Hasta
yakınlarına tavsiyeler
Depresyonlu hastaların yakınlarına düşen en önemli görev,
anlayış ve sabır göstermektir. Anlayış, hastanın yaşadığı belirtileri bilerek
isteyerek göstermediğini; uygun tedavi yapılmadan çaba göstererek, istemeyle,
irade kullanarak hastalığı yenmenin mümkün olmadığını kabul etmekle başlar..

Hastasını daha iyi anlayabilmesi için hasta yakınlarının
depresyon ve depresyonlu hastaların yaşadıkları konusunda bilgilenmeleri
gerekmektedir. Psikiyatristlerin günlük uygulamalarında en çok karşılaştıkları
sorulardan birisi de hasta yakınlarının hastaya nasıl davranmaları gerektiği
sorusudur. Bu konuda tüm hastalar için geçerli olabilecek basmakalıp bir şeyler
söylenmesi mümkün değildir. Nasıl davranılacağını belirlemek için depresyonu her
yönüyle tanımak gerekir. Depresyonun nasıl bir hastalık olduğu bilindiğinde,
hastaya nasıl davranılacağı zaten kendiliğinden şekillenecektir. Hastalara
verilebilecek desteklerden en önemlilerinden birisi, anlaşıldıklarını ve
hastalıklarının kabullenildiğini hissetmelerini sağlamaktır. “Herşeyi kafana
takma” ve “gez-dolaş, açılırsın” tarzındaki yaklaşımlar hiçbir yararı olmayan
yaklaşımlar olması yanında, hastada anlaşılmadığı duygusu yaratmakta ve
“kendisini kimsenin anlamadığı” düşüncelerini pekiştirmektedir.
Depresyonlu hastalar her zaman olduklarından daha alıngan ve
sinirli olurlar. Hastaların alınganlıklarını ve sinirliliklerini artırabilecek
tutum ve davranışlardan kaçınılmalıdır. Hastalığın en önemli özelliklerinden
birisi de hastanın kendine olan güvenini kaybetmesidir. Hastanın eskiden
rahatlıkla yapabildiği şeyleri artık yapamıyor olması anlayışla
karşılanmalıdır.
Depresyonlu hastaların en çok yakındıkları konular arasında
çevrelerinin kendilerini anlamadıkları yer alır. Aslında çok küçük, önemsiz
konular olsa bile hastaların çok önemsediği konuların sözler ve davranışlar ile
küçümsendiği izlenimi verilmemelidir. Kendisine, suçlamalarının, kaygılarının,
endişelerinin yersiz olduğunu kanıtlamaya çalışmak yanlıştır.

Birçok uzmanın hasta yakınlarına
önerisi, depresyonun bir hastalık
olduğunu bilip, hastanın normal
yaşantısına devam etmesinin
sağlanmasıdır.
Depresyonlu kişi kendini yetersiz biri gibi gördüğünden ve
bu konuda kendisini acımasız biçimde eleştirdiğinden, hastanın bir de yakınları
tarafından eleştirilmemesi, suçlanmaması gerekmektedir; hatta hataları
görmezden gelinmeli, çok küçük başarılarının bile takdir edilmesi ihmal
edilmemelidir.
Bu, irade ile yenilebilen bir hastalık olmadığından,
yakınları hastalarından bu tür beklentiler içine girmemelidirler. “İstersen bu
durumu aşabilirsin” tarzında yaklaşım hastalarda anlaşılmadığı duygusu
yarattığından, sorunun daha da karmaşıklaşmasına neden olmaktadır.
Depresyonlu hastalar uzun konuşmalara dayanamadık-larından
dolayı konuşmaya zorlanarak hasta yük altında bırakılmamalıdır. Yersiz olduğu
çok açık bile olsa, hastanın korku, endişe, suçluluk ve düş kırıklığı gibi
duygularını dile getirmesi konusunda hastanın çevresindekiler kolaylaştırıcı,
esnek bir tutum içinde olmalıdır. Hastaların durumları ile ilgili kaygıları
(“deliriyor muyum?”, “iyileşemeyeceğim”) anlayışla karşılanmalı ve gerçek
olamayan güvenceler verilmemelidir. Hastalık döneminde hastadan tüm
beklentilerin askıya alınması hastaları rahatlatabilmektedir. Depresyonlu
hastaların kendilerinden beklentileri genellikle yüksek olduğundan, bir de buna
çevresinin beklentileri eklenirse hasta bundan olumsuz etkilenmektedir. Ancak
hastanın iyileşmeye başladığı ve güç-kuvvet kazanmaya başladığı dönemlerde,
hastanın yakınları tarafından yavaş yavaş bir şeyler yapmaya başlaması yönünde
desteklemesi gerekmektedir.
Hastalar iyileşeceklerine pek inanmadıkları için ilaçlarını
düzenli kullanmayabilmektedir-ler. Bu nedenle ilaçlarını düzenli olarak
kullanıp kullanmadıkları yakından izlenmelidir.
Günlük uygulamalarda birçok hasta yakınının ilaçlarla ilgili
olumsuz düşüncelere sahip oldukları ve hastalara ilaçları bırakma yönünde
telkin ve zorlamalarda bulundukları görülmektedir. Oysa ilaçların zamansız
bırakılması depresyonun ya iyileşmesini geciktirmekte ya da kısa süre sonra
yeniden ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Doktor tarafından ilaçların
kesilmesi söylenmedikçe hasta yakınları ilaçlarını bırakması için hastalara
telkinlerde bulunmamalıdırlar. Depresyonun en korkulan komplikasyonu intihar
girişimi ve intihar olduğu için hastaların yakından izlenmeleri
gerekmektedir. Aşırı dozda ilaç alarak intihar girişimi de
görülebildiğinden, ilaçların hastaya kontrollü olarak verilmesinde yarar
vardır.
Hasta yakınları edindikleri deneyim ve bilgiler ile
depresyonun tekrarlaması durumunda bunu tanımalı ve hastanın tedavisinin
erkenden başlamasını sağlamalıdır.
Depresyonun tekrarlayabilen bir hastalık olduğu
kesinlikle unutulmamalıdır. Hasta her zaman yakından gözlemlenmeli ve belirtilerin
tekrarlaması durumundan gecikilmeden doktora başvurulmalıdır.

