27 Mayıs 2012 Pazar
Bu sitede şu an itibariyle 53.222 metin bulunmaktadır.

'Her Şey' Hakkında Her Şey


<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>

Frank O. Gehry Nasıl Çalışıyor?

Nikolai Ourousoff

 

eğilimlere sahip bir anarşisttir. Onun arayışı, sağlam bir biçimde gündelik yaşamın sıradanlığı üzerine temellenmiştir. Amacı bu hayatı sorgulamak ve bizi yaşadığımız biçimiyle onu yeniden gözden geçirmeye davet etmektir. 20 yıl önce düşünülemeyecek bir ölçüde başarı kazanan Gehry’nin aklını anlamak için, onun yöntemleri incelenmeye değer.

 

Çarpıcı biçimlerine rağmen Gehry, bütün tasarımlarına yararcı bir yol izleyerek başlar ve içten dışa doğru çalışır. Bina programlarını ifade etmek için basit ahşap bloklar kullanır -bir yatak odası, bir oturma odası, bir garaj- ve daha sonra onları beklenmedik bir biçimde bir araya getirir. Ardından, daha karmaşık biçimleri eklemlendirmeden önce, birbirine yapıştırıp, yeniden parçalara ayırarak bu bloklar üzerinde kendi biçimlerini oluşturmaya başlar. Diğer taraftan, bu bloklar aslında bir çalışma aracından daha fazlasıdır: Bunlar onun, çalışmasını gerçek dünyada temellendirmeye yönelik derindeki bir arzusunu ifade eder. Mimarlık sanat ile pratiğin birleştiği yerdedir. Pek çok önemli mimar gibi, Frank O. Gehry, bu pratik dünya ile hemen onun ötesinde yer alan ama erişilmez görünen olasılıklar arasındaki sınırın üzerinde gidip gelir. Gehry’nin önceki çalışmaları çoğunlukla bu yöntemlerin mükemmel diyagramlarıdır. Artık ünlü olan Santa Monica evinde Gehry, özgün strüktürü birbiriyle ilgisiz biçimlerin oluşturduğu ikinci bir kabuğa sarmıştır. Özgün duvarlardan bazılarını yırtıp açarak strüktürlerini ortaya çıkarırken, diğerlerini bozulmamış haliyle bırakmıştır. Öte yandan, eski ve yeni arasındaki gerilim, içinde hareket ettiğinizde açıkça görülmektedir. Ev, bir inşaat sahasının işlenmemişliğine sahiptir; adeta bir dönüşüm sürecinde donmuştur.

 

Daha önceki önemli projelerinde de buna benzer gerilimler sık sık yaratılmıştır. 1984’te tamamlanan, Calabasas’ta yamaçlık bir arazide düşük bütçeli bir iş olan Benson Evi için yaptığı tasarımında Gehry, birine yatak odalarını, diğerine ortak yaşam mekanlarını birbirinden bağımsız koyup evi parçalayarak üç belirgin yapı elde etmiştir. Üçüncü yapı garaj yolunun tabanıdır. Ucuz asbest kiremitlerle kaplı olan binalar, en sıradan barınakların nazikçe yeniden biçimlendirilmesi ve harika bir heykelsi bütüne yoğrulması gibi, işlenmemiş ahşaptan yapılmış bir dizi dış merdiven ve köprüyle birbirine bağlanmıştır.O döneme ait bir diğer önemli proje olan, 1980’de tamamlanan Venedik’teki Spiller Evi’ni, bir avlu ile birleştirilmiş iki farklı parçaya ayırmış ve kumsaldaki dar bir arsa bloğu içine sıkıştırmıştır.Arsa çok sıkışık olduğu için, Gehry ham endüstriyel malzemeler kullanarak, dış teraslara doğru dönerek çıkan ve kimi zaman da evin dış kabuğunu delen etkileyici dikey iç mekanlar yaratmıştır. Her ikisinde de bu basit biçimlerin arasındaki gerilim, projelere harika bir kompozisyon güzelliği katarken, diğer yandan daha parçalı -ve özgür- bir aile yaşamı öngörüsünü gündeme getirmişti. Bunlar tipik kent peyzajının sıradanlığını sanata dönüştürmenin bir biçimidir.

