Necati
Cumalı
1921 Florina / Yunanistan
Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni bitirdikten sonra
avukatlık yaptı. Paris Basın Ataşeliği, İstanbul Radyosu redaktörlüğü gibi
görevlerde
bulundu. İlk şiiri, Urla Halkevi dergisi “Ocak”ta çıktı.
Şiir yanısıra hikâye, roman, oyun, deneme ve günce türündeki eserleriyle birçok
ödül kazandı.
ŞİİR KİTAPLARI
Kızılçullu Yolu (1943), Harbe Gidenin Şarkıları (1945),
Mayıs Ayı Notları (1947), Güzel Aydınlık (1951), Denizin İlk Yükselişi (İlk üç
kitabı, 1954),
İmbatla Gelen (1955), Güneş Çizgisi (1957), Yağmurlu
Deniz (Son iki kitabı ve yeni şiirler, 1968), Başaklar Gebe (1970), Ceylan
Ağıdı (1974),
Aç Güneş (1980), Bozkırda Bir Atlı (1981), Yarasın Beyler
(1982), Tufandan Önce (1983), Aşklar Yalnızlıklar (Toplu şiirler 1, 1985),
Kısmeti Kapalı Gençlik (Toplu şiirler II, 1986)
UZAK HAZİRAN
İki dudak arası bir zaman
Gözgöze geldikse geçerken
Mayıs’la Haziran arasında
Yağmurlu bir saçak altından
Aşktı uçup giden üstümüzden
Aşktı değip geçen yanımızdan
Uyanıp kış uykularından
Şubat’la Mart arasında
Eylül’le Ekim arasında
Yaz sularından kıyıya çıkan
İki adım arası bir zaman
Gözgöze geldikse geçerken
Günlük güneşlik bir kaldırımdan
Aşktı uçup giden üstümüzden
Aşktı değip geçen yanımızdan
Aşktı görmedik bilmedikse
Kimbilir hangi Eylül bir daha
Hangi uzak Haziran
(Güneş Çizgisi)
KARABATAK
Dalar gider pencereler önünde şimdi
Ilık yaz akşamlarını hatırlar
Vapurlar geçer bomboş güverteleri
Bomboş uzanan denizin üstünde
Aç bir karabatak dalar çıkar
Bilirim yalnızlık üşütür insanı
Kalp daima sevecek birini arar
Hatırlar bakışlarda kalan aşklarını
Avuçları hafif terli, yanakları al al
Ağaçlıklı yollarda akşam dolaşmalarını
İlk yıldızlar karanlık basmadan doğar
Hafif çiçek kokuları gibi uçar içiniz
Yavaşlar eve dönerken adımlarınız
Esen rüzgâra durur kulak verirsiniz
Bakışlarınız bütün kadınlarla karşılaşır
Daha önünüzde uzun bir yaz vardır
Bütün gün şurada burada gecikir oyalanır
Döner durur yatağında bütün gece
Ay ışığı, sıcak hava, tutuşturur kanını
Uykularını kaçırır en ufak bir düşünce
Şimdi rüzgârlar soğuk eser yüzünüze
Hüzün verir yağmur sularından geçen bulutlar
Bayırlarda yol alan posta arabaları
Şimdi birbirinden ayrı yaşar kurtlar, kuşlar
Sular çakıllardan ayrı akar
Dalar gider, gözleri büyür büyür de
Ilık yaz akşamlarını hatırlar
Avuçları hafif terli yanakları al al
Bomboş uzanan denizin üstünde
Aç bir karabatak dalar çıkar
(Güzel Aydınlık)
KISMETİ KAPALI GENÇLİK
Melih’e
Maçka’dan aşağı bir tütüncü tanıdık
Bir şişe rakı bir merhaba maksat hatır
Her akşam ayaküstü birkaç lâf atardık
Ardımdan o kalkar dükkânını kapatır
Ben açardım İstanbul’a karşı rakımı
İstanbul’a karşı iç iç düşün bu ne iştir
Günün bir yarısı çamur öbür yarısı
Durup dururken başlıyan o baş ağrısı
Bunca yıl yalan okuduk yalan dinledik
Aklına kim gelirse gelsin bağır ver veriştir
Üzgün kısmeti kapalı koca bir gençlik
Karşımızda canım İstanbul canım deniz
İçtik içtik kahırlandık bunca yıl dilsiz
Kimdik ki yaşamımızı berbat ettiniz
Sizlere el uzattık düşman gibi itildik
Fakat İstanbul dev gibi büyük bir şehir
İyi kötü ne günler görmüş geçirmiştir
Geceleri yorgun çocuklarının terli
Alınlarında o doğurgan ana eli
Dinlendirir dizlerinde ümitlendirir
Kimse alamaz elimizden bu ümidi
Bunca yıl bu ümit bizleri tutan dimdik
Neydik düne kadar daha üç beş kişiydik
Çektik kapıları çıktık evlerimizden
Meydanlara sığmıyoruz kardeşler şimdi.
