Ümit
Yaşar Oğuzcan
22 Ağustos 1926 Tarsus - 4 Kasım 1984 İstanbul
Aşk, ölüm, ayrılık ve özlem temalarını anlatan
şiirleriyle tanınır. Eskişehir Ticaret Lisesi’ni bitirdikten sonra Türkiye İş
Bankası’na girerek Adana, Ankara ve İstanbul’da çalıştı. Emekli olduktan sonra
kendi adını taşıyan resim galerisini yönetti. Geniş kitlelerin severek okuduğu
popüler bir şair oldu. Şiirlerinin çoğu bestelendi.
ŞİİR KİTAPLARI
İnsanoğlu (1947), Deniz Musikisi (1949), Dillere Destan
(1954), Dolmuş (1955), Aşkımızın Son Çarşambası (1955),
Bir Daha Ölmek (1956), Kör Ayna (1957), İki Kişiye Bir
Dünya (1957), Beni Unutma (İlk yedi kitabından seçmeler, 1959),
Karanlığın Gözleri (1960), Akıllı Maymunlar (1960),
Seninle Ölmek İstiyorum (1960), Üstüme Varma İstanbul (1961),
Sahibini Arayan Mektuplar (1961), Yeni Dünya Rekoru
(1961), Sevenler Ölmez (1962), Çigan Gözler (1962), Ötesi Yok (1963), Hüzün
Şarkıları (1963), Bir Gün Anlarsın (1965), Sadrazamın Sol Kulağı (1965),
Mihribana Şiirler (1965), Taşlar ve Başlar (1966),
Seni Sevmek (1966), İnşallahla Maşallah (1966), Toprak
Olana Kadar (1968), Göbek Davası (1968), Ben Seni Sevdim mi (1968),
Halktan Yana (1969), Aşk mıydı O (1969), Önce Sen Sonra
Sen (1971), Rubailer (1972), Yalan Bitti (1975), En Eski Yalnızlığımdır Aşk Benim
(1978), Dikiz Aynası (yergi şiirleri, 1982), Acılar Denizi (Seçme şiirler,
1977), Bütün Şiirleri (4 cilt, 1982-1984)
AŞK OKUDUM-AŞK
DOKUDUM
Ben bu gönül tezgâhında
Aşk dokudum, aşk okudum
Erenlerin dergâhında
Aşk okudum, aşk dokudum
Her güçlüğü bile bile
Göznuruyla, sabır ile
Yumak yumak, çile çile
Aşk dokudum, aşk okudum
Bir ömür yana yakıla
Yazdığım sığmaz akla
Acımadım kırkdört yıla
Aşk okudum, aşk dokudum
Sevgi insanlığın özü
Odur aydınlatan bizi
Hak yolunda oldum terzi
Aşk dokudum, aşk okudum.
Günahından, sevabından
İçtim aşkın şarabından
Uluların kitabından
Aşk okudum, aşk dokudum
Aşk için şan da, şeref de
Okum saplı bu hedefte
Yıllar yılı bir gergefte
Aşk dokudum, aşk okudum
Ümit Yaşar aşkla bende
Kötülük olmaz sevende
Bu can kaldıkça bu tende
Aşk okurum, aşk dokurum.
BEYAZ GÜVERCİN
Süzülüp mavi göklerden yere doğru
Omuzuma bir beyaz güvercin kondu
Aldım elime, usul usul okşadım
Sevdim, gençliğimi yeniden yaşadım
Bembeyazdı tüyleri, öyle parlaktı
Açsam ellerimi birden uçacaktı
Eğildim kulağına; dur, gitme dedim
Hâreli gözlerinden öpmek istedim
Duydum; avuçlarımda sıcaklığını
Duydum; benden yıllarca uzaklığını
Çırpınan kalbini dinledim bir süre
Ve uçmak istedim onunla göklere
Ak güvercinin iri gözleri vardı
Güzelliğinden fışkıran bir pınardı
Soğuk sularından içtim, serinledim
Çağlayan bir nehrin sesini dinledim
Belki buydu sevmek hayat belki buydu
Işıl ışıldım, gözlerim dopdoluydu
Bir nağme yükseldi sevinçten ve hazdan
Bir nağme yükseldi, güzelden beyazdan
Uzattı sevgiyle pembe gagasını
Birden öğrendim hayatın mânâsını
Kaderde sevgiyi sende bulmak varmış
Seninle bir çift güvercin olmak varmış.