 

Gehry’nin çalışması olgunlaşırken tasarıma olan yaklaşımı değişmeden kalmştır. Örneğin 1989’da New Haven’daki Yale Psikiyatri Enstitüsü için olan tasarımında Gehry hala kendini kolay ele vermeyen blokları beceriyle kullanmaktadır, ama biçimler artık daha temiz ya da incelmiştir. Öte yandan Gehry bir dönüm noktasındadır. Artık kamu ölçeğinde yapılar tasarlamaktadır. Aynı derecede önemli; daha duyusal biçimlerle düşünmektedir. 1989’da Weil am Rhein yakınlarındaki Vitra Tasarım Müzesi’nde, binanın dışından sarılarak yükselen büyük mekanları kullanarak birbirinden kopuk strüktürlerini daha sağlam bir bütün içinde eritmiştir. Öte yandan, biçimleri uygulama çizimlerine çevirmek gittikçe daha güç bir hal almaktadır. Bu zorluklar Gehry’yi ilk bilgisayar sistemini satın almaya itmiştir. Bu, Fransız mühendisler tarafından Mirage Avcı Uçağı tasarımı için kullanılan bir bilgisayar yazılım programı olan CATIA’dır. Gehry, ilk olarak iki proje üzerinde bu sistemle deneyim kazandığını söylemektedir: 1992’de Barselona’da Hotel Arte’nin çarşı avlusu üzerinde asılı duran, paslanmaz çelik kaplı dv balık için yaptığı tasarımla ve Los Angeles’taki Walt Disney Konser Salonu tasarımının 1992’deki yorumunda. Konser Salonu projesi etkileyiciydi. Bina, her ne kadar arazide şiddetli biçimde kıvrılmış/bükülmüşse de 1988’deki yarışmayı kazanan tasarımda şaşırtıcı bir biçimde durağan ve simetriktir. Temel öğesi, bir dış meydan üzerine doğru taşan, eğilmiş bir metal iskeletle kaplı kütlesel bir fuayedir. Bilgisayar sonrası tasarımda, kavisli büyük taş paneller konser salonunun iç kabuğu üzerine tabakalar halinde yerleştirilmiştir. Değişim, taş kaplamaların gittikçe heykelsi bir dil kazanmasıdır; böylece farklı fuayelerle dolaşımın rahatlaması ve dış bahçeye görsel olarak açılması sağlanmıştır. Bununla birlikte, bu deneyimi dikkate değer kılan, Gehry’nin mevcut tasarım sürecine nasıl kolaylıkla uyarlanabilir olduğudur. Artık maketlerini yapıp bilgisayara doğrudan girebilmektedir. Böylelikle çalışma maketlerine tamı tamına uyan karmaşık uygulama çizimleri üretebilmektedir. Bilgisayar, biçimlerini oluşturmada ayrılmaz bir bileşen değil, Gehry’nin öngörülerinin yaşama geçebilmesi için bir araç işlevini görmektedir.

 

Bilgisayarın sağladığı bu özgürlük en iyi, Gehry’nin Cleveland yakınlarında, işadamı Peter Lewis için tasarladığı uçarı evde görülebilir. Ev, adeta arazinin üzerine saçılmış gibi görünen bozulmuş mekanların karmaşasıdır. Tasarım 1995’te tamamlanmış, ama inşa edilmemiştir. Gehry için bu, program deneyimi açısından sanal bir laboratuar olmuştur. Örneğin, projenin üzerinden, dev bir at başı iskeleti gibi fırlayan oturma odasının strüktürel iskeleti, Gehry’nin henüz inşa halinde olan Berlin’de Paris Meydanı’ndaki DG Bankası Genel Merkezi tasarımında giriş salonu olarak yeniden ortaya çıkmıştır. Yine de Gehry, özgürlüğün gerektirdiği tehlikelerin bilincindedir.

 

Gehry’nin yaratma gücünü besleyen endüstri sonrası metropolisin, kolaycı imgeler ve tertemiz yapmacık çevrelerden oluşan bir tema parkına dönüştürüldüğü bir çağda yaşıyoruz. Gehry bu eğilime direnmekte kararlı. Bugün bürosunu gezdiğimizde, eskide olduğundan farklı olmadığını görürüz: Farklı ölçeklerde maketler stüdyoları doldurur; kağıt, mukavva, ahşap, plastik yaratılar sürekli olarak yırtılmakta ve tekrar yapıştırılmaktadır. Harika bir güzellikle birlikte, bir şeyler üretmeye dair güçlü bir şiddet hissi hala buradadır.

 

eğilimlere sahip bir anarşisttir. Onun arayışı, sağlam bir biçimde gündelik yaşamın sıradanlığı üzerine temellenmiştir. Amacı bu hayatı sorgulamak ve bizi yaşadığımız biçimiyle onu yeniden gözden geçirmeye davet etmektir. 20 yıl önce düşünülemeyecek bir ölçüde başarı kazanan Gehry’nin aklını anlamak için, onun yöntemleri incelenmeye değer.

