Salâh
Birsel
14 Kasım 1919 Bandırma - 10 Mart 1999 İstanbul
İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe
Bölümü’nü bitirdikten sonra, iş müfettişliği, kitaplık ve basımevi
müdürlüğü gibi görevlerde bulundu. TDK Yayın Kolu
Başkanlığı yaptı. Şiir yanısıra roman, tarih, günlük ve
deneme türünde pek çok eser verdi. Kendine özgü şiir dili
ve ironiyle yüklü tüm eserleriyle pek çok ödül kazandı.
ŞİİR KİTAPLARI
Dünya İşleri (1947), Hacivat’ın Karısı (1955), Ases
(1960), Kikirikname (1961), Haydar Haydar (1972),
Köçekçeler (Bütün Şiirleri, 1980), Bütün Şiirleri (1986),
Varduman (1993), Yalelli (1994),
Rumba da Rumba (1995), Yaşama Sevinci (1995), İnce
Donanma (1995), Nardenk (1998)
SALÂH BİRSEL’İN
SON MACERALARI
Oysa şu şiir göründüğünden de kısadır
Masanın üstünden sarkan göz kızındır
Puselik makamında bir nağme sazındır
Salâh Birsel ofeder besbelli mahzundur
Bir yol iki kalp arasında uzundur
Oysa şu şiir göründüğünden de kısadır
Oysa aşkları ağlamaklı kılan tasadır
Kız pencerede oğlan pencereden uzaktır
Bir lâf atsın hani yok mu yasaktır
Al götür beni yarin dudağına deyen bardaktır
Bu durum iflâh etmez gayri muhakkaktır
Oysa odayı dolaşılmaz hale koyan masadır
(Dünya İşleri)
YALNIZLIK-II
Yalnızsın doğarken yaşarken
Ey incik ey mincik
Ozansan ressamsan
Yalnızsın yalnız
O kekeme yaşamlar
O çelimsiz günler
Çevren öpücükle kaynaşsa da
Yalnızsın yalnız
Seni kaçırırım diye fıslasa biri
Sarılsa sana pembe beyaz
Erguvanlar bordolar laciler
Karanlıkta ışıkta
Yalnızsın yalnız
JALE
Ben takma gönülle yaşamadım
Gün gece açık denizden geçtim
Saçlarımı dağıtır gibi
Sevilerimi dağıtmadım
Bir avuç gülücükle he mi
Nereleri fırlandım dolandım
Senin sesinle kilitlendim
Senin sesinle çözüldüm
Bakışın zağlısına paha yetmez
Geldiğinde hiç gitmese gözler tatlı
Nenno nenno nenno
Ben en çok sana vuruldum
(İnce Donanma)
YAZ BİTTİ
Kızlar yaklaşmayın bana
Borçsuz gönülsüz kalayım
Martılar örneği fııırt
Güzelliğinizi alıp götürün
Sussun kemençeler sussun
Geceler gündüzler donsun
Kirlikaranfiller çiçekdağları
Bir kıyıda unutulsun
Delikanlılar tekne kazıntıları
Kürek çekmesin yaşam laklakasına
Aydınlıkta dolunayda bile
At sürülmesin ovaya
Durun rakılar durun
Sarhoşlamayın beni artık
Bozulmasın çizgilerim
Kiraz aşklarım dağılmasın
(Yaşama Sevinci)
SEVECEN
Düşün ey yorgun kalbim
İlk pırpırlarını düşün
Titremelerini ürpermelerini
Hışırtılarını anımsa
İstesen de istemesen de
Yakında pilin bitecek
Bodurlar yerdenyığmalar
Seni top tüfeğe yedirecek
Herkes yassıburun
Herkes leşko karın
Sen sevecensin onlara sarılırsın
Onlar sevecendir sırtlarını dönerler
Utanmak ortadan defoldu
Yüksek gradolular yok artık
Naralansa da aşklar
Her bucak alnıçatlaklarla dolu
Elinde kapalı bir koridor
Ey kalbim ilk gençliğini düşün
Yüzüne gölge düşmemiş
Şanlı günlerine tutun
(Yaşama Sevinci)
EKMEK HAKKI
Yaşamım boyunca tüm
Hızlı bisiklet sürdüm
Sağa baktım sola uzandım
Helak felak oldum
Kırık gönül taşıdım
Üzünç zehiri öptüm
Kalktım oturdum yüreğime
Kızgın kurşun akıttım
Hayın öküz gibi bakardı
Çevremdekilerin çoğu
Ama kulak asmazdım ben
Savımda yolumda direnirdim
Akıllı bir silahtı kafam
Hiçbir krallığa yanaşmadım
Bilin ki laba luba
Laflara da el atmadım
Uy tuz ve ekmek hakkı
Olmalı değil mi insanların
Gelin görün söz hakkı da
Kimseye tanınmamıştır
Bre hay okurlar aferinciler
Ne gördümse sizden gördüm
Uzaktan selamlarınız bile
İçimi sımsıcak tutmuştur.
(Yaşama Sevinci)
GÜZİN’İN GENÇLİK YILLARI
Ben Güzin’i düşünürken
Güzin’in de düşündükleri vardı
İnce inceydi parmakları
Minnacık bir yüzü vardı
Güzin’in aklında
Atlar arabalar
Daha başka erkekler
Başka hayatlar vardı
Güzin’in kedileri vardı
Benim gibi okşanmak isteyen
Ama sevdanın adı geçsin
Güzin kaşlarını çatardı
Güzin masalların da Güzin’i
Şehzadeler Güzin’in de şehzadeleri
Bir büyük defter tutar
Güzin’in hayalleri
Ben odada otururken
Güzin’in oturduğu odalar vardı
Kendisine ait bir yatağı
Kendi uykuları vardı.