(Acılar
Denizi)
RESİM
Nedense bütün resimlerde ben
Böyle mahzun ve perişan çıkarım
Hep böyle hayata kapalı durur
Gülmesini unutmuş dudaklarım
Artık canından bezmiş kimselerin
Hazin bakışı parlar gözlerimde
İçinden adamlar arabalar geçer
Çizgiler alnımda bir büyük cadde
Aynada saçlarımı düzeltirim
Bir perde iner yüzüme alçıdan
O, bin mumluk ampullerin altında
Korkarım korkarım fotoğrafçıdan
Bakışlarım gümüş camlara sorar
Elbisemin eskiliği belli mi
Sonra karşıda küçük bir noktaya
Dikerim kahverengi gözlerimi
Kabahat objektifte camda değil
Onlara yaşlı gözlerle bakarım
Nedense bütün resimlerimde ben
Böyle mahzun ve perişan çıkarım
İSTANBUL'U SEVMEK
İstanbul'u sevmek ölmek gibi bir şey
Bir ömür boyunca durmadan yanmak
Erimek her gecesinde biraz daha
Her sabah alev hâlinde uyanmak
Anlaşılmaz, vazgeçilmez bir tutku bu şehir
En hüzünlü şarkıdır söylediği dalgaların
Bulamazsın çoğu gün bir dost yüzü arar da
Dalıp gidersin köpüklü izlerine mavnaların
İnsanlar bir seldir caddelerinde boz bulanık
Çalkalanır gider zamanın o belirsiz akışında
Kimi gün tarifsiz bir heyecan duyarsın
Martıların çığlık çığlığa bağırışında
Gemiler kalkar rıhtımlarından özlem dolu
Herkes bu şehirde bir şey bırakır gider
Sürmez ömrü dostlukların bir gül kadar
Köhne meyhanelerinde unutulur sevgiler
Anıları vardır insanların bu şehirde
Durup durup nemli gözlerle hatırladığı
Kimi gün içini bir karanlık basar da
Çalar kapını bir dost gibi ayışığı
İstanbul ölülerin bile yaşadığı şehir
Ve insanların yaşadıkça biraz öldükleri
Birgün bu şehirden başını alıp gidesin gelir
Çıkmaz kulağından vapur düdükleri
Nereye gitsen o vazgeçilmez tutku seninle
Seninle o özlem, o aşk, o sevgi
Ne kadar kaçsan, bir gün anlarsın
Güzel olan her şey biraz İstanbul gibi
İstanbul gibi vefâsız ve esrarlı
İmkânsız sırrına ermek güzelliklerin
Ve upuzun bir bekleyiştir bu şehirde yaşamak
Bir bir yıkılır hayallerin, gelmez beklediklerin
İstanbul’u sevmek ölmek gibi bir şey
Ölmek mi? O da bir yerde yaşamak demektir
Yaşamak, bu şehirde sen varsın diye
İstanbul’u sevmek seni sevmektir.
BİR GECE ANSIZIN GELEBİLİRİM
Bu kadar yürekten çağırma beni
Bir gece ansızın gelebilirim
Beni bekliyorsan, uyumamışsan
Sevinçten kapında ölebilirim
Belki de hayata yeni başlarım
İçimde küllenen kor alevlenir
Bakarsın hiç gitmem kölen olurum
Belki de seversin beni kimbilir
Kal dersen, dağlarca severim seni
Bir deniz olurum ayaklarında
Aşk bu özleyiş bu, hiç belli olmaz
Kalbim duruverir dudaklarında.
Ya da unuturum kim olduğumu
Hatırlamam belki adımı bile
Belki de çıldırır, deli olurum
Sana kavuşmanın heyecaniyle
Aşk bu, bilinir mi nereye varır
Ne durdurur özleyeni, seveni
Bakarsın ansızın gelebilirim
Bu kadar yürekten çağırma beni.
SEVİ ŞİİRİ
Ben senin en çok sesini sevdim
Buğulu çoğu zaman, taze bir ekmek gibi
Önce aşka çağıran, sonra dinlendiren
Bana her zaman dost, her zaman sevgili
Ben senin en çok ellerini sevdim
Bir pınar serinliğinde, küçücük ve ak pak
Nice güzellikler gördüm yeryüzünde
En güzeli bir sabah ellerinle uyanmak
Ben senin en çok gözlerini sevdim
Kâh çocukça mavi, kâh inadına yeşil
Aydınlıklar, esenlikler, mutluluklar
Hiç biri gözlerin kadar anlamlı değil
Ben senin en çok gülüşünü sevdim
Sevindiren, içimde umut çiçekleri açtıran
Unutturur bana birden acıları, güçlükleri
Dünyam aydınlanır sen güldüğün zaman
Ben senin en çok davranışlarını sevdim
Güçsüze merhametini, zalime direnişini
Haksızlıklar, zorbalıklar karşısında
Vahşi ve mağrur bir dişi kaplan kesilişini
Ben senin en çok sevgi dolu yüreğini sevdim
Tüm çocuklara kanat geren anneliğini
Nice sevgilerin bir pula satıldığı bir dünyada
Sensin, her şeyin üstünde tutan sevdiğini
Ben senin en çok bana yansımanı sevdim
Bende yeniden var olmanı, benimle bütünleşmeni
Mertliğini, yalansızlığını, dupduruluğunu sevdim
Ben seni sevdim, ben seni sevdim, ben seni...