 

Çarpıcı biçimlerine rağmen Gehry, bütün tasarımlarına yararcı bir yol izleyerek başlar ve içten dışa doğru çalışır. Bina programlarını ifade etmek için basit ahşap bloklar kullanır -bir yatak odası, bir oturma odası, bir garaj- ve daha sonra onları beklenmedik bir biçimde bir araya getirir. Ardından, daha karmaşık biçimleri eklemlendirmeden önce, birbirine yapıştırıp, yeniden parçalara ayırarak bu bloklar üzerinde kendi biçimlerini oluşturmaya başlar. Diğer taraftan, bu bloklar aslında bir çalışma aracından daha fazlasıdır: Bunlar onun, çalışmasını gerçek dünyada temellendirmeye yönelik derindeki bir arzusunu ifade eder. Mimarlık sanat ile pratiğin birleştiği yerdedir. Pek çok önemli mimar gibi, Frank O. Gehry, bu pratik dünya ile hemen onun ötesinde yer alan ama erişilmez görünen olasılıklar arasındaki sınırın üzerinde gidip gelir. Gehry’nin önceki çalışmaları çoğunlukla bu yöntemlerin mükemmel diyagramlarıdır. Artık ünlü olan Santa Monica evinde Gehry, özgün strüktürü birbiriyle ilgisiz biçimlerin oluşturduğu ikinci bir kabuğa sarmıştır. Özgün duvarlardan bazılarını yırtıp açarak strüktürlerini ortaya çıkarırken, diğerlerini bozulmamış haliyle bırakmıştır. Öte yandan, eski ve yeni arasındaki gerilim, içinde hareket ettiğinizde açıkça görülmektedir. Ev, bir inşaat sahasının işlenmemişliğine sahiptir; adeta bir dönüşüm sürecinde donmuştur.

 

Daha önceki önemli projelerinde de buna benzer gerilimler sık sık yaratılmıştır. 1984’te tamamlanan, Calabasas’ta yamaçlık bir arazide düşük bütçeli bir iş olan Benson Evi için yaptığı tasarımında Gehry, birine yatak odalarını, diğerine ortak yaşam mekanlarını birbirinden bağımsız koyup evi parçalayarak üç belirgin yapı elde etmiştir. Üçüncü yapı garaj yolunun tabanıdır. Ucuz asbest kiremitlerle kaplı olan binalar, en sıradan barınakların nazikçe yeniden biçimlendirilmesi ve harika bir heykelsi bütüne yoğrulması gibi, işlenmemiş ahşaptan yapılmış bir dizi dış merdiven ve köprüyle birbirine bağlanmıştır. O döneme ait bir diğer önemli proje olan, 1980’de tamamlanan Venedik’teki Spiller Evi’ni, bir avlu ile birleştirilmiş iki farklı parçaya ayırmış ve kumsaldaki dar bir arsa bloğu içine sıkıştırmıştır. Arsa çok sıkışık olduğu için, Gehry ham endüstriyel malzemeler kullanarak, dış teraslara doğru dönerek çıkan ve kimi zaman da evin dış kabuğunu delen etkileyici dikey iç mekanlar yaratmıştır. Her ikisinde de bu basit biçimlerin arasındaki gerilim, projelere harika bir kompozisyon güzelliği katarken, diğer yandan daha parçalı -ve özgür- bir aile yaşamı öngörüsünü gündeme getirmişti. Bunlar tipik kent peyzajının sıradanlığını sanata dönüştürmenin bir biçimidir.

 

