27 Mayıs 2012 Pazar
Bu sitede şu an itibariyle 53.222 metin bulunmaktadır.

'Her Şey' Hakkında Her Şey


<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>

MADRİD 1970–2000

 

Madrid İspanya’nın başkenti olabilir, ancak 20. yüzyılın uzun bir kesimi boyunca ülkenin mimari açıdan en ilginç yeri burası değildi. 19. yüzyıl sonlarından itibaren Barcelona İspanya’nın yaratıcılık önderi rolünü oynamış, endüstriyel üretkenliği ve gelişmiş, aktif burjuvazisiyle Madrid’i gölgede bırakmıştı.

 

Gaudi’nin temsil ettiği Art Nouveau’nun yerel ve çok bireysel yorumu da, bilindiği gibi, bu liman kentinin malıdır. Sonraları Modernist hareketin de yine orada sağlamca yerleştiğini söylemek mümkündür. Madrid ise, yüzyıl başında hala çok belirgin bir Neoklasik çizgi ile temsil edilmiştir İspanyol mimarlığı tarihinde. Art Nouveau da kente ulaştığında burada Barcelona’daki kadar çarpıcı izler bırakmadı ve oradaki kadar içselleştirilip yerli bir üsluba dönüştürülmedi. 1920’lerden başlayarak kentin fizyonomisinde Art Deco eğilimler güçlü biçimde hissedilecekti. Hatta, Telefonica binasında olduğu gibi, o yılların ABD büyük kentlerinin ticari mimarlığına öykünen örneklere bile rastlanır oldu.

 

Sadece bu bile Madrid’in radikal olmaktan çok, orta yolcu, öncü olmaktan çok, muhafazakar bir kimliğe sahip olduğunu kanıtlamaya yeter. Nitekim, İspanya İçsavaşı çıktığında, Barcelona Cumhuriyetçi, Madrid ise muhafazakar eğilimli kentler olarak ayrışacaklardı. Cumhuriyetçiler’in savaşı yitirmelerinde, en zayıf oldukları merkezde, yani Madrid’te direnmek zorunda kalışlarının ana etmen olduğu çok söylenmiştir. Aynı içsavaş kenti büyük oranda tahrip etti. Ülke servetini uzun yıllar toparlanamayacak oranda azalttı. Mimarlık bağlamında sonuç, atılımlar yapmaya uygun bir atmosfer tanımlamaktan uzaktı. Franco rejiminin faşist kimliği ise, yeni mimarlığın Modernist değil, yalınlaştırılmış bir Yeni Klasikliğe eğilimli olması anlamına geliyordu. 1940, 1950 ve kısmen 60’lı yıllarda rejimin Üniversite Sitesi gibi büyük kamu projelerinde dışavurulan tavrını bu tercih belirlemiştir. İspanya’daki herşey gibi mimarlık da Franco sisteminin yıkılışı ve Avrupa Birliği’ne girişle birlikte değişti. 1980 sonrasında ülke yepyeni bir yaratıcı hevesle Avrupa mimarlık sahnesinin başrol oyuncularından biri olmaya doğru evrildi. Dünya çapında tanınan mimarlar ortaya çıktı. Madrid de bu gelişmeden payını alacak ve hem zenginleşecek, hem de mimari anlamda atılım olanağı bulacaktı. Ancak, bugün de İspanya’nın en canlı mimarlık odağının Barcelona olduğunu söylemek Madrid’e haksızlık değildir.

<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>


© 1996 - 2012 BOYUT YAYIN GRUBU
Koza Plaza A26 Tekstilkent 34235 Esenler, İstanbul   Telefon: +90 212 413 33 33 (pbx) | Faks: +90 212 413 33 34

info@boyut.com.tr

YASAL UYARI !

Bu sayfada yer alan bütün yazı, fotoğraf, resim, ilüstrasyon ve benzer diğer içerik özgündür ve Boyut Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. mülkiyetindedir. Kısmen veya tamamen hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet, Intranet, DVD, Video vs) izinsiz kullanılamaz.İktibas edilemez. Tüm içerik, gerçekleşebilecek telif hakkı ihlallerine karşı elektronik sistemlerce sürekli olarak kontrol edilmekte, tespit edilen ihlaller herhangi bir uyarıya gerek duyulmaksızın yasal işleme tabi tutulmaktadır.


7260 - unknown - 38.107.179.236