Sıkça
sorulan sorular
Herkes akupunktur uygulayabilir mi?
Hayır, herkes akupunktur uygulayamaz. Bunun için önce tıp
doktoru olmak gerekir, ondan sonra o hekim bir pratisyen olarak mı, yoksa
spesyalist olarak mı çalışmak istediğine karar verecektir.
Pratisyen gibi çalışacaklar; ancak bir pratisyen hekimin
alanında faaliyet gösterebilirler. Ayrıca bazı özel tedavi yerleri vardır.
Örneğin; kulak akupunkturu, baş akupunkturu, ayak tabanı akupunkturu gibi
alanlar ek bir öğrenimi gerektirir. Şişmanlık, sigara bıraktırma, uyuşturucu
tedavileri de ek eğitim ister.
Akupunktur çok özel bir tedavi metodudur ve klasik tıp
fakültelerindeki öğretilerle uygulanması olası değildir. Akupunktur “Geleneksel
Çin Tıp Teorisi”nin yarattığı bir tedavi metodu olup, bu teoriyi bilmeden iğne
batırmaya çalışmak “maymunun keman çalmasına” benzer. Dünyada akupunktur
eğitimi veren belli başlı merkezler vardır ve bu merkezlerden sertifikası
olanlar akupunktur uzmanı sayılır. Her akupunktur kursuna giden akupunktur
uzmanı değildir.
En önemli merkezler Çin’dedir. İngiltere’de, Avusturya’da,
Danimarka’da ve özellikle Amerika’da çok ciddi okullar bulunmaktadır. Bütün bu
okullar Amerikan Akupunktur Cemiyeti’nin izlemesi altında olup, kalitede bir
düşüklük olursa o okulu bitirenlere Amerika’da akupunktur uygulama izni
verilmez.
Akupunktur bir moda mıdır?
Akupunktur evrim ve gelişmenin her döneminde modadır!
İnsanlığın bulduğu ilk tedavidir, daha doğrusu insanlığın yarattığı ilk ve
gerçek tedavidir çünkü vücudun mucizevi işleyiş mekanizmasının kaidelerine göre
düzenlenmiş bir metoddur. İlk çağlarda insanlar akupunkturu oluşturup
geliştirmeye başladıktan sonra Orta Çağ’a kadar akupunktur zaten tek tedavi
metodu idi.
Karanlık çağda Avrupa’da insanlar büyü ve tılsımla hastaları
iyileştirmeye çalışırken, Uzakdoğu hatta Orta Asya “Materyalist Tıp”la
uğraşıyordu.
İlk çağlarda insanlar akupunkturu oluşturup
geliştirmeye başladıktan sonra Orta Çağ’a
kadar akupunktur tek tedavi metodu idi.
Avrupa’nın emperyalizmi ihraç etmeye başlaması ile bu ihraç
malları arasında tabii ki tıbbi kültür ve materyal de yer aldı. Bir zaman
akupunktur gözden düştü. Sonra tekrar moda oldu. Günümüzde popülaritesi giderek
artıyor. İnsanlık kendi vücudunu gelişen tıbbi teknolojilerle her gün daha iyi
anlamakta ve böylelikle de akupunkturun nasıl etki yaptığını çözmektedir.
Akupunkturun mekanizması anlaşıldıkça da onun ne kadar önemli bir araç olduğu
görülmekte Tıp Dünyası şaşkınlığa düşmektedir.
Ülkemizde akupunktura yaklaşım nasıl? Halkın, Sağlık
Bakanlığı’nın ve üniversitelerin tavrı nedir?