(Kısmeti Kapalı Gençlik)
SONUNA GELİYORUZ
Sonuna geliyoruz dostum
Eksiliyor soframızda
Bir bir iskemleler
Duyuyorum içimde
Yeşeriyor baş verip
Toprağa vereceğim tohum
Bu yaştan sonra her şey
Uzak yakın bana eşit geliyor
Toprağı daha bir seviyorum
(Ceylân Ağıdı)
DENİZ GÖRÜNÜR
Sonunda deniz görünür
Çamlıklı bir tepeden
Devrilir önünde gök
Denizle dolar boşluk
O iyileştirici derin
Uçsuz yoğun mavilik
Çok eski umudundur
Uzanır senin olur
Okşar rüzgârı yüzünü
Gülersin bilmeden niye
Niye yemin ettiğin
Söz verdiğin kime
Sonsuz denizin eliyle
Kutsandın bağışlandın
Denizsin artık sen de
Ey mutlu ölümlü
(Bozkırda Bir Atlı)
URLA
Diyelim bir masa var önümde
Elimde bardak
Oturmuş içiyorum
Bardak mı Urla mı tuttuğum?
Bardağı masaya
Tak!
Vurdum mu vurdum
Masaya dönüyorum
Urla, uzak, uzak, uzak!
Diyelim oturmuş yazıyorum
Birden duruyor kalem
Bir görüntü ak kâğıtlarda
Ev ev sokak sokak
Yine Urla oluyor konum.
Bir ağız mızıkam var
Üflüyorum
Re mi fa sol la
Bir si giriyor araya
– Ya Urla?
Bardak değil o baylar
Tak!
Masaya vurduğum
Hak arıyorum
Düpedüz hak!
Bütün mahpus kasabalar
Küçük ölü kentler
Soyulan tarla tarla
Onlardan biridir Urla!
Yavaş yavaş sarhoş oluyorum...
BABA EVİ
Durmuş bakıyoruz
Baba evine. Senin
İlk görüşün gelinim,
Alt yanı bir ev sana göre
Çatlak duvarın biri
Boyasız kapı pencere.
Bense sesler duyuyorum
Ayak sesleri merdivenlerde
Kapılar açılır kapanır
Pencerelerde saçlar gözler
Karşılar beni sevinçle
Uğurlar hüzünlenir.
(Bozkırda Bir Atlı)
LİRİKLER
XXIV
Geldin o yağmurlu gün
Islak iskarpinlerin
Çoraplarını çıkardın
Uzandığında çıplak
Diri güz çiçekleri
Dağıldı yatağıma
(Kısmeti Kapalı Gençlik)
ÇIPLAK
Bereketli göğüslerin
Dudakların aşkla ıslak
Cennetten kovulan ırmak
Yatağımda çırılçıplak
Her gece gürül gürül ak
Yıkık yönlerimi götür
Umutsuzluğumu yıka
Yarına beni değiştir
Geldiğin yerlerim yeşil
Gittiğin yerlerim kurak
(Başaklar Gebe)
GÜLER'İN AŞKI
Güler'in aşkı içimde
Gizliden gizliye gelişti
Tohumlar taneler gibi
Usul usul boy attı
Gündüz işimde gece düşümde
Güzdü, yağmurlar yağdı
Ovalar bayırlar yeşerdi
Nasıl oldu anlamadım
Yürüdüm, yanımda yürüdü
Adımlarım adımlarına alıştı
Şu İzmir'e gide gele
Aylar haftalar geçti
Çarşı, deniz kenarı, bahçe
Nerede gördümse Güler'i
Aklımda yazılı kaldı
Güler'in aşkı içimde
Meraktı sızıydı önce
Hasretti, gariplikti
Şimdi kollarımda arzu
Kanımda sıcaklık neşe
(Güzel Aydınlık)
KIZILÇULLU YOLU
Hıdırellez günü, Kızılçullu yolu
Beni herkes severdi çocukluğumda
Arabacı yanına oturtur
Kırbacı bana verirdi.
