Anksiyete
bozuklukları

Yaygınlaşan anksiyete bozukluğu toplumsal ve mesleki
işlevselliği bozar. Birçok konuda bu sıkıntının yaşanıyor
olması tedavi gerektiren bir durumdur.
Anksiyete bozuklukları her biri kendine özgü nitelikler
taşıyan birçok hastalığı içeren bir tanı kümesidir. Bu kümede bulunan
hastalıklar arasında yaygın anksiyete bozukluğu, panik bozukluğu, agorafobi,
özgül fobi, sosyal fobi, obsesif kompulsif bozukluk, posttravmatik stres
bozukluğu, akut stres bozukluğu, bedensel hastalıklara bağlı anksiyete
bozuklukları, madde/ilaç kullanımına bağlı anksiyete bozuklukları
bulunmaktadır.

Kokain ve anfetamin gibi maddelerin kullanımı ya da
kafein içeren içeceklerin
aşırı miktarda tüketilmesi de anksiyete bozukluğuna yol
açan etmenlerden biridir.
• Yaygın anksiyete bozukluğunun
temel belirtisi kişinin sürekli aşırı kaygılı olması ve birçok konuda yersiz
biçimde kötü bir şey olacağı endişesi (endişeli beklenti) içinde olmasıdır. Bu
durumda olan hastalarda aşırı kaygı ve endişeli beklenti dışında, huzursuzluk,
kolay yorulma, konsantrasyon güçlüğü, kolay parlama, kas gerginliği, uyku
bozuklukları da görülmektedir.
Anksiyete bozukluğu olan hastalarda uykuya
dalamamak, sık sık uyanmak ve kabuslar görmek
gibi belirtiler meydana gelebilir.
• Panik bozukluğunda zaman
zaman tekrarlayan anksiyete atakları söz konusudur. Panik atağı olarak
adlandırılan bu anksiyete atağı sırasında hastada çarpıntı, terleme, titreme,
nefes darlığı, baş dönmesi gibi şiddetli bedensel belirtiler görülür; hastalar
panik atağı sırasında bu belirtiler yanında ölüm korkusu ya da kontrolünü
kaybedeceği -delireceği- korkusu da yaşar. Bu anksiyete atakları dışında
hastaların çoğunda atağın yineleyebileceği korkusundan başka belirti bulunmaz.
Bazı hastalarda ise atağın yineleyebileceği korkusu nedeniyle yalnız başına
kalmaktan ya da bir yere gitmekten kaçınma da görülür.

Panik bozuklukta temel yanlış düşünce, ölüm korkusu ve
kontrolün kaybedileceği inancıdır.
Sonuçta anksiyetenin veya korkunun fiziksel belirtileri
(çarpıntı, taşıkardi) ortaya çıkar ve
panik atağı meydana getirir.
• Agorafobi, panik atağı ya
da panik atağında görülen belirtilere benzer belirtilerin ortaya çıkacağı
korkusu nedeniyle bazı yerlerden ve durumlardan kaçınmadır. Tek başına evde
kalamama, tek başına dışarı çıkamama, bir araçla yolculuğa çıkamama bunlara
örnek olarak verilebilir.
• Özgül fobi, belli bir nesne
ya da durumla karşılaşıldığında yaşanan mantık dışı korkudur. Kişi yaşadığı
korkunun saçma olduğunu bilir, fakat bu nesneyle ya da durumla karşılaşmaktan
kaçınır. Kedi-köpek gibi hayvanlardan korkma ve asansör korkusu bu hastalığa
örnek olarak verilebilir.

Fobik kişiler belli bir durum,
nesne veya aktivite ile karşılaştıklarında anksiyete duyarlar.
Korkularının
saçma olduğunun farkındadırlar, ancak korkularını
mantıksal düşünerek engelleyemezler.
• Sosyal fobide, bir topluluk
içinde diğer insanların gözünün üzerinde olabileceği durumlarda çeşitli
etkinliklerde (konuşma, yemek yeme gibi) bulunmaktan ya da bir etkinlikte
bulunduğunda küçük düşeceği ya da utanacağı davranışlar yapmaktan korkma söz
konusudur. Sosyal fobisi olan kişiler bu nedenle topluluk içinde konuşmaktan
kaçınırlar. Bir topluluk içinde bulunmak ya da konuşmak zorunda kaldıklarında
da büyük sıkıntı yaşarlar.
• Obsesif-kompulsif bozuklukta
kişide obsesyon ve/veya kompulsiyon bulunur. Obsesyon (saplantı) kişinin isteği
dışında aklından geçen, saçma olduğunu bildiği halde bilinçli çaba ile
kovulamayan, yineleyen düşüncelerdir.

Yanlış bir kanı olarak halk arasında, sıkıntı ile
birlikte gelen rahatsızlıklar depresyon olarak nitelendirilebilmektedir. Ancak
önemli olan belirtilerin süresi ve günlük yaşamı ne kadar
etkiledikleridir. Örneğin deprem, fırtına, sel gibi doğal afetler
sırasında ve sonrasında yaşanan stres de kişilerde
sıkıntıya neden olabilmektedir. Bunun depresyon olarak nitelendirilmesi
için kişinin sosyal yaşamının, mesleki ve insani
ilişkilerinin ne kadar etkilendiğinin tespit edilmesi gerekir.
Kompulsiyon (zorlantı) ise kişinin yapmak istemediği halde kendisini
yapmaktan alıkoyamadığı yinelenen hareketlerdir. Hem obsesyon hem kompulsiyon,
mantık dışı olduğu bilindiği ve çaba harcandığı halde engellenemez.
Post-travmatik stres bozukluğu ve
akut stres bozukluğu ise herkes için ciddi zorlanmalar yaratabilecek
kaza, doğal afet, işkence, savaş gibi koşullar sonrasında ortaya çıkan ve
kişinin yaşadıklarının yeniden canlanması sonucu yoğun anksiyetenin yaşandığı
klinik bir tablodur.
• Bedensel hastalıklara bağlı
anksiyete bozukluklarında bedensel hastalığın doğrudan beyini etkilemesi
sonucunda her türlü anksiyete belirtisinin (anksiyete, endişeli beklenti, panik
atağı, obsesyon ve kompulsiyon) ortaya çıkması söz konusudur.
• Madde/ilaç kullanımına bağlı
anksiyete bozukluklarında bir madde ya da ilacın kullanımı sırasında ya
da bırakılmasından sonra her türlü anksiyete belirtisinin ortaya çıkması söz
konusudur.