Şükran
Kurdakul
1927 İstanbul
İzmir Karşıyaka Lisesi’nde öğrenciyken siyasal görüşleri
nedeniyle okuldan uzaklaştırıldığı için öğrenimi yarıda kaldı. İzmir
Belediyesi’nde ve İstanbul’da bir bankada memurluk yaptı; gazetelerde düzelti
işlerinde çalıştı. Ataç Kitabevi’ni kurdu. Yelken dergisini yönetti. Ataç ve
Eylem dergilerini çıkardı. Fikirler, Çığır, Kovan, Kaynak, Varlık, Milliyet
Sanat, Gösteri gibi dergilerde göründü. Şiirleri yanısıra öyküler, edebiyat
tarihimiz üzerine araştırmalar ve Şairler ve Yazarlar Sözlüğü gibi kitaplar
yayımladı.
ŞİİR KİTAPLARI
Tomurcuk (1943), Zevklerin ve Hülyaların Şiirleri (1944),
Giderayak (1963),
Nice Kaygılardan Sonra (1963), İzmir’in İçinde Amerikan
Neferi (1965),
Halk Orduları (1969), Acılar Dönemi (1977), Ökselerin
Yöresinde (1984),
Ölümsüzlerle (1985), Bir Yürekten Bir Yaşamdan (Toplu
şiirleri, 1993),
İhtiyar Yüzyıla (1997)
KIRIK DEĞİRMEN
Bir içimin alacakaranlığına dayanmak meselesi,
Bir bu fena İstanbul akşamını yaşamak
Nice odaların kapanmış penceresi
Gene bana iniyor yalnızlığıma sığınmak.
Gene benim, şimdi tek başına, sonra beraber.
Bir yanım mağrur sağlam, bir yanım gücüme gider.
Bir yanımda karşı koyma, bir yanımda ezilmeler.
İkili tutkular gibi canıma okuyacak.
Her şeyler devam eder bu bildiğim gidişte.
Evli evine giderken yolcu yoluna.
Ne rüzgârlar yapacağını yapmış ki bana
Kırık değirmenler gibiyim, dönemiyorum işte.
BENDEN SOR
Bunca acının çiçeği içimde büyüdü
Mahpushane saksılarındaki baharı benden sor..
Kulak ver gecenin sessizliğinde ağan sese,
Ölümcünün böldüğü uykuları benden sor.
Silahlar doğanın yüreğini arıyor durmadan,
Bu kan kokusunun ürettiği soruları benden sor...
Gördük ki, türkülerin sonu yok dilimizde,
Kopup geldikleri dağları benden sor.
(Bir Yürekten, Bir Yaşamdan)
YORGUN YÜREK
Bir solukta yaşadım ve tükettim tümünü
Bir solukta gördüm elli üç yılda gördüğümü..
Sonunda yorgun yürek “duy..” dedi işte,
Sessiz sedasız gidilecek günü.
(Bir Yürekten, Bir Yaşamdan)
ARARSAN
Dağ yolları gibiyizdir, uzağa düşeriz
Ararsan şiirin gurbetinde ara bizi.
Belki rüzgârımız ses verir bir dizeden,
Belki bir imgeye vurur düşlerimiz.
(Bir Yürekten, Bir Yaşamdan)
EMEĞİN ÖYKÜSÜ
Kitaplar ellerimle öykülendi
Düşlerim vurdu şiirler denizine
Eski ezgilerle coşkulanan
Sesimdir, çağları delip geldi.
En güzelle en yaşayan
Gözlerimden aldı rengini
Meriç köprülerinde
Alın terim karıştı suya
Santim santim ellerimde büyüdü
Süleymaniye ve Aya Sofiya.
Kaç iklimin toprağı bağrına bastı beni
Ustalığıma kefil olur tarihler,
Kaç dönem içimde savaş verdi.
Utkularım çağımın türküsünü söyler,
O türküler tezgâhında dönüyor şimdi.
(Bir Yürekten, Bir Yaşamdan)
SEVGİ ORMANI
Bu sevgi ormanında
Ağaçlar gözlerimin içine güldüler
Soluğumda yeşiller çiçeklendi.
Bunca yıl özümsediğim güzel şeyler
Kirlenmiş suları arıttı denizlerimde
Garipliğimin gökyüzüne yeni maviler geldi.
