27 Mayıs 2012 Pazar
Bu sitede şu an itibariyle 53.222 metin bulunmaktadır.

'Her Şey' Hakkında Her Şey


<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>

Orhan Veli Kanık

 

 13 Nisan 1914 İstanbul - 14 Kasım 1950 İstanbul

Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü’nden, öğretimini tamamlayamadan ayrıldı. Bir süre memurluk yaptı.

İlk şiirleri 1936’da Varlık dergisinde yayımlandı. Şiiri birtakım kalıplardan kurtararak yalın bir dil kullandı.

Garip ve Birinci Yeni denilen şiir anlayışının öncüsü oldu. Sıradan insanların hayatını, karamsarlıklarını,

ümitlerini esprili bir dille anlattığı şiirleri büyük ilgi gördü. Türk şiirine yeni bir ses getirdi. Ölümünden

önce 28 sayı yayımlanan Yaprak dergisini çıkarıyordu.

 

ŞİİR KİTAPLARI

Garip ( 1941, O. Rifat ve M. Cevdet Anday’la birlikte), Vazgeçemediğim (1945), Destan Gibi (1946),

Yenisi (1947), Karşı (1949), Nasrettin Hoca Hikâyeleri (1949), Bütün Şiirleri (Derleyen: Asım Bezirci, 1975)

 

 

DEĞİL

Bilmem ki nasıl anlatsam;

Nasıl, nasıl, size derdimi!

Bir dert ki yürekler acısı,

Bir dert ki düşman başına.

Gönül yarası desem...

Değil!

Ekmek parası desem...

Değil!

Bir dert ki...

 

Dayanılır şey değil.

(Vazgeçemediğim)

 

TREN SESİ

Garîbim;

Ne bir güzel var avutacak gönlümü,

Bu şehirde,

Ne de bir tanıdık çehre;

Bir tren sesi duymayagöreyim,

İki gözüm,

İki çeşme.

(Vazgeçemediğim)

 

İSTANBUL TÜRKÜSÜ

İstanbul’da Boğaziçi’nde,

Bir fakir Orhan Veli’yim;

Veli’nin oğluyum,

Târifsiz kederler içinde.

 

Urumelihisarı’na oturmuşum;

Oturmuş da, bir türkü tutturmuşum:

 

“İstanbul’un mermer taşları;

Başıma da konuyor, konuyor aman, martı kuşları;

Gözlerimden boşanır hicran yaşları;

Edalı’m,

Senin yüzünden bu hâlim,”

 

“İstanbul’un orta yeri sinama;

Garipliğim, mahzunluğum duyurmayın anama;

El konuşur, sevişirmiş; bana ne?

Sevdalı’m,

Boynuna vebâlim!”

 

İstanbul’da, Boğaziçi’ndeyim;

Bir fakir Orhan Veli;

Veli’nin oğlu;

Târifsiz kederler içindeyim.

(Vazgeçemediğim)

 

SEVDAYA MI TUTULDUM?

Benim de mi düşüncelerim olacaktı,

Ben de mi böyle uykusuz kalacaktım,

Sessiz, sedasız mı olacaktım böyle?

Çok sevdiğim salatayı bile

Aramaz mı olacaktım?

Ben böyle mi olacaktım?

  (Garip)

 

BİR İŞ VAR

Her gün bu kadar güzel mi bu deniz?

Böyle mi görünür gökyüzü her zaman?

Her zaman güzel mi bu kadar,

Bu eşya, bu pencere?

Değil,

Vallahi değil;

Bir iş var bu işin içinde.

(Yenisi)

 

DENİZİ ÖZLİYENLER İÇİN

Gemiler geçer rüyalarımda,

Allı pullu gemiler, damların üzerinden;

Ben zavallı,

Ben yıllardır denize hasret,

“Bakar bakar ağlarım”.

 

Hatırlarım ilk görüşümü dünyayı,

Bir midye kabuğunun aralığından:

Suların yeşili, göklerin mavisi,

Lâpinaların en hârelisi...

