Siza Okuma Klavuzu
Funda Uz Sönmez*
Kuşkusuz Siza, mimarlık öğrencilerinin bir çırpıda/ ilk anda
sayıverecekleri on mimardan biri değildir. Pek çoğunun, çok da fark etmeden
elindeki derginin sayfaları arasında kaybolan biri. Kütüphanenin az yıpranmış
kitaplarından biri, “Alvaro Siza”...
Şişirilmiş, tumturaklı sözleri, sloganları olmayan, bu çok
duyarlı, dingin adam ve onun bağırmadan konuşan mimarlığı, işte tam da bu
nedenle, bu heyecana, gösterişe alışık neslin ve bu çağ yangınının ortasında,
niçin kendimiz olmaktan öte durduğumuzu sorgulayan bir bakışla, dinlenmeyi
fazlasıyla hak etmektedir. O reklam çığırtkanlığı yapmayacağından, onu
yapıtlarıyla okumak gerekliliği kaçınılmaz gözükmektedir.
Siza okumalarında ilk altı çizilecek mimari tavır,
mimarlığını tanınır kılacak biçimsel tekrarlardan kaçınmasıdır. Peter Testa’nın
sözleriyle, uygun ve yaşamsal olanı dünya için yorumlayan aktif bir kararla
sonlanmadan önce, hangi yönde ve nasıl gelişeceği kestirilemeyen bu süreç,
“processus infinitum”, keskin dinginliğinin ötesinde, Siza mimarlığının taklit
edilemez ve sınırsız yanını oluşturur.
Çok basit hatta kaba sayılabilecek bir ayrımla, Alvaro Siza
Modernist’tir. Ama onun da dile getirdiği gibi, dilsel bütünlüğün, mimari
problemler için evrensel bir çözüm olduğuna artık inanılmamaktadır.
Karmaşıklığın kentlerin doğası olduğunun anlaşılmasıyla dönüşümsel hareketlerin
çok çeşitli biçimler aldığının altını çizer. Bu dönüşümsel ve başkalaşımsal
hareketlerinin kaynağı, yapının yerle kurduğu ilişki, neredeyse topoğrafyayla
birlikte şekillenmişlik/yapısallaşmışlık, duygusudur.
Kenneth Frampton, onun mimarlığını görsel ve grafik olmaktan
çok, dokunsal ve tektonik olarak tanımlar. Özellikli topoğrafyanın ve yerel
örüntünün binalarını biçimlendirmede etkili olduğunu savunur2. Siza’nın
Portekiz’in sınırlarını aşmasının nedeni, mimarlığını yapının varolacağı yerin
mekansal özellikleriyle beslemesidir. Bu nedenle, Porto, Hague, Berlin veya
Santiago de Compostela’yı diğer kentlerden ayıran özellikler, Siza’nın
mimarlığını oluşturur.
Bu kaynağını yerden alan tavır, onu minimalist olarak
tanımlayanları, bütünü oluşturan eklemlenmiş yapısıyla Antonio Carlos Siza
Evi’nde, Modernist olarak tanımlayanları Kollonihaven’daki kulübesiyle
şaşırtacaktır.
Işığı mimarlığın aktif bir elemanına dönüştürmesi, Siza’nın
mimarlığının önemli özelliklerindendir. Işık, yarattığı biçim senfonisi içinde,
ustaca çalınan bir enstrümandır. “Porto Mimarlık Fakültesi” projesinde, yakıcı
Portekiz güneşi, kampüs duvarının yüzeyini okşayarak akan bir suya dönüşür.
Doğal ışık, çeşitli derecelerde ve her zaman o izin verdiği sürece içeri girer.
Geniş malzeme paletini, yapının yer aldığı kentsel örüntü
içinde kimi zaman “Leça da Palmeira Yüzme Havuzu”ndaki brüt beton yüzeylerdeki
gibi kontrast oluşturarak, kimi zaman “Van der Venne Parkı’nda Konut”
projesindeki, tuğla ve sıvayla uyumlu birlikteliğin keskin yorumları olarak
kullanmasını bilir.
Siza bir yapının sorumluluğunu onun tasarlanmasından da çok
sonrasında taşıyan tasarımcılardandır. Ama bu, popülist bir tavır olarak
eleştirilen, kullanıcı katılımlı çalışmalarında mimarisinden ödün vermesine
neden olmamıştır.
Son bir söz de art arda bakıldığında, neredeyse yapının
animasyonunu oluşturan çok sayıdaki eskizleri için söylenebilir sanırım.
“Çizimlerin mimarlıkla direkt ilişkisi olmadığını düşünürüm ama görme gücünün
keskinliğini geliştirmede iyi bir yoldur... Bir mimarın aracı görebilmektir”
diyen Siza, yapıya ilişkin ürettiği ilk eskizlerden itibaren, yeri nasıl
kavradığının, yapıya nereden ve nasıl bir yüzeyle karşılaşarak yaklaşacağımızın
kararlarının, zengin iç mekanların ipuçlarını verir.
Hayal ettiğini çizer, çizdiğini inşa eder.
Siza’nın mimari çalışmalarının düşünsel çerçevesi olarak
tanımlanmaya çalışılan okumaların -şimdilik- sonuna geldiğimizde, dingin,
yaşamsal, incelikli bir mekan kurgusunu ve malzeme ve ona can veren ışıkla
yaratılan şiirselliği oluşturanın, sağır yüzeylerde derin yırtıklar, cesur
açılar, kavisler, büyük amorf galeriler olması dikkatli gözler için şaşırtıcı
değildir. Her biri Siza mimarlığı içinde uygun/uyumlu bütünlüğe, ölçek, boyut
ve hacminden şüphe etmemecesine kavuşmuştur.