Halkımız akupunktur tedavisine hemen ısındı. Bunda belki
eski, geleneksel bir tedavi oluşu, belki de kökümüzün Orta Asya’ya dayanmasının
etkisi olabilir. Bu deneme metodudur. Çaresiz kalmış hastalar akupunkturu da
bir kez denemeye kalkarlar. Faydasını görenlerin birbirine söylemesiyle halk bu
tedavi metoduna büyük ilgi gösterdi ve sahiplendi. Önceleri neredeyse tüm
doktorlar, akupunkturu hafife aldılar, alay ettiler. Fakat şimdi kendi
hastalıkları için akupunktur uzmanlarına başvuruyorlar. Üniversiteler ne yazık
ki bu konuya oldukça muhafazakar yaklaşıyorlar. Sağlık Bakanlığı’na gelince,
bakanlık “Akupunktur Üst Kurulu” oluşturdu.
Bir akupunktur yönetmeliği var. Bakanlık sertifikaları
topladı, kimlerin akupunktur yapıp yapamayacağını bir disipline almaya
çalışıyor.
Türkiye’deki akupunktur uzmanları yeterli mi?
Ne yazık ki Türkiye’de akupunktur eğitimi veren bir tek yer
olduğu için (Gazi Üniversitesi) birçok tıp fakültesi mezunu elde ettikleri bir,
iki şemaya bakarak kendilerini akupunktur uzmanı olarak tanıtıyorlar. Bir kısmı
da yurtdışında gittikleri basit kurslardan aldıkları sertifikalarla göz
boyuyorlar. Aslında bunlar pratisyen hekimdir ve bir uzmanlık dalı olan
akupunkturu uygulama yetkileri de yoktur.
Bu sebeplerden dolayı hastalar bir akupunktur kliniğine
girdiklerinde o hekimde Sağlık Bakanlığı’nın vermiş olduğu “Akupunktur
Uygulama İzni”ni aramaları gerekir.
Genetik ve doğuştan olan
hastalıklar akupunktur ile
tedavi edilemez.
Şayet bu yoksa derhal o kliniği terketmeleri, hatta
bulundukları yerin sağlık müdürlüğüne de durumu bildirmeleri gerekir.
Akupunktur ile hangi hastalıklar tedavi edilebilir?
Vücutta geri dönülemeyecek bir bozukluk oluşmamışsa, yani
ileri ve dönülmez doku kaybı olmamışsa çok sayıda hastalık tedavi edilebilir.
Örneğin; migren dahil her türlü baş ağrıları, romatizmal ağrılar, ameliyatı
acil olmayan bel, boyun ağrıları ve fıtıkları, sindirim sistemi hastalıkları,
mide ülserleri, kalın bağırsak hastalıkları, cilt hastalıkları, sedef ve
ekzemalar, ruh hastalıkları, depresyonlar hatta şizofreninin erken safhaları...
Genetik ve doğuştan olan hastalıklar (kas hastalıkları,
doğuştan sağırlık gibi...) akupunktur ile tedavi edilemez. Akupunktur
tedavisinin ana prensibi vücutta bozulmuş olan işleyiş bozukluklarını
düzeltmektedir.
Akupunkturla zayıflama tedavisi nasıl yapılıyor?
Akupunkturla zayıflama yada “kilo verme” tedavisi bu konu
ile ilgili yapılan işlerin en ciddisidir. Kişinin kulağına 1 mm. boyunda iğneler yapıştırılır ve bunlar 5-7 gün kulakta muhafaza edilir. Kişinin yapısına
göre bir diyet verilir ve bir haftada sonra kontrol edilir, gerekiyorsa tedavi
yenilenir.
Bu metodla kişi çok acıkmaz, sinir sistemi bozulmaz, mide
problemleri ile karşılaşılmaz, tansiyonu düşmez-çıkmaz, zayıflarken cildi
sarkmaz ve buruşmaz. Ayrıca regl dönemlerindeki aksaklıklar, mevcut mide
bağırsak yakınmaları, yüksek şeker veya tansiyonda normal sınırlara yaklaşmalar
hatta tamamen normalleşme, uyku düzeninin sağlanması ve sinir sisteminde
sakinlik gibi ekstra olumlu etkiler de oluşur. Zayıflama tedavisi esnasında
kişinin saldırganlık, seksüel ve beslenme içgüdüsü arasında denge
sağlanır.