Hâlâ tuzlu akar kanım

İstiridyelerin kestiği yerden.

 

Neydi o deli gibi gidişimiz,

Bembeyaz köpüklerle, açıklara!

Köpükler ki fena kalpli değil,

Köpükler ki dudaklara benzer;

Köpükler ki insanlarla

Zinaları ayıp değil.

 

Gemiler geçer rüyalarımda,

Allı pullu gemiler, damların üzerinden;

Ben zavallı,

Ben yıllardır denize hasret.

(Yenisi)

 

AYRILIŞ

Bakakalırım giden geminin ardından;

Atamam kendimi denize, dünya güzel;

Serde erkeklik var, ağlıyamam.

(Karşı)

 

SERE SERPE

Uzanıp yatıvermiş, sere serpe;

Entarisi sıyrılmış, hafiften;

Kolunu kaldırmış, koltuğu görünüyor;

Bir eliyle de göğsünü tutmuş.

İçinde kötülüğü yok, biliyorum;

Yok, benim de yok ama...

Olmaz ki!

Böyle de yatılmaz ki!

                                         (Yenisi)

 

DALGACI MAHMUT

İşim gücüm budur benim,

Gökyüzünü boyarım her sabah,

Hepiniz uykudayken,

Uyanır bakarsınız ki mavi.

 

Deniz yırtılır kimi zaman,

Bilmezsiniz kim diker;

Ben dikerim.

 

Dalga geçerim kimi zaman da,

O da benim vazifem;

Bir baş düşünürüm başımda,

Bir mide düşünürüm midemde,

Bir ayak düşünürüm ayağımda,

Ne haltedeceğimi bilemem.

                                        (Karşı)

 

BİRDENBİRE

Her şey birdenbire oldu.

Birdenbire vurdu gün ışığı yere;

Gökyüzü birdenbire oldu;

Mavi birdenbire.

Her şey birdenbire oldu;

Birdenbire tütmeye başladı duman topraktan;

Filiz birdenbire oldu, tomurcuk birdenbire.

Yemiş birdenbire oldu.

 

Birdenbire,

Birdenbire;

Her şey birdenbire oldu.

Kız birdenbire, oğlan birdenbire;

Yollar, kırlar, kediler, insanlar...

Aşk birdenbire oldu,

Sevinç birdenbire.

                                               (Bütün Şiirleri)

 

İSTANBUL'U DİNLİYORUM

İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;

Önce hafiften bir rüzgâr esiyor;

Yavaş yavaş sallanıyor

Yapraklar, ağaçlarda;

Uzaklarda, çok uzaklarda,

Sucuların hiç durmıyan çıngırakları;

İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı.

 

İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;

Kuşlar geçiyor, derken;

Yükseklerden, sürü sürü, çığlık çığlık.

Ağlar çekiliyor dalyanlarda;

Bir kadının suya değiyor ayakları;

İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;

 

İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;

Serin serin Kapalı Çarşı;

Cıvıl cıvıl Mahmutpaşa;

Güvercin dolu avlular.

Çekiç sesleri geliyor doklardan,

Güzelim bahar rüzgârında, ter kokuları;

İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;

 

İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;

Başında eski âlemlerin sarhoşluğu,

Loş kayıkhaneleriyle bir yalı;

Dinmiş lodosların uğultusu içinde

İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;

 

İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;

Bir yosma geçiyor kaldırımdan;

Küfürler, şarkılar, türküler, lâf atmalar,

Bir şey düşüyor elinden yere;

Bir gül olmalı;

İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;

 

İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;

Bir kuş çırpınıyor eteklerinde;

Alnın sıcak mı değil mi, biliyorum;

Dudakların ıslak mı değil mi, biliyorum;

Beyaz bir ay doğuyor fıstıkların arkasından

Kalbinin vuruşundan anlıyorum;

İstanbul'u dinliyorum.

                                             (Karşı)

 

GÜZEL HAVALAR

Beni bu güzel havalar mahvetti,

Böyle havada istifa ettim

Evkaftaki memuriyetimden.

