27 Mayıs 2012 Pazar
Bu sitede şu an itibariyle 53.222 metin bulunmaktadır.

'Her Şey' Hakkında Her Şey


<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>

Modernizm’in Son Savaşçısı

C. Abdi Güzer*

 

Marko Zardini’ye göre, Tadao Ando son birkaç Modern mimarlardan biri! Gerçekten de Ando’nun son dönemine değin, 70’ler sonrasında mimarlığın gündemini zorlayan deneysel karmaşalardan uzak durduğunu, büyük bir tutarlılık ve ısrar içinde Le Corbusier ve Louis Kahn’ın geleneğine bağlanabilecek, ama gene de baskın biçimde “kendine özgü” bir mimarlık dilini koruduğunu açıkça gözlüyoruz.

 

Akımlar, stiller bazına indirgenen tartışmaların, mimarlığın, özellikle ustaların yapıtlarının akımlar ötesi özgün yanlarını dışladığının altını hep çizmeye çalışıyorum. Tadao Ando bu iddiayı gerçek kılan en belirgin örnek, belki de Ando’nun mimarlığında bir yandan Modernizm’in getirdiği birçok prensibi tüm açıklığı ile gözlerken, öte yandan Modernizm’in katı diline rağmen, belirginleşen bir “kişisel” çizgiyi, Modernizm’in kuralları içinde, Modernizm’in dışına aşan bir özgünlüğü fark etmemek olanaksız. İşin ilginç yanı, Ando’nun bu özgünlüğe Le Corbusier, Kahn gibi ustalarda işlendiği şekliyle Modernizm’in sınırlarını zorlayarak değil, bütünüyle Modernizm’in 70 sonrasında tekdüze, kişiliksiz, hatta anlam gücü barındırmayacak kadar basit bulunan dilini kullanarak ulaşmış olması. Belki de bu yapısıyla Ando’nun mimarlığı, Modernizm’in tükendiği, bir yanılgılar mimarlığı olduğu yolundaki eleştirel çerçevenin barındırdığı en önemli karşı sav. Nitekim, Ando gibi ısrarlı Modernistler’in bu ayrıcalıklı yapısının oluşturduğu çelişki Modernizm sonrasında aceleci davranan mimarlık eleştirmenlerini yeni sayfalar açmaya, yeni sınıflamalar oluşturmaya zorladı.

 

Ando, Modern sonrası mimarlık tartışmalarının yoğunlaştığı AD Dergisinin “mimarlıkta yeni bir ruh”  başlığı ile sunduğu ve özünde eleştirmenlerin eline avucuna sığmayan, bir türlü sığ sınıflamalar içinde geçiştirilemeyen güncel isimler arasında yerini alıyordu.

 

Yeniden altı çizilmesi gereken gerçek ise, aynı sayıda yer alan diğer mimarlardan farklı olarak Ando’nun mimarlığının “yeni ruhu”nun kaynağı ya da ruhunun yeniliği / farklılığı hiçbir dışavurumculuk barındırmıyor; aksine, yaşlı Modernizm’in dilini en açık şekliyle bir kez daha yinelemeye dayanıyordu.

 

Belki de Ando’nun bu özgünlüğü, aynı sayıda Andreas Papadakis’in de gönderme yaptığı gibi, Christian Norberg-Schulz’un “zamanlar-üstü olma” (timelessness) kavramı ile açıklanabilir. Ando’nun yalın geometrik biçimleri “minimalist” bir tutum içinde tekrar ederek ulaştığı ustalık Modern dilin içinde kalınarak zamanlar-üstü olunabileceğinin kanıtıdır. Bir başka deyişle, Ando’nun mimarlığı mimarlıkta “iyi” ve “kalıcı”nın akımlar-üstü olduğunun göstergesidir.

 

Ando kendi mimarlığını anlatırken Batı mimarlığında hakim olan baskın  geometrik düzenle geleneksel Japon mimarlığındaki düzensiz geometrili, akışkan mekan yapısı arasındaki farkın altını çizerek kendi mimarlığının bu iki karşıt mekan anlayışını bütünleştirmeye yönelik yanını vurgulamaktadır . Ona göre, mimarlığını oluşturan üç temel eleman; malzeme, yalın geometri ve doğadır. O ayrıca vurgulamasa bile, bu üçüne eklenmesi gereken bir dördüncü öğe de ışıktır. Gerçekten de, Ando’nun Modernizmi’nin farklılığı bu dört öğeyi ele alış biçiminde aranmalıdır.

