11 Şubat 2012 Cumartesi
Bu sitede şu an itibariyle 53.222 metin bulunmaktadır.

'Her Şey' Hakkında Her Şey


<< Önceki Sayfa

Hasta yakınlarına tavsiyeler

 

Depresyonlu hastaların yakınlarına düşen en önemli görev, anlayış ve sabır göstermektir. Anlayış, hastanın yaşadığı belirtileri bilerek isteyerek göstermediğini; uygun tedavi yapılmadan çaba göstererek, istemeyle, irade kullanarak hastalığı yenmenin mümkün olmadığını kabul etmekle başlar..

 

 

Hastasını daha iyi anlayabilmesi için hasta yakınlarının depresyon ve depresyonlu hastaların yaşadıkları konusunda bilgilenmeleri gerekmektedir. Psikiyatristlerin günlük uygulamalarında en çok karşılaştıkları sorulardan birisi de hasta yakınlarının hastaya nasıl davranmaları gerektiği sorusudur. Bu konuda tüm hastalar için geçerli olabilecek basmakalıp bir şeyler söylenmesi mümkün değildir. Nasıl davranılacağını belirlemek için depresyonu her yönüyle tanımak gerekir. Depresyonun nasıl bir hastalık olduğu bilindiğinde, hastaya nasıl davranılacağı zaten kendiliğinden şekillenecektir. Hastalara verilebilecek desteklerden en önemlilerinden birisi, anlaşıldıklarını ve hastalıklarının kabullenildiğini hissetmelerini sağlamaktır. “Herşeyi kafana takma” ve “gez-dolaş, açılırsın” tarzındaki yaklaşımlar hiçbir yararı olmayan yaklaşımlar olması yanında, hastada anlaşılmadığı duygusu yaratmakta ve “kendisini kimsenin anlamadığı” düşüncelerini pekiştirmektedir.

Depresyonlu hastalar her zaman olduklarından daha alıngan ve sinirli olurlar. Hastaların alınganlıklarını ve sinirliliklerini artırabilecek tutum ve davranışlardan kaçınılmalıdır. Hastalığın en önemli özelliklerinden birisi de hastanın kendine olan güvenini kaybetmesidir. Hastanın eskiden rahatlıkla yapabildiği şeyleri artık yapamıyor olması anlayışla karşılanmalıdır.

Depresyonlu hastaların en çok yakındıkları konular arasında  çevrelerinin kendilerini anlamadıkları yer alır. Aslında çok küçük, önemsiz konular olsa bile hastaların çok önemsediği konuların sözler ve davranışlar ile küçümsendiği izlenimi verilmemelidir. Kendisine, suçlamalarının, kaygılarının, endişelerinin yersiz olduğunu kanıtlamaya çalışmak yanlıştır.

 

Birçok uzmanın hasta yakınlarına

önerisi, depresyonun bir hastalık

olduğunu bilip, hastanın normal

yaşantısına devam etmesinin

sağlanmasıdır.

 

Depresyonlu kişi kendini yetersiz biri gibi gördüğünden ve bu konuda kendisini acımasız biçimde eleştirdiğinden, hastanın bir de yakınları tarafından eleştirilmemesi, suçlanmaması gerekmektedir; hatta hataları görmezden gelinmeli, çok küçük başarılarının bile takdir edilmesi ihmal edilmemelidir.

Bu, irade ile yenilebilen bir hastalık olmadığından, yakınları hastalarından bu tür beklentiler içine girmemelidirler. “İstersen bu durumu aşabilirsin” tarzında yaklaşım hastalarda anlaşılmadığı duygusu yarattığından, sorunun daha da karmaşıklaşmasına neden olmaktadır.

Depresyonlu hastalar uzun konuşmalara dayanamadık-larından dolayı konuşmaya zorlanarak hasta yük altında bırakılmamalıdır. Yersiz olduğu çok açık bile olsa, hastanın korku, endişe, suçluluk ve düş kırıklığı gibi duygularını dile getirmesi konusunda hastanın çevresindekiler kolaylaştırıcı, esnek bir tutum içinde olmalıdır. Hastaların durumları ile ilgili kaygıları (“deliriyor muyum?”, “iyileşemeyeceğim”) anlayışla karşılanmalı ve gerçek olamayan güvenceler verilmemelidir. Hastalık döneminde hastadan tüm beklentilerin askıya alınması hastaları rahatlatabilmektedir. Depresyonlu hastaların kendilerinden beklentileri genellikle yüksek olduğundan, bir de buna çevresinin beklentileri eklenirse hasta bundan olumsuz etkilenmektedir. Ancak hastanın iyileşmeye başladığı ve güç-kuvvet kazanmaya başladığı dönemlerde, hastanın yakınları tarafından yavaş yavaş bir şeyler yapmaya başlaması yönünde desteklemesi gerekmektedir.

Hastalar iyileşeceklerine pek inanmadıkları için ilaçlarını düzenli kullanmayabilmektedir-ler. Bu nedenle ilaçlarını düzenli olarak kullanıp kullanmadıkları yakından izlenmelidir.