Ben Fıtnat hanımın oğlu,
Zayıf bir kızı severdim
Gözlerinin içi gülerdi.
Hıdırellez güneşi,
Beraber tırmanmadık mı ağaçlara?
Siz kanatmadınız mı ellerimi
Elma çiçekleri?
(Kızılçullu Yolu)
GÖLGE
Ben senin gün ışığında
Saçlarını buğdaylar gibi uzar gördüm.
Gökler, denizler gibi bakardım
Gülen ağlayan gözlerine.
Ben senin ellerinin
Sıcaklığını duydum avuçlarımda
Yazlar, kışlar geçti unutamadım
Bilirdim, küçük kalbin
Nasıl iyilikle sevgiyle çarpar
Bilirdim neler düşünürsün susunca...
Ah, bir gün bir bulut üstümüze gölge edecek
Güzel yüzün, kaybolacak aynalarda sularda
Öyle sönen lâmbalar gibi alacakaranlıkta
Gelecek ölüme razı değilim.
Adını yazıyorum, saçlarını çiziyorum
Eğilip düşünüyorum boş kâğıtlara
Sensin işte, yalnız sensin sevdiğim
Her haline ayrı bir şiir söylemeliyim.
(Mayıs Ayı Notları)
YENİ BİR AŞKTAN ÖNCE
O zamanlar ben her gün
Vapurları karşılamaya giderdim
İstasyonlarda dolaşırdım
Tren saatlerinde.
Vaktimi parklarda,
Caddelerde geçirirdim
Ah, nerden bileyim?
Yeni bir aşktan önce dolaşıldığını
Böyle yerlerde.
(Kızılçullu Yolu)
EKSİK GÜNEŞLER
Kaç günümüz varsa şunun şurasında
O kadar güneşimiz var
Her günlük hakkımızdır mutluluk
Anla
Dün bugün eksilen güneşler
Ödenmez yarınla
(Güneş Çizgisi)
YAĞMURLU DENİZ
Bırakın beni
Dışarda yağan yağmurlar alsın
Yanısıra yağan yağmurların
Kaldırımların dibinden dibinden
Mutludur denize doğru giden
O her gün oyuklarından yere iner
Yaprak yaprak merdiven bir ağacın
Biraz dudak boyar biraz taranır
Önünde içi yağmur dolu bir aynanın
Çıkar adımlarını yağmurlara bırakır
Açıklarda denizin üstünde yüzen
Yağmurlarlayım ben
Aşk yorgunu dinlenen
(Yağmurlu Deniz)
SOĞUK KIŞ GECELERİ
Soğuk kış geceleri odama
Ansızın bir kadın hayali girer
İlerler yavaş adımlarla
Masamı düzeltir, omuzlarımı örter
Elleri güller beyazlığında.
Dışarda gece zifirî kara
El ayak ortadan çekilmiştir
Rüzgâr deli deli eser
Dalların gölgeleri sokak boyunca
Kaldırımlarda uzar, titreşir.
Sefih yüzler, kötü kişiler
Karanlıkta yaşayan kim varsa
Üşüşür peşinden camlara
O bana şahin önünden
Kaçan yavrular gibi gelir.
Bak, der, ne haldeyim
Ne haldeyim bil
Ne arzum kaldı, ne hevesim
Kapılara duvarlara benzedim
Uyurum uykularım uyku değil!
Güzelim, kadınım, gülüm nergisim
Bilemedim, bir hata ettim bağışla
Bağışla, ne ettimse kendime ettim
Sen gideli gün günden tazelendi derdim
Sen gideli yüzüm gülmedi bir daha.
Dışarda gece zifirî kara
El ayak ortadan çekilmiştir
Rüzgâr deli deli eser
Dalların gölgeleri sokak boyunca
Kaldırımlarda uzar titreşir...
(Güzel Aydınlık)