Yeni Evi İnşa Etmek
Yeni evi inşa ederken ilk önce tavanarası boşluğundan, sonra
da çatı pencerelerinden kurtulun. Onların altındaki gereksiz yükseklikleri de
atın. Sonra sağlıksız bodrumdan kurtulun. “Praire”de yapılan her ev bodrumsuz
olmalı. Kıyamet gününü anımsatan ince tuğla bacalar yerine tek bir bacaya gerek
olduğunu düşünüyorum. Geniş, cömert bir tane baca ya da en fazla iki tane.
Bunlar düz damlarda ya da hafif eğimli çatılarda kısa tutulmalı. Evin büyük
şöminesi işte şimdi gerçek bir ateşin konumlanabileceği bir yer oldu. Bir
zamanlar gerçek bir şömine olağanüstüydü. Onun yerine kafes üzerinde birkaç
kömürü alabilecek boyutta bir mermer çerçeve konuyordu. Ya da kafes içine tuğla
konmuş ahşap bir mobilya parçası vardı. Buysa sıvalı, kâğıt kaplı bir duvara
yaslanırdı. Konfora karşı bir saldırı! Böylece şömine “Praire”de yapılmasını
sağladığım yapıların önemli bir parçası oldu. Normal bir insan boyunu temel
alarak evin yüksekliğini normal insan boyuna indirdim, yani 174 cm.’ye. İnsan
ölçeğinden başka hiçbir ölçek tanımadan yapı kitlesini açık alanda genişletip
yaygınlaştırabileceğim kadar yaygınlaştırdım.Boyum biraz daha uzun olsaydı,
yapılarımın da daha yüksek olacağı söylenmiştir.
Evin duvarları, binanın altında düz bir platform gibi
görünen beton ya da taş bir “su masası” üzerinde zeminden başlatılıyordu.
Ancak, duvarlar hafif eğimli çatı üzerinde ikinci kat pencere denizlikleri
düzeyinde yatak odalarının pencere dizisine yer sağlamak için kesiliyordu. Bu
yeni evde duvarlar doğal ışık, hava ve güzelliğe bir engel teşkil etmeyecekti.
Duvarlar üzerine delik delinmesi istenen kutuya ilişkin önemli bir gerçekti.
Winslow Evi’ni, tasarladığım sırada henüz bu duvar yapısı kavramını
kullanıyordum. Fakat, sonraları değiştirdim. O sıralarda evi, esas olarak, barınak
görevi yapan yaşanılır bir iç mekan olarak düşünüyordum. Bu barınak hissini
sevdim, hâlâ da seviyorum. Böylece çi kalabalık evlerin sonu geldi. Daha az
sayıda kapılar, daha az sayıda pencereler, ama daha geniş pencere yüzeyi...
Pencereler ve kapılar olağan insan boyutlarına indirgendi.
Yalınlık
Süssüzlük yalınlıkla eşanlamlı değildi. Bu belliydi.
Roycroft-Stickley-Mission’ın kaba mobilyası insafsızca basitti, ahır kapısı
kadar basitti, ama gerçek anlamda yalın değillerdi. Makine ürünü nesneler de kendi
içlerinde mutlaka yalın değildi. Üstad’ın (Louis Sullivan) dediği gibi,
“düşünmek yalınlıklarla uğraşmak demektir”. Üç çizginin yettiği yerde beş çizgi
kullanmak aptallıktır. İki kilonun yettiği yerde dokuz kilo aşırı şişmanlıktır.
Fakat konuşmada ya da yazıdaki açıklayıcı ifadeleri ortadan kaldırmak yalınlık
değildir. Mimaride de aynı tarz bir azaltma yalınlık değildir. Çoğunlukla
aptallık olması daha muhtemel.
Müşterilerimizin şunu görmesini sağlamaya çalıştım:
Yapınınkendisi için yerli olarak yapılmayan mobilyalar yalnızca arasıra
kullanılmak üzere kenara konulsalar bile, yapının küçük parçaları olarak
görülmelidir. Bu idealler evden eve geliştirile geliştirile, sonuçta, mekan
özgürlüğü ve gereksiz yüksekliklerin ortadan kaldırılması yeni yaşama alanında
bir mucize yarattı. Mekanın tümü değişti, ama, insanın yaşam ortamına daha
uygun oldu ve içinde bulunduğu araziye uyumu daha doğal oldu. Bu kurallarla
yapılan bir yapıyı başka bir yerde düşünmek imkansızlaştı. Mimaride tamamıyla
farklı bir mekan değerleri anlayışı yaygınlaştı. Şimdi görünüyor ki bu değerler
tüm dünya mimarisine yayıldı.
Akışkan çizgisellik duygusunun yarattığı etkilerle yeni bir
sükunet oluştu. 37 yıl önce gemilerde, uçaklarda ve otomobillerde gördüğümüz
akışkan çizgisellik (streamline) yapılara sızmıştı. Oysa, değişim kökende
sıkıca yapı malzemelerine, çevreye ve insana ilişkindi.