Günlük uygulamalarda birçok hasta yakınının ilaçlarla ilgili olumsuz düşüncelere sahip oldukları ve hastalara ilaçları bırakma yönünde telkin ve zorlamalarda bulundukları görülmektedir. Oysa ilaçların zamansız bırakılması depresyonun ya iyileşmesini geciktirmekte ya da kısa süre sonra yeniden ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Doktor tarafından ilaçların kesilmesi söylenmedikçe hasta yakınları ilaçlarını bırakması için hastalara telkinlerde bulunmamalıdırlar. Depresyonun en korkulan komplikasyonu intihar girişimi ve intihar olduğu için hastaların yakından izlenmeleri

gerekmektedir. Aşırı dozda ilaç alarak intihar girişimi de görülebildiğinden, ilaçların hastaya kontrollü olarak verilmesinde yarar vardır.

Hasta yakınları edindikleri deneyim ve bilgiler ile depresyonun tekrarlaması durumunda bunu tanımalı ve hastanın tedavisinin erkenden başlamasını sağlamalıdır.

 

Depresyonun tekrarlayabilen bir hastalık olduğu kesinlikle unutulmamalıdır. Hasta her zaman yakından gözlemlenmeli ve belirtilerin tekrarlaması durumundan gecikilmeden doktora başvurulmalıdır.

 

Hastayı yargılamayın. Hastanın davranışlarının

hastalıktan kaynaklandığını da unutmayın.

 

Depresyon geçiren ve tamamen iyileşen hastalarının yeniden hastalanmaması için hasta yakınlarının hastayı üzmemeye çalıştıkları görülebilmektedir. Oysa tamamen iyileşen hastalara karşı aşırı koruyucu ve kollayıcı bir tutum bu hastaların sosyal yaşam içine yeniden katılmalarını önleyebilmektedir. Toplumda herhangi bir ruhsal hastalık geçiren ya da psikiyatri tedavisi gören kişilere karşı bazı ön yargıların bulunduğu ve hastaların hem hastalık döneminde, hem iyileştikleri dönemde bunlardan olumsuz etkilendiği görülmektedir. Yakınlarının bu konuda hastalarına destek olmaları bu etkileri azaltabilmektedir. Hasta yakınları, hastalarını geçirdikleri hastalık, bunun tedavisi ve psikiyatri konusunda konuşmalarını teşvik etmelidir. Bununla birlikte onun için çabalarken, bir şeyler yapmaya çalışırken kolayca sonuç elde edemeyeceklerini bilmeli ve yaşadıkları hayal kırıklıklarının cesaretlerini kırmasına izin vermemelidirler. Depresyonlu hastaların yakınları sık sık yapılması gerekenleri yeterince yapıp yapmadıkları konusunda kendilerini sorgular ve suçluluk duygusu yaşarlar. Oysa herkesin gücünün ve yapabileceklerinin bir sınırı olduğu unutulmamalıdır.

 

Depresyonun tekrarlayan bir hastalık olduğu

unutulmamalı ve belirtilerin erken teşhis edilmesinin

tedavi için önemli olduğu bilinmelidir.

 

Hasta yakınlarına...

Depresyonun çözümlerinden birinin, "sende bir şey yok, bu senin elinde" şeklinde bir yaklaşım olduğunu düşünebilirsiniz. Ya da "ona iyi bakalım, hiçbir şey yaptırmayalım, hastalığı var" düşüncesine kapılabilirsiniz. Her iki yaklaşım da yanlıştır. Önemli olan bunun bir hastalık olduğunu kabul edip, hastanızın normal yaşantısını devam ettirebilmesini sağlamak için çalışmaktır. Bundan başka hastanızın günlük yaşamdaki faaliyetlerinden kaynaklanan yükünün belli bir kısmını siz üstlenebilirsiniz. Ayrıca hastanızın depresyonunun nedeninin başkaları olduğu düşüncesine kapılmasına engel olarak hastalığınının iyileşmesine kendisinin de yardımcı olmasını sağlayabilirsiniz.

<< Önceki Sayfa


© 1996 - 2012 BOYUT YAYIN GRUBU
Koza Plaza A26 Tekstilkent 34235 Esenler, İstanbul   Telefon: +90 212 413 33 33 (pbx) | Faks: +90 212 413 33 34

info@boyut.com.tr

YASAL UYARI !

Bu sayfada yer alan bütün yazı, fotoğraf, resim, ilüstrasyon ve benzer diğer içerik özgündür ve Boyut Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. mülkiyetindedir. Kısmen veya tamamen hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet, Intranet, DVD, Video vs) izinsiz kullanılamaz.İktibas edilemez. Tüm içerik, gerçekleşebilecek telif hakkı ihlallerine karşı elektronik sistemlerce sürekli olarak kontrol edilmekte, tespit edilen ihlaller herhangi bir uyarıya gerek duyulmaksızın yasal işleme tabi tutulmaktadır.


7622 - unknown - 38.107.179.239