27 Mayıs 2012 Pazar
Bu sitede şu an itibariyle 53.222 metin bulunmaktadır.

'Her Şey' Hakkında Her Şey


<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>

Geniş Ufuklu Mimar Kimliği ve Bektaş’ın Mimarlığı

Aydan Balamir

 

Cengiz Bektaş, meslek topluluğumuzun yakından tanışık olduğu bir mimar. Bizler Bektaş’ı mimarlık kültürümüzün köklerine sahip çıkarak sürdürdüğü militan çağdaşlığıyla bildik; yapıları, eskizleri, yazıları ve dizeleriyle tanıdık. Mimarlık üzerine düşüncelerini, inceleme ve deneyimlerini ortamdan hiç esirgemedi; birbirini izleyen yayınlarda, söyleşi ve konferanslarda, her fırsatta ve hemen her kesimden insanla birikimini paylaşabildi. Hakkında yeni bir söz söylemenin güçlüğünü hissediyor, ve Bektaş’ın mimarlığına başka bir cepheden, mimarı farklı meslek kimlikleriyle donatan bakış açıları yönünden yaklaşmak istiyorum.

 

Modern çağda mimarın kimliğini belirleyen bakış açılarının, başlıca dört tema üzerine çeşitlendiği söylenir. İlki modern öncesinden miras, folk geleneği ve lonca düzeni içinde yetişen “yapı ustası” kökenli mimarın bakış açısı. Bilgi ve becerisi zanaat alanında yoğunlaşan bu en eski mimar tipine karşılık, ikiyüzü aşkın yıldır diğer bakış açılarının ezici rekabeti söz konusu: Güzel sanatlar alanında konumlanmış “akademik” donanımlı mimarın, mühendislik bilgisi ve ideolojisi üzerine kurulu “teknik” donanımlı mimarın (Türkçesi fennî mimar olmalı), ve toplumbilim birikimi üzerine kurulu “planlama” donanımlı mimarın bakış açıları. Farkları konumlandıkları bilgi alanında olan bu bakış açıları, ait oldukları dünyanın egemen değerlerine bağlı olarak, değişen inançları ve idealleriyle, baskın ideolojileriyle birbirinden ayrıldılar. Modernist düşüncenin temelindeki bir bölünme—sanat, bilim ve ahlak alanlarının keskin hatlarla ayrışımı ile bağlantılı bu farklılaşma, mimarlık düşüncesinin bir yandan çeşitlenip zenginleşmesine yol açarken, bir yandan da “uzmanlık” ruhuyla sınırlanıp parçalanmasına, ve herbir parçada ufkun daralmasına neden oldu. Farklılaşmanın topyekün açılımlarına karşılık, parçaların içine kapanıklığı, modern mimarın çelişkilerinden biri olageldi.

 

Tek yönde yoğunlaşan mimarın başına getirilen kimlik sıfatları hep olumsuz çağrışımlarla yüklüdür.Kalfa mimar, akademik mimar, mühendis mimar, plancı mimar gibi yaftalar, vurgulanan kimlik dışında kalanların eksikliğini işaret eder. Cengiz Bektaş için benzeri bir indirgeyici yafta kullanmak olası değildir. Mimarlığa dar ufuklu “uzman” bakış açısıyla değil, geniş ufuklu “generalist” (specialist karşıtı) bakış açısı ile yaklaşanlardandır. Mimarlık uğraşının sanat, zanaat, mühendislik, toplumbilim boyutlarını kavrayan giriftliğini sadeleştirip tek boyuta indirgeyenlerden değildir. Mimarın çeşitli kimlik sıfatlarının ancak birarada olması halinde, herbirinin olumsuz çağrışımlarından arınabildiğine örnektir.

 

Mimaride geniş ufuklu olabilmenin, dar ufuklu uzman meslekçilik karşısındaki erdemi, her bir yönelişin gerisindeki inanç sistemlerinin olası yanılgılarını bir ölçüde giderebilmesi bakımındandır. Örneğin, akademik mimarın ifrata varabilen biçimciliğine, dogmatizmine ve elitizmine; mühendis mimarın yararcı ussallığına, teknoloji fetişizmine, sığ pragmatizmine; plancı mimarın toplumu yönlendirme, dünyayı yeniden inşa edebilme hayalciliğine karşı durabilmede, “generalist” bakış açısının daha özenli ve dirençli olacağı varsayılabilir. Sözkonusu bakış açılarının birbirinden temel farkları doğaya, tarihe, toplum ve bireye yönelik kabulleri (en geniş anlamında ideolojileri) ise eğer, bu çerçevede akla gelen ilk sorular, mimari tasarımın da en başta gelen soruları arasındadır. Mimarlığın doğayla ve tarihle ilişkisi ne yönde olmalıdır? Uyum mu, egemenlik kurma mı? Doğayı ve tarihi taklit mi, özgür imgelem mi? Mimarlığın topluma, bireye karşı tavrı ne olmalıdır? Kolektif değerler mi, bireycilik mi? Yerleşik düzenin otoritesi mi, sınırsız özgürlük mü? Gelenek mi, yenilik mi?

 

Geniş ufuklu bakış açısı, ikilemler karşısında eleştirel olabilmeye daha istidatlıdır. Bektaş’ın da kültürel ikilemleri uzlaştırıcı çabaları olmuştur, gelenekle yeniliği bağdaştırıcı çağdaşlık anlayışı, bu çabanın yalnızca bir yönüdür. Genelde toplumcu idealleri savunmasına karşılık bireyi yok saymayışı, mimarisinde her iki uca da değerini vermeyi bilmesi, işin bir başka yönüdür. Bu tartışmaya, Mersin gökdelenini katmıyorum; bir yapının gökleri delebilmesi için doğaya, tarihe, toplum ve bireye karşı (değişen dozlarda) ezici olması kaçınılmaz bir durum. Öte yandan gökleri delmenin de insanı hep cezbetmiş olduğu, kültürel üretim söz konusu olduğunda düşünce kutuplarının hep ılımlı yanında kalmanın savunulur olmadığı da teslim edilmeli.

 

Yaşamın çelişkileri karşısında mimarın bir diğer kaçınılmaz kimliği ise, amatör filozofluğudur. Bir ozan olarak Bektaş, mimarın düşünür kimliğine önem vermiş, ama bu kimliğin ağır basarak mimarı bina üretmekten alıkoymasına da kuşkuyla bakmıştır. O hep, düşüne-taşına ve birlikte üretmenin yanında olmuştur.

<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>


© 1996 - 2012 BOYUT YAYIN GRUBU
Koza Plaza A26 Tekstilkent 34235 Esenler, İstanbul   Telefon: +90 212 413 33 33 (pbx) | Faks: +90 212 413 33 34

info@boyut.com.tr

YASAL UYARI !

Bu sayfada yer alan bütün yazı, fotoğraf, resim, ilüstrasyon ve benzer diğer içerik özgündür ve Boyut Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. mülkiyetindedir. Kısmen veya tamamen hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet, Intranet, DVD, Video vs) izinsiz kullanılamaz.İktibas edilemez. Tüm içerik, gerçekleşebilecek telif hakkı ihlallerine karşı elektronik sistemlerce sürekli olarak kontrol edilmekte, tespit edilen ihlaller herhangi bir uyarıya gerek duyulmaksızın yasal işleme tabi tutulmaktadır.


7703 - unknown - 38.107.179.240