Distimi
Uyku değişiklikleri, yorgunluk, kendini değersiz
hissetme, umutsuzluk, düşünceleri yoğunlaştıramama distimi belirtilerinden
birkaçıdır.
Bu tanının konulabilmesi için hastanın yakınmalarının en az
iki yıldır sürüyor olması gerekmektedir. Belirtilerin tanı koymak amacıyla
kullanılabilmesi için hemen hemen her gün ve günün büyük kısmında sürmesi
koşulu aranmaktadır.

Ağır depresyon hali bir seneyi geçtiyse ve daha uzun süre
devam edeceğe benziyorsa distimi
tanısı konularak gerekli tedavi uygulanmalıdır.
Amerikan Psikiyatri Birliği’nin ölçütlerine göre distimi
tanısı koymada kullanılan 7 belirti bulunmaktadır:
1.Depresyonlu duygudurum,
2.İştah değişiklikleri (iştahsızlık ya da iştah artışı),
3.Uyku değişiklikleri (uykusuzluk ya da aşırı uyku),
4.Yorgunluk,
5.Kendini değersiz hissetme,
6.Düşünceleri belli bir konuda toplayamama, kararsızlık,
7.Umutsuzluk.
Distimili hastalar kimi zaman yardımlara kapalıdırlar.
Örneğin yakınları hastayı neşelendirmek için uğraşsalar da bu etkili
olmayabilir. Hatta hastalığın yan etkilerinden olan baş ağrısı gibi
rahatsızlıklarda ilaç kullanımı bile etki etmeyebilir.
Distimi tanısı konulabilmesi için kişide yukarıda sayılan
yedi belirtiden en az üç tanesinin bulunması gerekmektedir. Ancak bu üç
belirtiden birisinin mutlaka “depresyonlu duygudurum” olması gerekmektedir.

Depresyonlu hastaların en büyük şikayetlerinden biri
uykusuzluktur.
Distimi, göreceli olarak daha ağır ve uzun süren depresyon
durumlarını ifade etmek için kullanılan bir kavramdır. Çoğu zaman kişinin
kendisi ve yakınları hastanın bu durumuna alışmıştır. Hasta yaşadıklarını
kabullenmiştir, yakınları ise hastanın belirtilerini kişilik yapısı olarak
yorumlar. Major depresyon ile kıyaslandığında hastadaki depresyon belirtileri
şiddetlenmedikçe distimili hastaların yakınmaları için doktora başvurdukları ve
çare aradıkları pek görülmez.

Depresif kişilerin uykusuz günleri uyudukları günlerden
çok daha fazladır.
Bu gibi durumlarda hastaların otomobil kullanmaları
tehlikeli olabilir.
Distimili hastalarda görülen belirtiler ve klinik tablo
birbirinin aynısı olmasa da aşağıda en çok rastlanan klinik tabloya bir örnek
verilmiştir:
Kişi kendini yıllardır, mutsuz-neşesiz hissetmektedir. Baş
ağrısı ve eklem ağrıları için yıllardır ağrı kesici ilaçlar içiyor olmasına
karşın bu ağrılardan bir türlü kurtulamamıştır. Uykusu ve iştahı düzensizdir.
Kimi zaman iyi uyumakla birlikte, uykusuz günleri çok daha fazladır. Çoğu zaman
gün içinde yaşadıklarını kurmaktan bir türlü uykuya dalamaz. Yemeğini iştahla
yediği pek görülmez; çoğu zaman kendini zorlayarak yemek yer. Kendine güveni
hiç yok gibidir. Çevresinde yaşayanlar onu neşelendirmek için gezmeye
götürseler bile çoğu zaman bu gezilerden pek zevk almaz.