ŞİİRLER ŞİİRİ
Yazdığım şiirler içinde benim
Bir tanesi öyle içten öyle güzel
Jale mutlak siz de beğenirsiniz
Bir yeri var hele bütün yazılanlara bedel
Sizsiniz Jale o satırlarda adı geçen
Beyhan sizsiniz Güzin siz
Siz eskiden benim şiirlerime
Hep birden girerdiniz
Siz ki keskin kokuydunuz dünyadan
Yeşildiniz parlaktınız tizdiniz
Siz aşkın kuvvetiydiniz
On sekizinde ve baharda
İSTİKLÂL CADDESİ
Caddelerden İstiklâl Caddesi
Havuzdur da havuzdur
Kadınlarla ördekleri
Dolaşır şıpıdak şıpıdak
İstiklâl Caddesinde dükkânlar
İki yandadır da iki yandadır
Vitrinlerden incik boncuk
Şıkırdaktır da şıkırdaktır
İstiklâl Caddesi dediğin
Antep kilimine benzer
Beyazlar yeşiller karalar
Fırıldaktır da fırıldaktır
İstiklâl Caddesinde dullar
Cımbızlarıyla dolaşır
Baldırınan eksik eteknen
Kıkırdaktır da kıkırdaktır
Akşamları İstiklâl Caddesinde
Çiçekler kokulanır da kokulanır
Karanfillernen afişler
Fıkırdaktır da fıkırdaktır
Caddelerden İstiklâl Caddesi
Uzundur da uzundur
İstiklâl Caddesinde bekârlar.
Dolaşır şıpıdak şıpıdak
(Kikirikname)
SUZ-İ DİLÂRA
Ben yaşın on sekizinde
Delilikler divanelikler ettim
Fındık fıstık yükledim şileplere
Çımacılarla gün kavşağına gittim
Senin bildiğin işler
Benim bildiğim işler değildi
Ben her Tanrının günü
Kırlarda gezindim
Ben yağmur sularıyla yaşadım oluklarda
Toprağın içine geçtim
Dört mevsim kapında ben
Ağaç gibi bekledim
Bendim nehirden su taşıyan
Odun yaran ormanda
Islık çalarak şehre
Üzümcülerle giren bendim
Benim aklımdan geçenler
Senin aklından geçenler değildi
Ben 10 yıl İstanbul’da
Sensiz ayak teptim
Ben yaşın on sekizinde
Bir hayli serüven geçirdim
İsmimi yazdım vapurlara
Delilikler divanelikler ettim
BİLDİRİ
İnanın sözüme şairler
Üçer beşer söneceğiz
Yirmi ikiye varmadan
Rüştü gibi öleceğiz
Budur size doğru haber
Sapır sapır düşeceğiz
Bütün aptallar duracak
Biz gideceğiz
Ya tıkanacağız sofrada
Ya merdivende kalacağız
Kırk yedide Sait gibi
Topraklara gireceğiz
Kimse bakmayacak suratımıza
Gün güne azalacağız
Üç beş şiir yazmadan
Ortadan silineceğiz
Benden size bu kadarı
Öleceğiz şairler öleceğiz
Orhan Veli gibi sokakta
Düşüp tükeneceğiz
SEVDALI ASES
Kaç defa İstanbul oldunuz siz adamakıllı
Sevdalardan gidip geldiniz ne vakit
Yalnızsanız yalnızlığınızda kalın amanın
Kaç defa Ases oldunuz siz sabahlardan
Ne vakit köprülerden geçtiniz siz amanın
Kaç defa yanıp söndünüz gençliklerden
Bitkinseniz bitkinliğinizde kalın tastamam
Kaç defa esmer oldunuz siz ikindilerden
Sizin saçlarınız elleriniz kaç Ases
Âşıksanız âşıklığınızda kalın amanın
Siz ne vakit uzunsunuz adamakıllı
Kaç defa İstanbul oldunuz siz akşamlardan
(Ases)
HACİVATIN KARISI
HACİVAT’ın karısı
İncecikten yeldirmeli
Göz kaş oynatmalı
Gerdan kırmalı
Belden sarmalı
Gülmeli güldürmeli
Rakı süzmeli
Âşık üzmeli
Şiir düzmeli
HACİVAT’ın karısı
Beyoğlu’nda gezmeli
YALNIZLIK
Kimseler yok var bir yalnızlık
Belli etmese de sağlam ipekli kumaştır
Benim işim yargıçlık değil
Yaşım dokuz dokuz vartaya uğramıştır
Ama dün gördüm var yine de
Ak koyun kara koyun
Naralandıysa avuç avuç sokaklar
Uçuşuyordu kimsesiz çırnaklar
Laf değil yaşamışım boşu boşuna
Asık suratla üç beş şiirle
Omuzlandımsa sizi köşe başlarında
Bağışlayın çaresizdim laleş kalmıştım
Yazıda yabanda ne olursa
Kesilde kesilecek sevilerin şavkı
Dep dep rule derule
Topumuz yalnızız hepimiz yalnız
(İnce Donanma)
KARA SEVDA
Çok yaşadım sağlam üç yıl
Yarıp da bir seviyi karnından
Yüzlerimle utandım yüzlerimden
Tavşanı arabayla avladım
Çok çok bakış karanlıkta
Keçi kanı içen bal-dudaklar bize mi
Öldür beni öldür beni
Senin yürüyüşün o konduğum kavak
Kırbacım oldun puslu gecelerde
Bu mu bana sevda karası
Kaç güvercin kalır hesabı
Üç yıl koştum yellim yelalim
Ben şiir yazmasını bilmem
Ama ben bekledim o yazları
Kibar gözden yaş gelmez
Çok yaşadım çok öldüm
(İnce Donanma)