkıldı ormanı yakıldı kovuldu
çocuk gözleri bu yüzden hep yurtsuz kaldı
kuş ormanına kaçan ay ve şarkı ve ahı
alıp gideceğim yeryüzünden giderce
düşün ve bağışlayın beni o isli yüzünüzden
kovulduğum kırları da alıp gidiyorum işte
(Aşkkıran)
EŞGALİ DAĞLARA YAKIŞAN İÇİN
eşgalin dağlara yakıştı adın çocuklara
estin içten sevdin narkırmızı döğüşken
aşkın hüzün ülkesi dedin sürgüne elbet
nevruz ateşiyken ‘akadaşım’ken ölürken
sevdiğimiz şarkılara birağızdan hasret
eşgalin dağlara yakıştı adın çocuklara
andımızda kaldı özün uçurum kuşlarıyla
gittin de mecranda bunca ırmağı hırçın
bunca yangınla akranlarını bu sevdayla
ölümyaralı yurdunun çağrısına bıraktın
eşgalin dağlara yakıştı... kavgaya adın
(Birağızdan)