Ve acıdan çatlayan damarlarıma inat
Yeni soluk yatakları yarattı yüreğimde
Sevecenliğin yarattığı hayat.
(Bir Yürekten, Bir Yaşamdan)
YİRMİ İKİ YIL SONRA
Unutulmaya kalkan bir trenin
Eski bir istasyona bakan penceresinde
Bir yolcuyu sorar gibi arayan
Jandarmalar, ellerimin garip nöbetçileri
Daha ilk kampana bile vurmadan
Yalnızlığın kelepçesini taktı içime.
Şehir arkada kaldı, geçtiğim son caddeden
Ne yasakların gölgesini alnında gördüğüm
Işığı kilitleyen karanlık kafeslerinde
Bu sonsuz özgürlüğe ne zaman varmışım ben
Dünyanın duygusunu gözlerinde içeren
İçimdeki adam, kabına sığmıyor gene.
Kaç akşam geçirdiğim Birinci Şubeden,
Bir tünelden kopar gibi çıkıyor trenimiz..
Jandarmalar, ellerimin garip nöbetçileri.
Hangi yalnızlığa gittiğimizi söyler mi?
(Halk Orduları)
NİCEDİR
Nicedir soluğum rüzgârlıyor
Delinmiş yelkenleri.
Siz bana bakıyorsunuz,
Bırakıp ölenleri.
(Bir Yürekten, Bir Yaşamdan)
AĞIT DEĞİL
Gücünüz varsa sizin
Sözcüğü tutuklayın.
Öğrenci, kitap, türkçe
En güzel kavramı dilimin
Özgürlüğü tutuklayın.
Ben ki düşünüyorum
Var olduğumdan beri
Silahlar bana dönük
Savaşlar sizin için
Gücünüz varsa artık
Usumu tutuklayın.
Açtı kendini, bir bayrak gibi işte
Ölümün üzerinde Hasan Tahsin...
Bu silah başka silah
Bu ölüm başka ölüm
Gücünüz varsa sizin
Ölümü tutuklayın.
(İzmir’in İçinde Amerikan Neferi)
ARMAĞAN
Bunca yıl çok ışık birikti avuçlarımda
Senin olsun
Esinlen sevgi dokuyan ellerimden
Bunca yıl şiirin, kardeşliğin, kavganın
Has bahçelerinde yarattım bu gerçeği,
Sabrım senin olsun.
Aşkım senin olsun.
Acıların sütüyle büyüttüğüm umutlar
Mahpushane avlularında boy verdi,
Dolunay menekşelendi kirli kara camlarda.
Her görüşte yeniden vurulduğumuz ana evren
Özgürlüğe boyadı saksımdaki çiçeği
Senin olsun.
Biz ki acılar döneminden
Ellerimizi kirletmeden geçtik.
Direncim senin olsun,
Sevgim senin olsun.
(Acılar Dönemi)
HEYBE
Doğumu Antalya’dan getirdim,
Yenikapı’nın bilmediğim bir evinden..
Binbaşım yeni gelmiş cepheden,
Anam en güzel yaşında.
Çocukluğu Topkapı’dan getirdim,
Tarhana çorbası kokar.
Bir gecesini görsem yetimliğin aynasında
Anıları durdurmak gelir içimden.
İlk gençliği İzmir’den getirdim,
Özgürlük sözcüğü yetmez anlatmaya...
Nasıl sığmış avuçlarıma koca dünya,
Kitabın biri insan, biri ben.
Denizli’den getirdiğim
Mahpushane işi bir fotoğraf..
Kayar gider belleğimden,
Ne kadar yattım, ne zaman çıktım, ne zaman girdim?
Balıkesir’den yüz köyün adamını getirdim
Gözleri hüzün çiçekleridir
Kimi kuşkuyla bakar yüzüme,
Kimi kardeş bilir beni.
Kadıköy’den kimi getirdim bilirsiniz,
Yılların eskimeyen şiiri..
Yeni çağlara birlikte yürüdüğüm,
Bilmediğim çağlardan gelen.
(Bir Yürekten, Bir Yaşamdan)
AĞAÇLAR
Bilinmez biçimler çiziyor
Havada sesi..
Kimi çiçeğe durdu,
Güzellendi kimisi.
Çağları emziren toprak
Çöllenirken acıdan
Kimi kurudu kaldı.
Ölümü yendi kimisi.
(Bir Yürekten, Bir Yaşamdan)