MİLANO 1900-2000
MİLANO 1900-2000 İtalya’da çağdaş mimarlık için gerçekten
anlamı ve geniş birikimi olan bir tek kentin adı verilmek istense, bu Milano
olacaktır. Roma, Floransa, Venedik, Napoli gibi kentler merkezlerinde 19.
yüzyıl ve öncesine ait yapı birikiminin ağırlıklı olduğu, çağdaş yapıların az
sayıda bulunduğu yerleşmelerdir. Bunlarda çağdaş yapılar çoğunlukla kentin
saçaklarında konumlanır ve dağınıktır. Oysa Milano 20. yüzyılın tüm dönemlerini
aynı yoğunluk ve ilginçlikte yapılarla temsil eder. Bunun nedeni, belki de
kentin İtalya’nın gerçek başkenti oluşudur. Ülkenin en kalabalık metropolü
burasıdır. Endüstriyel birikimi en geniş kent, İtalya’nın finans merkezi, moda
merkezi, basın-yayın merkezi ve hatta öğretim merkezi de burası sayılmalıdır. Eskiden
beri burası sağlam bir burjuvaziyi barındırır. Ama, öte yandan, 1968 olayları
bile İtalya’da bu kentte başlamıştır. Çünkü, kentin güçlü bir sol geleneği de
vardır. Özetle, Milano İtalya’nın metropol çeşitliliği içeren tek yeridir
muhtemelen.
Kentin 20. yüzyıldaki mimarlık serüveni 1900’lerde Art
Nouveau’nun İtalya versiyonu olan Stile Liberty ile başlar. Kentin merkez
kesimi çok sayıda bu üslupta apartman içerir. Merkez garı bile bir Stile
Liberty binasıdır. Sonraki iki onyıl İtalya’nın her yeri gibi mimari açıdan bir
kararsızlık dönemidir. Bu aralıkta cephe bezemesinin giderek minimize olduğu
gözlemlenir. 1930’larda tasarımsal üretkenlik artar ve ikili bir yönelim
yapılanması ortaya çıkar. Bir tarafta Muzio gibi muhafazakar eğilimli
mimarların temsil ettiği değerler vardır. Bunlar yalın bir bezeme repertuarıyla
çalışır, geleneği sürdürme iddiası taşırlar.
Öte yandan Gruppo 7’nin temsil ettiği Modernist çizgideki
Rasyonalist mimarlar Avrupa anadamarına katılırlar. Bunlardan biri olan ve
İtalya’nın iki savaş arasındaki en önemli mimarı sayılan Terragni çoğu ürününü
bu kentte vermiştir. Ancak, aynı yıllarda Faşist eğilimleri daha iyi yansıttığı
düşünülebilecek anıtsal bir tarihselcilik gösteren Milano yapıları da vardır.
İkinci Dünya Savaşı sonrasında da Milano İtalyan kalkınma
mucizesinden en yüksek payı alan kent olur. Mimarlık alanında en üretken kent
odur. İtalya’nın en etkili mimarlık dergileri, örneğin Casabella burada
yayımlanır. En etkili mimarlık okulu Milano Politekniği de buradadır. Sonraki
kuşağın en önemli adları, örneğin Rossi buradan mezun olacaktır. Gio Ponti,
Ettore Sottsass bu kentte çalışır. Dolayısıyla, savaş sonrasının en ilginç ve
ses getiren yapıları da burada inşa edilir. 1950’ler Torre Velasca ve Pirelli
gökdeleni gibi dünya ölçüsünde önemsenmiş yapılara tanıklık eder. Kent merkezi
ise daha yirmi yıl boyunca, yalınlaştırılmış bir anıtsal tarihselcilikle
tasarlanmış yapılarla inşa edilmeyi sürdürecektir. Fakat, dünyanın ilk
Brütalist yapılarından biri olan Marcchiandi Enstitüsü de aynı kentte inşa
edilecektir. Ardından Postmodernizm İtalya’da en çok burada uygulanacaktır.
Rossi burada çalışıp öğretim üyeliği yapacaktır. Özetle, alabildiğine dağınık
ve zor kavranır gözüken İtalyan çağdaş mimarlık manzarası hakkında fikir sahibi
olmak için en iyi başlangıç noktası hala Milano’dur.