Gehry’nin çalışması olgunlaşırken tasarıma olan yaklaşımı değişmeden kalmştır. Örneğin 1989’da New Haven’daki Yale Psikiyatri Enstitüsü için olan tasarımında Gehry hala kendini kolay ele vermeyen blokları beceriyle kullanmaktadır, ama biçimler artık daha temiz ya da incelmiştir. Öte yandan Gehry bir dönüm noktasındadır. Artık kamu ölçeğinde yapılar tasarlamaktadır. Aynı derecede önemli; daha duyusal biçimlerle düşünmektedir. 1989’da Weil am Rhein yakınlarındaki Vitra Tasarım Müzesi’nde, binanın dışından sarılarak yükselen büyük mekanları kullanarak birbirinden kopuk strüktürlerini daha sağlam bir bütün içinde eritmiştir. Öte yandan, biçimleri uygulama çizimlerine çevirmek gittikçe daha güç bir hal almaktadır. Bu zorluklar Gehry’yi ilk bilgisayar sistemini satın almaya itmiştir. Bu, Fransız mühendisler tarafından Mirage Avcı Uçağı tasarımı için kullanılan bir bilgisayar yazılım programı olan CATIA’dır. Gehry, ilk olarak iki proje üzerinde bu sistemle deneyim kazandığını söylemektedir: 1992’de Barselona’da Hotel Arte’nin çarşı avlusu üzerinde asılı duran, paslanmaz çelik kaplı dv balık için yaptığı tasarımla ve Los Angeles’taki Walt Disney Konser Salonu tasarımının 1992’deki yorumunda. Konser Salonu projesi etkileyiciydi. Bina, her ne kadar arazide şiddetli biçimde kıvrılmış/bükülmüşse de 1988’deki yarışmayı kazanan tasarımda şaşırtıcı bir biçimde durağan ve simetriktir. Temel öğesi, bir dış meydan üzerine doğru taşan, eğilmiş bir metal iskeletle kaplı kütlesel bir fuayedir. Bilgisayar sonrası tasarımda, kavisli büyük taş paneller konser salonunun iç kabuğu üzerine tabakalar halinde yerleştirilmiştir. Değişim, taş kaplamaların gittikçe heykelsi bir dil kazanmasıdır; böylece farklı fuayelerle dolaşımın rahatlaması ve dış bahçeye görsel olarak açılması sağlanmıştır. Bununla birlikte, bu deneyimi dikkate değer kılan, Gehry’nin mevcut tasarım sürecine nasıl kolaylıkla uyarlanabilir olduğudur. Artık maketlerini yapıp bilgisayara doğrudan girebilmektedir. Böylelikle çalışma maketlerine tamı tamına uyan karmaşık uygulama çizimleri üretebilmektedir. Bilgisayar, biçimlerini oluşturmada ayrılmaz bir bileşen değil, Gehry’nin öngörülerinin yaşama geçebilmesi için bir araç işlevini görmektedir.

 

Bilgisayarın sağladığı bu özgürlük en iyi, Gehry’nin Cleveland yakınlarında, işadamı Peter Lewis için tasarladığı uçarı evde görülebilir. Ev, adeta arazinin üzerine saçılmış gibi görünen bozulmuş mekanların karmaşasıdır. Tasarım 1995’te tamamlanmış, ama inşa edilmemiştir. Gehry için bu, program deneyimi açısından sanal bir laboratuar olmuştur. Örneğin, projenin üzerinden, dev bir at başı iskeleti gibi fırlayan oturma odasının strüktürel iskeleti, Gehry’nin henüz inşa halinde olan Berlin’de Paris Meydanı’ndaki DG Bankası Genel Merkezi tasarımında giriş salonu olarak yeniden ortaya çıkmıştır. Yine de Gehry, özgürlüğün gerektirdiği tehlikelerin bilincindedir.

 

Gehry’nin yaratma gücünü besleyen endüstri sonrası metropolisin, kolaycı imgeler ve tertemiz yapmacık çevrelerden oluşan bir tema parkına dönüştürüldüğü bir çağda yaşıyoruz. Gehry bu eğilime direnmekte kararlı. Bugün bürosunu gezdiğimizde, eskide olduğundan farklı olmadığını görürüz: Farklı ölçeklerde maketler stüdyoları doldurur; kağıt, mukavva, ahşap, plastik yaratılar sürekli olarak yırtılmakta ve tekrar yapıştırılmaktadır. Harika bir güzellikle birlikte, bir şyler üretmeye dair güçlü bir şiddet hissi hala buradadır.

<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>


© 1996 - 2012 BOYUT YAYIN GRUBU
Koza Plaza A26 Tekstilkent 34235 Esenler, İstanbul   Telefon: +90 212 413 33 33 (pbx) | Faks: +90 212 413 33 34

info@boyut.com.tr

YASAL UYARI !

Bu sayfada yer alan bütün yazı, fotoğraf, resim, ilüstrasyon ve benzer diğer içerik özgündür ve Boyut Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. mülkiyetindedir. Kısmen veya tamamen hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet, Intranet, DVD, Video vs) izinsiz kullanılamaz.İktibas edilemez. Tüm içerik, gerçekleşebilecek telif hakkı ihlallerine karşı elektronik sistemlerce sürekli olarak kontrol edilmekte, tespit edilen ihlaller herhangi bir uyarıya gerek duyulmaksızın yasal işleme tabi tutulmaktadır.


7904 - unknown - 38.107.179.240