Tahsin
Saraç
1930 Muş - 29 Haziran 1989 İstanbul
Gazi Eğitim Enstitüsü’nü bitirdikten sonra Paris’e gitti.
Dönüşünde, bitirdiği
okulda öğretmenlik yaptı. Varlık ve Türk Dili
dergilerinde yayımladığı şiirleriyle
tanındı. Fransızcadan dilimize çevirilerinin yanı sıra
Türkçeden Fransızcaya
pek çok çevirileri vardır. 1970’te TRT şiir ödülünü
kazandı.
ŞİİR KİTAPLARI
Bir Ölümsüz Yalnızlık (1965), Güneş Kavgası (1968),
Direnmeler (1973),
Güvercin Kasapları (1978), Bir Sevgiyi Görüntüleme
(1980), Toplu Şiirler (1986)
İÇERDEN IŞIYABİLMEK
Senin gözlerin mavi
Nerden ve ne sürem baksan
Yıkanır göğün çividi.
Bir filinta genç asılmış gibi acılı bir gece
Bir dağ ozan öldürülmüş gibi allak bullak.
Kanara kaçkını bir susku
Uyusam, kirlenecek uyku.
Ve yakılmış kitap külü döküklüğünde bir duygu
Çiçek ezmiş pis bir pabuç gibi umursamaz, kör.
Işığın kötücül bir uru
Lamba, bir en deligöz namlu.
Duvar delen bir bungunluk, ama içim yeşil başak
Bin demire baskın işte benim evrensığmazlığım.
Ak bir alın, silen korkuyu
Bir sevgi, ışıyan tan boyu.
Senin gözlerin kara
Nerden ve ne sürem baksan
Yıldız ağar karanlığa.
(Güvercin Kasapları)
GÖK GÖK OLALI TANIK
Gök gök olalı tanık, yer yer olalı
Çizmiş soluk bir açlığı, yazgısına, toprağa
Kara saban ardında çökük omuz, bükük bel.
Gök gök olalı tanık, yer yer olalı
Vurmuş alıcı kuş hep güvercin yürekleri
Ve tam başlanacakken sevi: bir karayel.
Gök gök olalı tanık, yer yer olalı
Dokunmuş hep aynı kan, aynı açlık, aynı kıyım
Çağlar gergefinde; ne mekik değişmiş, ne el.
(Güneş Kavgası)
ÇİÇEK KARANLIĞINA TÜNEYEN SEVGİ
Gülümser
Acının hep kaynayan kıyısında
Küllenmiş ateş gözü
Soy mutluluğun.
Tüner
Çiçek karanlığına
O ürkek sevgi
Sarı kaçışmasından yellerin
Akşam üstleri.
Solur
Bir gel-git arası yaşam
Bir sevinç, bugünde dün
Ve sonra sayrılıklar
O uşağı ölümün.
Yaz dönümü bir sıcaklıkta
Sen suskunluğun ata-anası
Bakar yüreğin gök gök
Geceme
Yıldız alacası.
(Direnmeler)
BOĞUNTU
Bıkmaz mı
Dağlar oturmaktan, sular akmaktan
Ve güneş her gün doğrulup aynı yöne
Doğudan doğup batıdan batmaktan?
Bıkmaz mı
Kara, kara olmaktan; ak, ak;
Hep nane mi kokacak nane çiçeği
Konuşmayacak mı hiç şu kayalar
Evlerde mi oturacağız hep böyle
Ayağımız kesilmeyecek mi topraktan?
Bıkmaz mı
Anlamsızlıktan şu sonsuzluk
Gizi çözülmeyecek mi oluşun
Hiç mi bilinmeyecek şu evren
Yıldızlar sırıtacak mı hep uzaktan?
Bıkmaz mı, ama hiç bıkmaz mı
Yaratan, yaratılan aynı kalmaktan?
(Bir Ölümsüz Yalnızlık)
BİLGEMSİ
Ağıp gitmiş yıldızlardan bir anı-su
Sevinç sevinç kutlanan her yıldönümü.
Acıyı daha bir mayalandırır
Doğmuşsa kişi bir temmuz günü.
Sevmek ölüşmektir bir özge benle
Büyütür tanrısalı kişi öldü mü.
Direnmek solumakta evrene karşın
Dirimdeki gizilgüç, tükenmez gömü.
Vermenin erdemi kesilir yürek
Görücek bir kez parçada tümü.
Öyle bir sessizlikte sönmeliyim ki
Toprak bile duymamalı gömüldüğümü.
(Direnmeler)
KARŞIYAKA’NIN ÜÇ GÜLÜ
Asılmış bir al umuttan
Karagücün korku dalında
Şu can topraktaki üç fidan ölü.
Ve artık ölmezliğin son boyutundan
Göverir yeşil bahar yağmurlarında
Denizgülü, Yusufgülü, Hüseyingülü
Ölümdür kimileyin kavganın tek
ödülü.
Kan çiçeği sökünü arkalarından...
Açmış böğrünü hepsine ana sıcaklığında
Devrimin kankalesi Karşıyaka gömütlüğü
Ve gençlik günlerine doymamışlık dağından
Bakar, alınlar mavide ve göğüs hep namluda
Gezmişgülü, Aslangülü, İnangülü
İnanç bir deliçay ki yeşertir bir
gün çölü.
Karşıyakanın üç gülü
Yürek
dalıma gömülü
Karşıyakanın üç gülü
Tüm
kançiçekleriyle
Göz
pınarıma gömülü.
(Güvercin Kasapları)
GECELER GÜZELLİĞİNDEN GELDİN
Yaz çıplağı dallarıma
Bir çağla yeşilinden geldin.
Kırk gözeli pınarlarda yıkanmış
O dirilten Kafkas yelinden geldin.
Yalnızlığıma konukladım seni
Geceler güzelliğinden geldin.
Bir fırtınakuşu gibi canözüme
Bin sevgi iliğinden geldin.
Bakışın kaç evren ışıltısında
Sanki yıldız selinden geldin.
Göğüm genişledi aha, kanım allandı
Sen geldin
Ama bir sen bir sen geldin.
(Güvercin Kasapları)