27 Mayıs 2012 Pazar
Bu sitede şu an itibariyle 53.222 metin bulunmaktadır.

'Her Şey' Hakkında Her Şey


<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>

Psikolojik etmenler  

 

Depresyonda gerçek bir yitim olabilmekle birlikte, çoğu zaman imgesel bir yitim duygusu, sevdiği bir kişiyi ya da nesneyi yitirdiği duygusu vardır. Bu yitim duygusu nedeniyle ortaya çıkan öfke, ilişkilerinde daha çok iki yönlü duygular yaşayan (sevgi ve nefret) kişide, katı üstbenlik nedeniyle kişinin kendisine yönelir.

 

Depresyon ile yas arasında birçok benzerlik vardır. Bir yakını ölen kişide yas tutma sürecinde çoğu zaman depresyonda görülen belirtilere (üzüntü, neşesini yitirme, iştahsızlık, durgunluk, isteksizlik, boşluk/anlamsızlık duygusu, ağlama, uykusuzluk, yaşamdan eskisi gibi zevk alamama gibi) rastlanır. Fakat bu belirtiler çoğu zaman birkaç hafta ya da ay ile sınırlıdır. Depresyonda ise gerçek bir yitim olabilmekle birlikte, çoğu zaman imgesel bir yitim duygusu, sevdiği bir kişiyi ya da nesneyi yitirdiği duygusu vardır. Bu yitim duygusu nedeniyle ortaya çıkan öfke, ilişkilerinde daha çok iki yönlü duygular yaşayan (sevgi ve nefret) kişide katı üstbenlik nedeniyle kişinin kendisine yönelir. Kin, öfke ve nefreti kendine yönelten kişide değersizlik, suçluluk duyguları ve sonuçta depresyon gelişir.

 

Ölüm ile birlikte yaşanan yas durumunda kişide

depresyondakine benzer ruhsal belirtiler görülebilir

ancak bunlar geçicidir. Depresyon ise bunların sürekli

olmasıdır. Kişilik yapıları depresyon gelişiminde etkilidir.

Obsesif-kompulsif bağımlı sınırda kişilik bozukluğu gösteren

kişilerde depresyona eğilim fazladır.

 

Depresyonu açıklamaya çalışan diğer analitik yaklaşım benliğin kendisine biçtiği değeri koruyabilmesi için, kendisinden bazı beklentileri ve emelleri gerçekleştirebilmesi gerektiğini ileri sürmektedir. Bedensel bir hastalık, mesleksel başarısızlık, ailesel çatışmalar ya da başka bir yaşam olayı nedeniyle benlikte beklentilerinin ya da emellerinin gerçekleşmeyeceği ya da bunları gerçekleştiremeyeceği duygusu ortaya çıkar. İdeallerini gerçekleştiremeyeceği düşüncesine sahip olan bu kişide çaresizlik ve güçsüzlük duygusu gelişir, kişinin kendisine biçtiği değer düşer ve sonuçta da depresyon gelişir.

Depresyonu açıklama çabalarında yararlanılan kuramlardan birisi de öğrenilmiş çaresizlik kuramıdır.

 

Deney ortamında hayvanlara kaçıp kurtulamayacağı şoklar tekrar tekrar verildiğinde, hayvan başlangıçta kaçmaya çalışmasına karşın bir süre sonra kaçma girişimlerinden vazgeçmekte ve şoklara hiçbir şey yapamayacağını öğrenmektedir. İnsanlardaki depresyonda da benzeri bir çaresizlik duygusu görülebilmektedir.

 

Öfke ve nefretin, kişinin kendisine yönlendirilmesi

gerçek durumun ideallerden farklı olması depresyona

yol açabilir.

 

Depresyona yatkın kişilerde, yaşamında karşılaştığı güçlükleri ve sorunları aşabileceği, onlarla baş edebileceği ve yaşantılarını kendisinin kontrol edebileceği düşünceleri gelişmemiştir.

Bilişsel görüşe göre; çocukluk çağlarındaki yaşam, öğrenme yolu ile şema olarak adlandırılan bazı düşünce, varsayım ve inanç sistemlerinin oluşmasına neden olmaktadır. Bu şemalar kişinin sonraki yaşamında yaşadıklarını değerlendirmede kullanılmaktadır.

