Niyazi Akıncıoğlu
1916 Kurudere Köyü / Kırklareli - 1979 Kırklareli
“Toplumcu 1940 Kuşağı” şairlerindendir. İstanbul
Hukuk Fakültesi’ni bitirdikten sonra avukatlık yaptı.
İnsan, Yürüyüş, Yeni Edebiyat, Ses gibi dergilerde
şiirleri yayımlandı. Halk şiiri geleneğinden yararlanan
toplumcu gerçekçi şiirleriyle ünlendi. 1952’de ceza
yasasının 142. maddesine aykırı eylemde bulunduğu
savıyla tutuklandıysa da beraat etti.
ŞİİR KİTAPLARI
Haykırışlar (1938), Umut Şiirleri (Yeni anlayışla
yazdığı tüm şiirleri, ölümünden sonra, 1985)
YAĞMUR DUASI
Görünmez ellerin sağdığı bulut,
Yağmur ki Allaha bağlanan umut;
Ellerini göğe kaldır açık tut:
Tarlada çamur teknede hamur
Ver Allahım ver sellice yağmur!
Ve bağrını toprak, avuçlarını el
Açıyor göklere; yağmur tek emel.
Ağlanmaz götürse yavruyu bir sel:
Tarlada çamur teknede hamur
Ver Allahım ver sellice yağmur!
Çatlak dudaklarını ıslatmıyor kan,
Toprakta yangın var, toprakta volkan.
Allaha gönderilen elçi: Kurban.
Tarlada çamur teknede hamur
Ver Allahım ver sellice yağmur!
(Umut
Şiirleri)
İÇLENME
Dün;
hatırımda değil
belki geçen gün
turnalar geçti de bir garip oldum.
Soyunuverdi gönlüm,
yılları bir bir,
söğüt dalı atım kişnedi geldi.
Sonra yine ağır ağır büyüdüm,
mes'ut yalnızlığına erdim ömrümün.
Seni düşündüm;
bekâr yastığımın hararetini
sevdalı hürriyetimi düşündüm;
garipliğim ondandır.
Neydi o günler!
Sen yoktun, hasretin vardı;
sıla vardı, gurbet vardı.
Gün doğuyor,
Güneşi selâmlıyalım
kimi mahzun gözler üstüne;
kimi uykusuz sabahı bekleyen
hayata koşalım.
Fakat ölmek var kitapta,
dönmek yazmıyor.
(Umut Şiirleri)
NAĞME
I.
Seni nasıl unutabilirim,
Ekmeğim senden, suyum elinden
Bir kere sevmişim, yarim demişim;
Nasıl inkâr ederim, nasıl bir tanem.
Gün olmuş ağlamışım
Gülmüşüm, sevinmişim.
Elveda etmiş uykum
Omuz silkmişim;
Bir başka olmuşum senin yüzünden;
Nasıl inkâr ederim nasıl şahanem.
Terk edip evi-barkı
Şair olduğum doğru.
Ve doğru adına kadeh kırdığım
Gözüme aldığım cümle belâyı.
Kuşlara selâmım
Bulutlardan korkum
Yalan değildir.
Ve sebepsiz değildir:
Yürümem, oturmam
Kitap okumam...
Bekçilerle aram niçin süt-liman
Niçin yalnız gezerim korkmadan, utanmadan?
Muhtar da bilir, kâhya da bilir
Sevdalıyım ben ve güzelsin sen;
Nasıl inkâr ederim, nasıl Şaziyem!
SELAM
Selamın geçiyor besbelli,
yeşerdi telgraf direkleri;
seneler sonrası, ormanından ayrı.
Bir sevinçtir aldı kırlangıçları,
rastgele öpüştüler;
düşünmeden günahı, öbür dünyayı.
Ben deli-divane olsam,
çok mu görülür?..
MUTLUCA ŞİİR
Yeni doğmuş gibiyiz,
kitaplarımız, defterlerimiz yeni
Dünya eski bile olsa,
gün aynı günse de
bacamız tüter,
destilerimiz dolu.
Elden öğün beklenmez oldu,
beş parmağında beş hüner,
mutludur insanoğlu.
Evimiz-barkımız var,
alıştık lezzetine sofranın;
sütü yetiyor çocuklarıma
hoşnuduz, karımız var.
Ve dünya habersiz değildir bizden,
her taşın altında künyemiz yazar.
Suyu, söğüdü bizden
nehirler dolanır bizi ararlar;
eri, öğdülü bizden
ermeydanında bizi bilir, sorarlar.
Ve ben her allahın günü şairim;
dört mevsim, bahardır şiirlerimde.
Yağmur, renkli yağar,
gönlümce eser rüzgâr;
Çinimaçinden öte masal bilirim.
Kızları çeyizler gelin ederim,
Kırkgün-kırkgece düğünlerinde;
ve çocuklar büyür nar gürbüzlüğünde.