Hastayı yargılamayın. Hastanın davranışlarının
hastalıktan kaynaklandığını da unutmayın.
Depresyon geçiren ve tamamen iyileşen hastalarının yeniden
hastalanmaması için hasta yakınlarının hastayı üzmemeye çalıştıkları
görülebilmektedir. Oysa tamamen iyileşen hastalara karşı aşırı koruyucu ve
kollayıcı bir tutum bu hastaların sosyal yaşam içine yeniden katılmalarını
önleyebilmektedir. Toplumda herhangi bir ruhsal hastalık geçiren ya da psikiyatri
tedavisi gören kişilere karşı bazı ön yargıların bulunduğu ve hastaların hem
hastalık döneminde, hem iyileştikleri dönemde bunlardan olumsuz etkilendiği
görülmektedir. Yakınlarının bu konuda hastalarına destek olmaları bu etkileri
azaltabilmektedir. Hasta yakınları, hastalarını geçirdikleri hastalık, bunun
tedavisi ve psikiyatri konusunda konuşmalarını teşvik etmelidir. Bununla
birlikte onun için çabalarken, bir şeyler yapmaya çalışırken kolayca sonuç elde
edemeyeceklerini bilmeli ve yaşadıkları hayal kırıklıklarının cesaretlerini
kırmasına izin vermemelidirler. Depresyonlu hastaların yakınları sık sık
yapılması gerekenleri yeterince yapıp yapmadıkları konusunda kendilerini
sorgular ve suçluluk duygusu yaşarlar. Oysa herkesin gücünün ve yapabileceklerinin
bir sınırı olduğu unutulmamalıdır.

Depresyonun tekrarlayan bir hastalık olduğu
unutulmamalı ve belirtilerin erken teşhis edilmesinin
tedavi için önemli olduğu bilinmelidir.
Hasta yakınlarına...
Depresyonun çözümlerinden birinin, "sende bir şey yok,
bu senin elinde" şeklinde bir yaklaşım olduğunu düşünebilirsiniz. Ya da
"ona iyi bakalım, hiçbir şey yaptırmayalım, hastalığı var"
düşüncesine kapılabilirsiniz. Her iki yaklaşım da yanlıştır. Önemli olan bunun
bir hastalık olduğunu kabul edip, hastanızın normal yaşantısını devam
ettirebilmesini sağlamak için çalışmaktır. Bundan başka hastanızın günlük
yaşamdaki faaliyetlerinden kaynaklanan yükünün belli bir kısmını siz
üstlenebilirsiniz. Ayrıca hastanızın depresyonunun nedeninin başkaları olduğu
düşüncesine kapılmasına engel olarak hastalığınının iyileşmesine kendisinin de
yardımcı olmasını sağlayabilirsiniz.