Sedat
Umran
1926 İstanbul
İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Alman Dili ve
Edebiyatı
Bölümü’nü bitirdi. Çeşitli şirket ve fabrikalarda
çevirmen olarak
çalıştı. Almancadan çevirdiği kitapların büyük bölümü
Hint felsefesi
üzerinedir. Varlık, Yedigün, Hisar, Soyut gibi dergilerde
şiirleri yayımlandı.
ŞİİR KİTAPLARI
Meşaleler (1949), Leke (1970), Gittin Taş Atarak
Denizlerime (1990),
Kara Işıldak (1993), Parmak Uçlarımdaki Yangın (1995),
Aynada Gündoğumu (1995)
AYNALARIN KİMLİĞİ
Ben aynaların içinde geçirdim günlerimi
Oynadım bir yaşam boyu kendimle saklambaç
Biri seslendi bana “yakalanacaksın hemen kaç”
Dedim ki aman kimseye söyleme n’olur yerimi
Aynam anahtarları yitik, oda içinde oda
Baktıkça ıssızlaşan derinliğine koridorlar
Boşluk orda gerçekten varmış gibi durmada
İşiten kulak için onlar da konuşur ve horlar
Kıskanırım aynamın yüzündeki genç çizgileri
Ölümsüzlüğün gizini mi keşfetmişler yoksa?..
İçi dışıyla birleşmiş olsa da bir kemik bir deri
Belki bir ozan duyar onları, hiç kimse anlamasa!...
(Aynada Gündoğumu)
MAKAS
Makas düşünüyordu ne çetindi görevi
kesmek, ufaltmak, kırpmak her şeyi;
unutmuştu acımaktan gülümsemeyi
taş kesilmiş yüreğin çelikleşen çığlığı
Ben de isterdim kendimde denemeyi
bölebilmek içimdeki uzunluğu, sonsuzu;
varlıkların en serti, en korkusuzu
doğramak ne varsa kötü ve iyi.
Makas olaydım
bölerdim uzayan can sıkıntısını,
umutlarımı, ürkekliğimi, yalnızlığımı da;
ölümümü kendime göre keser, biçerdim
(Leke)
GÖÇ
Gözlerin yanıp sönen iki deniz feneri
Karanlığın içinden bana umut muştular
Düşlerim avucumdan kaçırdığım kuştular
Yıllar boyu bekledim dönerler diye geri
Onlar sende bir sıcak yuvaya kavuştular
Ayırd edemem artık öz-varlığımı senden
Çıkamıyorum beni kuşattığın ülkenden
Bütün düşüncelerim çoktan sana uçtular
(Gittin Taş Atarak Denizlerime)
ÖLÜMSÜZLÜK
Serperek yıldızları o kara saçlarına
Gece göğüne dalmak bir yüz aydınlığında,
O altın mutluluğu duymak kadınlığında
Bir kapı aralayıp yaşanmamış yarına
Körpe omuzlarında çiçeklenen gururu
Koklamak hiç solmayan bir pembe çiçek gibi;
Ve kana kana içmek ferahlatıcı, duru
Bengisu kaynağından şükrederek nasibi!...
(Gittin Taş Atarak Denizlerime)