27 Mayıs 2012 Pazar
Bu sitede şu an itibariyle 53.222 metin bulunmaktadır.

'Her Şey' Hakkında Her Şey


<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>

Ömer Faruk Toprak

 

 1920 İstanbul - 20 Ağustos 1979 İstanbul

Toplumsal gerçekçi edebiyat akımı şairlerindendir.

İstanbul Hukuk Fakültesi’nde okudu. Neşriyat Müdürlüğünde,

Petrol Ofisi’nde çalıştı. Şiirlerinde savaşsız ve özgür dünya

özlemini dile getirdi. Şiir yanısıra roman, hikâye, anı ve

çocuk kitabı türünde ürünler verdi. Eşi Füruzan Toprak

tarafından adına bir şiir ödülü oluşturuldu.

ŞİİR KİTAPLARI

İnsanlar (1943), Hürriyet (Suat Taşer’le, 1945), Dağda Ateş Yakanlar (1955),

Susan Anadolu (1968), Ayışığı (1973), Tüm Şiirleri (1983)

 

 

BEBEĞİN GÖZLERİ

bir akan ırmaklar bir göldeki su

bir hızla giden ak bulutlar

bir karanlıkta dağların uykusu

oturmuş bebek anasının kucağına

bakarım altın parıltılı yüzüne

mavi gözlerinden geçer elli yıllık ömrüm

 

senin dünyana yürüyünce aydınlık

ben belki çoktan gitmiş olacağım

gene dizilecek dallara kuşlar

sen eğilip bakınca aynasına

deniz yeşili pul pul gümüşi balık

hızla girecek yosun dünyasına

(Tüm Şiirleri)

 

 

YAŞADIK DİYELİM

başladı saz damlı kulübemizde akşam

ocağın aydınlığında dudakların ıslak

görünüyor ardına kadar açık kapımızdan

ufukta bakır renkli bulutlar

baktım göle düşmüş gözlerinin yeşili

avuçların mayıs ayı kadar sıcak

bu saatte bütün umutsuzlara yaklaşmalıyım

ellerimle silmeliyim gözyaşlarını

onlara barıştan savaştan söz açamam

her şeyden önce çünkü yaşamak

 

gözler yollarda dağıtmış saçları rüzgâr

uzun zaman sonra gün ışığına çıkmışım

 

soluğunu duyuyorum yastığımda penceremde

anıların kıyısında yürümüşüz beraberce

şimdi ağır bas bariton sesiyle söylüyor

santa-lucia’yı bir zenci ilerde

keten gömleğinde denizin tuzlu ağzı

gözleri gülüyor avuçları beyaz beyaz

bir ateşböceği ile bir an aydınlanan

korkmayan yüzünü hatırlıyorum

 

bana yavaş sesle okuyor şiirlerini

sanki eğilmiş geceleri sulara

tenhada ağlayan bir nar ağacı

halbuki sen kahraman yüreğinle

bir kalp damarı gibi hızlı hızlı atardın

cesaretle bakardın uçurumlara

şimdi ağır ağır geçiyor beyaz bulutlar

yelkenleri ferah rüzgârlar dolduracak

yasla başını omzuma sıyrıl kederlerden

duyacaksın çünkü bu titremeyi yaşadıkça

( Dağda Ateş Yakanlar)

 

 

YALNIZ SEN DEĞİL

bu gece tek başıma karanlıktayım

affet beni biraz kalbimi dinleyeceğim

gerçi ne varsa hürriyet keder aşk

bu katı duygulu yürekte hepsi var

güneşe karşı ya da toprağın altında

saatlerce onları konuştuğumu bilirim

ağlamayı unutmuş bu gözler beni affet

şu saatte çok şeyler dinlemeni istemiyorum geceden

saçların varsın dökülsün omuzlarına

elbet dilinden düşmemeli hürriyet şarkıları

çünkü seni bağrıma basarken de düşünmüşüm

beş kıtada hürriyet adına konuşanları

onun uğrunda kaybetti delikanlılar

bir bahar gibi çiçeklerle dolu hayatlarını

bir bahar gün ışığı ve ıslak yapraklar

ilk kez seven bir yüz umutlu bakışlarıyla

konuşmaya başladı işte tekrar

 

bu gece tek başıma ve karanlıktayım

ağaçlardan yıldızlardan uzakta kalbe yakın

yanan avuçların ve yüzüne dökülen saçlar

ben de çok istiyorum aşktan konuşmayı

ama çin'de daha kurtarılmamış şehir var

çekik gözleri örgülü saçlarıyla biliniyorlar

orada binlerce hektar araziye pirinç ekilir

gene binlerce hektar toprağı su basmış derler

bütün insanları seven kalbim tekrar konuşacak

çok zahmetlerle az kazananlardan yana

her sabah güneşle birlikte işbaşı ederler

bıçakçı süleyman ve yeşil tulumbalı ahmet

cömert yürekleri tertemiz bakışlarıyla

hikâyesini anlatmışlardır manavgatlı İsmail'in

bir öğle paydosunda ya da soğuk bir akşamüstü

çok zaman avutmuştur onları mısralarımız

bir cigara içimi zaman geçmiş çok mu

gözlerimi senin yüzünde dinlendirirken

yalnız seni değil onları da düşünüyorum

elektriksiz kasabalar çıra ışığındaki köyler

kilometrelerce yol aşan kamyonlar

batının postalarını taşıyor doğu şehirlerine

kömür yüklü mavnaları ve emekçi halkıyla

severim memleketimin alın teri kokan toprağını

bu gece tek başıma ve karanlıktayım

biliyorum okyanustan geliyor bu rüzgâr

yarın sabah şafakla uyandığım vakit

hürriyete ve yaşamaya inandığım için

seni tekrar dudaklarından öpeceğim

yalnız sen değil bütün insanlar

tuna üzerinde feribot işletenler dok işçisi

düşman elindeki köprüleri alan yurtseverler

cherbourg'ta mitralyöze göğüs geren çavuş henri

velhasıl bütün hürriyet savaşçıları

sizler en kutsal anılarım arasındasınız.

 

 

 

SALINCAK

durup dinlenmeden akan bir ırmakla

binsek ağrı dağının salıncağına

kolan vursak en hızlı rüzgârınla

ne güzel bir orman dolusu yeşil yaprakla

geçip gitmek kilometrelerce ıssızlığı

 

sen yaşamanın türküsünü sümbüle sor

gömütlerin pembe çiçeklerini geride bırak

durup dinlenmeden ateşler yak

alevler sönse bile kalır biraz kor

yunus pir sultan dizeleriyle yaşıyor

okudukça bahar yağmuru çiseler içime

<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>


© 1996 - 2012 BOYUT YAYIN GRUBU
Koza Plaza A26 Tekstilkent 34235 Esenler, İstanbul   Telefon: +90 212 413 33 33 (pbx) | Faks: +90 212 413 33 34

info@boyut.com.tr

YASAL UYARI !

Bu sayfada yer alan bütün yazı, fotoğraf, resim, ilüstrasyon ve benzer diğer içerik özgündür ve Boyut Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. mülkiyetindedir. Kısmen veya tamamen hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet, Intranet, DVD, Video vs) izinsiz kullanılamaz.İktibas edilemez. Tüm içerik, gerçekleşebilecek telif hakkı ihlallerine karşı elektronik sistemlerce sürekli olarak kontrol edilmekte, tespit edilen ihlaller herhangi bir uyarıya gerek duyulmaksızın yasal işleme tabi tutulmaktadır.


4934 - unknown - 38.107.179.239