Diğer
baş ağrısı türleri
Rebound baş ağrısı
Rebound baş ağrısı migren olguları yanı sıra gerilim-tipi
baş ağrısı olgularında da gelişebilir. Hergün veya yaklaşık hergün reçeteli
veya reçetesiz aşırı ağrı kesici alımına bağlı gelişir. Aşırı ilaç alımına bağlı
rebound baş ağrısı geliştiğinde son ilacın etkisi geçince ağrı nedeni ile
tekrar ilaç alma ihtiyacı hissedilerek kısır döngüye girilir.
Egzersize bağlı baş ağrısı
Herhangi bir egzersizle ortaya çıkan baş ağrısıdır. Ağırlık
kaldıranlarda (hamal) olduğu gibi gerilme ve nefes tutma ile ani başlangıçlı da
olabilir.
Cinsel ilişki ile baş ağrısı
Masturbasyon veya cinsel ilişki ile uyarılan, genellikle
sıkıcı, iki taraflı, seksüel uyarılmanın artışı ile ortaya çıkan orgazm
sırasında ani olarak şiddetlenen baş ağrısıdır.
Seksüel baş ağrısı erkeklerde kadınlara oranla daha sıktır.
Ağrılar 5 dk- 2 saat sürelidir. Şiddetli ağrı 3 dk-4 saat, hafif ağrı ise 48
saatte kadar uzayabilir. Migren ile belirgin bir ilişki yoktur.
Benign öksürük baş ağrısı
Herhangi bir intrakranial hastalığı olmayan bir kişide
öksürük ile ağrı olması durumudur. Erkek ağırlığı olan baş ağrısı tiplerinden
biridir.

Boyun kaynaklı baş ağrısı
Baş ağrıları her zaman beyinden ya da baştaki diğer
yapılardan kaynaklanmaz. Baş ağrılarının boyundan da kaynaklanabileceği çok
önceleri düşünülmüş, yıllarca tartışılmış ve 1983 yılında servikojenik (boyun
kaynaklı) baş ağrısı terimi tıbba girmiştir. Boyun veya kafa arkasında yer alan
sinir kökü, kemik, kas, eklem ve disk gibi yapıların çeşitli bozuklukları baş
ağrısı şeklinde belirti verirler. Ağrı prensip olarak tek taraflı baş
ağrısıdır. Ancak boyundaki bozuklukların yerine ve derecesine göre her iki
tarafta da ağrı ortaya çıkabilir. Boyun hareketlerinde çeşitli yönlerde hareket
kısıtlılığı, baş ağrısının çeşitli boyun hareketleriyle ortaya çıkarılabilmesi
mevcut olabilir. Boyun kaynaklı baş ağrısından yakınan hastalarda sert spor
yapma, baş ve boyun travması (örneğin, trafik kazası) öyküsüne sıklıkla
rastlanır.
Basit bir çarpma şeklindeki bir trafik kazası bile sonradan
boyun kaynaklı baş ağrısına neden olacak bir hasara yol açabilir. Böyle bir
durumda başın kamçı şeklinde hızla ileri geri hareket etmesi hasarı
oluşturabilir.
Ağrının şiddeti ve süresi hastadan hastaya değişmektedir.
Ağrı genellikle boyundan başlar, zonklayıcı ve batıcı olmayan bir
karakterdedir. Bulantı, ışığa ve sese hassasiyet gibi migrende belirgin olarak
ortaya çıkan bazı belirtiler boyun kaynaklı baş ağrılarında da görülebilirse de
bunlar, migrendekinden daha seyrek ve daha az belirgindirler. Fakat ne yazık ki
pek çok baş ağrısı tipinde olduğu gibi, boyun kaynaklı baş ağrısı hastaları da
yanlış olarak migrenli muamelesi görmüş ve migren tedavisi almışlardır.
Tedavide ağrı kesici ilaçlardan sınırlı fayda sağlanır.
Fizyoterapinin boyun hareketlerinin rahatlamasını sağlayarak ve boyundaki kas
kasılmalarını gidererek fayda sağladığı bilinmektedir. En etkili tedavi yöntemi
boyunda yer alan ve ağrıyı ileten sinirlerin radyofrekans termokoagülasyon
yöntemiyle bloke edilmesidir. Bunların içinde en belirgin olanı da boyun
hareketlerini sağlayan ve boyun omurları arasında yer alan faset eklemler
dediğimiz eklemlerin sinirleridir.

Baş ağrısı çeşitli hastalıkların seyri sırasında da ortaya
çıkabilecek bir belirti olması nedeni ile 300’ün üzerinde değişik nedene bağlı
gelişebilir. Sevindirici olarak büyük bir çoğunluğunun zararsız olmasıdır. Baş
ağrısı ciddi bir rahatsızlık belirtisi de olabileceği için, bu bulguyla başvuran
olgularda ayırıcı tanının dikkatli bir şekilde yapılması gerekmektedir.
Yapılan çalışmalarda, eğer olguda alarm bulgusu yoksa BT
veya MRG tetkiklerinde herhangi bir patoloji saptanmadığı bulunmuştur. Ancak
olgu İHS tanı kriterlerini karşılamıyorsa ya da tedaviye yanıtı yoksa sekonder
baş ağrısı nedenlerine yönelik tetkikleri yapmak şarttır.
Acil servise başvuran olguların çok çeşitli nedenleri
vardır. Olguların çoğu kendilerinde kötü bir hastalık olduğuna inansalar da %
25-55 oranında migren veya gerilim tipi baş ağrısı saptanmıştır. % 33-39 olguda
sistemik hastalık ile birlikte baş ağrısı gelişmiştir. Ancak % 1-16 olguda
ciddi bir nörolojik tablo saptanmıştır.