|
Depresyon
Depresyon, esas olarak yaşamdan ve yaşadıklarından zevk
alamama halidir. Bunu yaşayan bir kişi daha önce severek isteyerek yaptığı
şeyleri artık yapmak istememeye, yapsa bile bunlardan zevk alamamaya başlar.
Yaşama sevincinin yerini “üzüntü, keder, mutsuzluk, isteksizlik, karamsarlık,
umutsuzluk ve suçluluk” gibi duygular alır. Depresyon yaşayan bir kişide
duygunun değişebilirliği ve yeni olaylara tepki verebilme yeteneği
kaybolmuştur. Böyle bir kişi normalde sevinç, mutluluk, neşe yaratan bir olayla
karşılaştığında duygu değişikliği göstermez. İçinde bulunduğu kederli durum
değişmez.
Depresyon, Türkçeye "ruhsal çöküntü" ya da
"çökkünlük" olarak çevrilmektedir. Halk içinde depresyon birçok
anlama gelecek şekilde, kimi zaman geçici bir duygulanım durumunu ifade etmek
için, kimi zaman ise ruhsal bir bozukluğu ifade etmek için kullanılmaktadır.
Bazen de yanlış bir şekilde her türlü psikososyal zorlanma sonrasında
yaşananları ifade etmek için kullanıldığı görülmektedir. Depresyon yaşayan
kişilerde rastlanan duygular arasında, üzüntü, mutsuzluk, isteksizlik,
çaresizlik, cesaretsizlik, elem, keder, umutsuzluk, kendini değersiz görme,
kendi değerini küçümseme, suçluluk, kötümserlik ve karamsarlık bulunmaktadır.

Olumsuzluğun sürekliliği
Depresyondaki insanların içinde bulundukları duygudurum,
davranışların yanısıra dillerine de yansır. Dolayısıyla konuşma veya yazma
esnasında (Elemi ifade eden yüz tipi eşliğinde) yine mutsuzluğu, elemi,
kederi, sıkıntıyı, yalnızlığı, karamsarlığı çağrıştıran kelimeler vardır.
Depresyonlu kişilerde herşeyi olumsuz değerlendirme eğilimi vardır. İçinde
bulundukları kötümser, kederli, olumsuz havanın hiç bitmeyeceği, devam edeceği,
kalıcı olduğu, olumlu bir hal almayacağı inancı hakimdir. Hastalığın yaşandığı
dönemde hiçbir sorunun çözülemeyeceği kanısındadırlar. Oysa tedavi edilebilen
bir hastalık olan depresyon geçtiğinde hastalar tekrar eski güç ve kuvvetlerini
kazanırlar.
|
|