Tarık
Günersel
1953 İstanbul
İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi İngiliz Dili
ve Edebiyatı Bölümü’nü bitirdi. Çevirmen ve öğretmen
olarak çalıştı. 1991’de İstanbul Şehir Tiyatroları’na
dramaturg olarak girdi; aynı yıl bir şiir atölyesi açtı.
1976’dan itibaren Birikim, Oluşum gibi dergilerde
göründü. Pen Kongresince kabul edilen 21 Nisan
Dünya Şiir Günü’nün fikir babası oldu. Hikâyeler
ve oyunlar yazdı.
ŞİİR KİTAPLARI
Otmopoli’de Akşam (1982), Planlar Kalıntı Olduğu Zaman
(1983),
Muhafızgücü: 1-Hayalgücü: 0 (Şiirler, hikâyeler,
metinler, 1989)
VİRGÜL
beliriş, kayboluş-arada sadece
virgül
var. sıradan, iddiasız. sarsıcı bir beliriş.
usul usul bir kayboluş. arada sonsuzluklar
yaşanmış olabilir. virgül yeter,
yine de: beliriş, kayboluş. hafızanın mezarlığı
cömerttir. sakin bir ikindi vakti
uzak bir virgülde
âlemler patlak verir- geçmişin
yepyeni imkânlarına yollar
kalbi. beliriş,
kayboluş. arada sadece
virgül. ilişkilerin mezartaşlarında
sadece virgül bulunur. ansızın cinleşip
savurmak üzere.
İLK ELKİTABINI BİTİREN
BİR LİSELİNİN MUTLULUĞU
herşey çok berrak şimdi!
herşey çok berrak şimdi!
herşey çok berrak şimdi!
herşey az, ve bitti!
herşey ne kadar berrak!
herşey ne kadar berrak!
şeyler ne kadar az!
bütün azlar her!
her hep az azlardan!
hepler çok berrak şimdi!
herşey her, ve bitti!
herşey ne kadar bitti!
herler ne berrak şimdi!
rak şimdi!
herşey ne kadar şimdi!
herşey az, ve bitti!
ZAMANLAMA
topuklu ayakkabı almış, fön çektirmiş tatlım
en büyük hayranımın en büyük hayranıyım
ilk tebessümünü hatırlamak yanlış olur şimdi
on günlükken kucağımda, sohbetimizi
mama verişimi
altbezlerinin yumuşak kokusunu
ilk adımlarını düşünmek yanlış olur tabii
dönüşüne çok zaman var daha
altı yaşında “possibility of life is not life”demesi
sekizinde yazdığı senaryo
ilkokulu bitirirken aşklarının listesi
(kimi ne kadar % kaç şiddetinde sevdiği)
gelmemeli şimdi aklıma
vakti değil daha
on üç yaşında yazdığı ilk romanı
on dördünde Jane austen külliyatını bitirince
cehaletimle tatlı tatlı dalga geçmesini
keyifle düşünmenin vakti değil şimdi
daha sekiz ay var bunları hatırlamaya
kavuşma arifesine saklamalı hepsini
on beşinde yaşadığı umutsuz aşkın gözyaşları
şimdi gözyaşı getirmemeli
gitmeden yazdığı ingilizce roman
nasıl olsa başucumda
676
sayfa
alt dudağını ısırışı
hoş bir delikanlıdan bahsettikten sonra
yumuşacık mavi filine sarılıp uyuması
oyunlarımız
“beni dinlemiyorsun baba!” diye çıkışmaları
dört yaşında poposuna şaplak yiyince ağlayışı filan
gelmemeli şimdi aklıma
“beni yeni dinlemiyorsun baba!”
“efendim?”
“gördün mü!”
anneciğiyle boşandığımızda ikiye bölünmesi
tekrar evlenince yaşadığı keyif sonra da
yanıma uzanıp başını bağrıma yaslayışı
bütün bunlar gelmemeli şimdi aklıma
hepsinin sırası var daha
tam sekiz ay, sadece sekiz ay var
olgunum, olgunuz, olgun
kızım artık on altısında, e ben kırk üç yaşındayım
küçücük dünyamızın hemen öbür ucunda
yarın fön çektirecekmiş tatlım