 

Depresyonlu kişilerde kendine, çevresine, genel olarak yaşamına ve geleceğine ilişkin olumsuz değerlendirmeye yatkınlık vardır. Bu olumsuz ve karamsar değerlendirme özellikle kişinin stresli durumlarla karşı karşıya kaldığında etkinleşmektedir.

 

Olumsuz ve karamsar değerlendirmeler keyfi çıkarım, seçici soyutlama, aşırı genelleme, abartma ve küçümseme şeklinde düşünce kalıplarından kaynaklanmaktadır.

 

Kin, öfke ve nefreti kendine yönelten kişide

değersizlik, suçluluk duyguları ve sonuçta

depresyon gelişir.

 

Keyfi çıkarım, kişinin belirli bir ipucu ya da açık bir kanıt yokken yaşantısından kendisiyle ilgili olumsuz bir kanıya varmasıdır (yolculuğa çıktığında bindiği otobüsün bozulması nedeniyle bir süre yolda kalan bir kişinin “ben zaten çok şanssız bir insanım” şeklinde yorumlarda bulunması gibi). Seçici soyutlama ise yaşantının bütünü üzerinde değil de önemsiz sayılabilecek bir ayrıntısı üzerinde durarak yaşantıyı değerlendirmedir (bir basketbolcunun takımının yenilgisinden yalnız kendisinin kötü oyununu sorumlu tutması vb). Aşırı genelleme ise kişinin tek bir nedene ya da olaya dayanarak kendi yetersizliği ve değeri konusunda bir kanıya varması ve bunu genellemesidir (bir isteğine arkadaşının hayır demesi sonrasında hastanın “beni kimse sevmiyor” şeklinde duygu yaşaması gibi).

 

Depresyonda çaresizlik duygusu açıkça görülebilmektedir.

 

Abartma ve küçümseme ise kişinin önemsiz bir başarısızlığı aşırı büyütmesi ve başarıyı ise olduğundan daha önemsiz göstermesidir (sınıfını büyük bir başarı ile geçen bir öğrencinin bunun önemli bir şey olmadığını düşünmesi; yalnız bir sınavdan başarısız not alan bir öğrencinin kendisinin tembel bir insan olduğunu düşünmesi vb.). Bu düşünceler herhangi bir akıl yürütme süreci başlamadan kendiliğinden (otomatik düşünce) kişinin kontrolü dışında ortaya çıkmaktadır.

Bazı kişiler sahip oldukları bu düşünce kalıbı (işlevsel olmayan şemalar) nedeniyle kendisini, yaşadıklarını, dünyayı ve geleceği olumsuz ve karamsar değerlendirmeye yatkındırlar. Bilişsel kuram, bu kişilerin kendilerini psikolojik olarak zorlayan bir olay ile karşılaştıklarında, bu düşünce kalıbının etkinleşmesi sonucunda depresyonun geliştiğini ileri sürer.

 

Bazı kişiler sahip oldukları hastalıklı düşünce kalıbı

nedeniyle kendisini, yaşadıklarını, dünyayı, geleceği

olumsuz ve karamsar değerlendirmeye yatkındırlar.

<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>


© 1996 - 2012 BOYUT YAYIN GRUBU
Koza Plaza A26 Tekstilkent 34235 Esenler, İstanbul   Telefon: +90 212 413 33 33 (pbx) | Faks: +90 212 413 33 34

info@boyut.com.tr

YASAL UYARI !

Bu sayfada yer alan bütün yazı, fotoğraf, resim, ilüstrasyon ve benzer diğer içerik özgündür ve Boyut Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. mülkiyetindedir. Kısmen veya tamamen hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet, Intranet, DVD, Video vs) izinsiz kullanılamaz.İktibas edilemez. Tüm içerik, gerçekleşebilecek telif hakkı ihlallerine karşı elektronik sistemlerce sürekli olarak kontrol edilmekte, tespit edilen ihlaller herhangi bir uyarıya gerek duyulmaksızın yasal işleme tabi tutulmaktadır.


7637 - unknown - 38.107.179.236