Tütüne böyle havada alıştım,

Böyle havada âşık oldum;

Eve ekmekle tuz götürmeyi

Böyle havalarda unuttum;

Şiir yazma hastalığım

Hep böyle havalarda nüksetti;

Beni bu güzel havalar mahvetti.

 (Garip)

 

ŞANOLU ŞİİR

Kadehlerin biri gelir, biri gider;

Mezeler çeşit çeşit;

Bir sevdiğim şanoda şarkı söyler;

Biri yanıbaşımda;

İçer içer, ötekini kıskanır.

Kıskanma, güzelim, kıskanma;

Senin yerin başka,

Onun yeri başka.

                                   (Yenisi)

 

GÜN OLUR

Gün olur, alır başımı giderim,

Denizden yeni çıkmış ağların kokusunda

Şu ada senin, bu ada benim,

Yelkovan kuşlarının peşi sıra.

 

Dünyalar vardır, düşünemezsiniz;

Çiçekler gürültüyle açar;

Gürültüyle çıkar duman topraktan.

 

Hele martılar, hele martılar,

Her bir tüylerinde ayrı telâş!..

 

Gün olur, başıma kadar mavi;

Gün olur, başıma kadar güneş;

Gün olur, deli gibi...

                                               (Karşı)

 

DELİKLİ ŞİİR

Cep delik cepken delik

Yen delik kaftan delik

Don delik mintan delik

 

Kevgir misin be kardeşlik

                      (Bütün Şiirleri)

 

HÜRRİYETE DOĞRU

Gün doğmadan,

Deniz daha bembeyazken çıkacaksın yola.

Kürekleri tutmanın şehveti avuçlarında,

İçinde bir iş görmenin saadeti,

Gideceksin;

Gideceksin ırıpların çalkantısında.

Balıklar çıkacak yoluna, karşıcı;

Sevineceksin.

Ağları silkeledikçe

Deniz gelecek eline pul pul;

Ruhları sustuğu vakit martıların,

Kayalıklardaki mezarlarında,

Birden,

Bir kıyamettir kopacak ufuklarda.

Denizkızları mı dersin, kuşlar mı dersin;

Bayramlar seyranlar mı dersin, şenlikler cümbüşler mi?

Gelin alayları, teller, duvaklar, donanmalar mı?

Heeeey!

Ne duruyorsun be, at kendini denize;

Geride bekliyenin varmış, aldırma;

Görmüyor musun, her yanda hürriyet;

Yelken ol, kürek ol, dümen ol, balık ol, su ol;

Git gidebildiğin yere.

                                                            (Karşı)

 

BİR DUYMA DA GÖR

Bir duyma da gürültüsünü

Dallarda çıtırdayarak açılan fıstıkların,

Gör bak ne oluyorsun.

Bir duyma da gör şu yağan yağmuru;

Çalan çanı, konuşan insanı.

Bir duyma da kokusunu yosunların,

İstakozun, karidesin,

Denizden esen rüzgârın...

(Karşı)

<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>


© 1996 - 2012 BOYUT YAYIN GRUBU
Koza Plaza A26 Tekstilkent 34235 Esenler, İstanbul   Telefon: +90 212 413 33 33 (pbx) | Faks: +90 212 413 33 34

info@boyut.com.tr

YASAL UYARI !

Bu sayfada yer alan bütün yazı, fotoğraf, resim, ilüstrasyon ve benzer diğer içerik özgündür ve Boyut Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. mülkiyetindedir. Kısmen veya tamamen hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet, Intranet, DVD, Video vs) izinsiz kullanılamaz.İktibas edilemez. Tüm içerik, gerçekleşebilecek telif hakkı ihlallerine karşı elektronik sistemlerce sürekli olarak kontrol edilmekte, tespit edilen ihlaller herhangi bir uyarıya gerek duyulmaksızın yasal işleme tabi tutulmaktadır.


4931 - unknown - 38.107.179.236