 

19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren Batı’ya açılmaya başlayan Japonya’da betonun ana inşa malzemesi olarak kullanımı neredeyse Batı’daki kadar eskidir. Modern gelenek içinde baskınlık kazanan brütalist yapı dili Ando tarafından yalnızca kabul görmekle kalmamış, beton kullanımı hiçbir benzerinde görülmedik bir inceliğe ve ayrıntıya ulaşmıştır. Ando’nun kullanımında beton, neredeyse ahşabın geleneksel kullanımındaki rafineliğe ulaşmaktadır. Bu haliyle beton soğuk bir malzeme olmaktan çıkıp sıcak bir bitirme malzemesine dönüşmektedir.

 

Ando’nun temel geometrik biçimlerin tekrarına dayanan mekansal kurgusu özgün kişisel dilinin bir başka özelliğidir. Bu ısrarlı soyutlaştırma kimi zaman insan faktörünün dışlandığı, işlevselliğin yaşam biçimlerinin önemsenmediği yolunda eleştiriler almışsa da, kendinin de altını çizdiği gibi, bu bir soyutlamadan çok, mekanın orijinal formuna yönelik bir arayıştır .

 

Gerek betonun özgün ve baskın kullanımı, gerekse de temel geometrik biçimlere yönelik ısrarlı tutumun ötesinde Ando’yu diğer “Modernistler’den ayırt eden ve mimarlığını “zamansız” kılan asıl özelliği, mimarlıkla doğa arasında kurduğu mekansal kurgu ve iletişimdir. Ando’nun yapıları için üzerinde yer aldıkları topografya yalnızca bir zemin değil, doğrudan tasarımın bir girdisidir. Yapının kimliği, yapının kendisinden çok, yapı ile çevre arasında kurulan iletişimde saklıdır. Wright’ın “organik” mimarlığı Ando’da, soyut ve katı geometrik biçimlere rağmen, bir kez daha hayat bulur. Bir anlamda Ando’nun mimarlığını “Corbusierleştirilmiş” bir Wright mimarlığı ya da “Wrightlaştırılmış” bir Le Corbusier mimarlığı olarak nitelemek yanlış olmaz. Ando’nun doğa ile iletişimi Wright’tan farklı olarak temel biçimlerin parçalanması üzerine kurulmamıştır; ama Le Corbusier’nin katılığı içinde doğaya hükmetme çabası da taşımaz. Böyle bakıldığında Ando’nun mimarlığını “karşıtların iletişimi” olarak tanımlamak olasıdır. İnsan yapısı biçimler geometrik soyutluklarını inkar etmeden doğa ile biraradadırlar.

 

Rokko Konutları Ando’nun bu tartışmadaki özgün farklılığını açıkça sergiler. Le Corbusier’nin “Unite d’Habitation”u Rokko’da katı yalnızlığını doğa ve topografya ile dostluğa dönüştürerek Modernizm’in katı Ortodoksitesi’nden kurtulur ve “zamansız”laşır.

 

Gene, Ando’nun “Suyun Üzerindeki Tapınak”ı (Chapel on the Water) Le Corbusier’nin “Ronchamp”ına benzer bir dışavurumculuğa kütlesel plastisitesi ile değil; soyut ve yalın biçimlerin çevre ile kurdukları ilişki çerçevesinde ulaşır.

 

Charles Jencks’e göre, Ando’nun mimarlığı Hiroshi Hara Takefumi, Aida ve Mayumi Mayawaki’nin son dönem mimarlıklarında görüldüğü gibi “savunmacı” bir mimarlıktır; yani, Japon kentlerinin yoğunluğunun getirdiği baskıyı karşılamak üzere kurulmuş içe dönük kutular mimarlığı. Bu tutumun getirdiği korunmuş, özel hayatı yücelten bir ortam belki de ideolojik bazda anti-Modern bir tutum olarak nitelenebilir. Nitekim, Kenneth Frampton da Ando’nun Modern araçlarla anti-Modern amaçları gerçekleştirdiğinin altını çizmektedir .

 

Gene de mimari dil bazında bakıldığında Ando’nun son yapıtlarında Kisho Kurokawa, Hiroshi Hara, hatta Areta İsozaki’de gözlendiği ölçüde bir değişim yaşadığı söylenemez. Onun bu tutuculuğu bir anlamda Mario Botta’nın temel biçimler içinde kalarak kurmaya çalıştığı özgün dili anımsatmaktadır. İçe dönüklük, Botta’da da gözlenen baskın bir özelliktir.

 

Ando’nun mimarlığının belirgin farkı ise, daha önce de altı çizildiği gibi, dışının da doğrudan için bir parçası, tasarımın bir öğesi haline dönüşmesidir.

 

Mimarlığın giderek imaj oyunlarına dayalı bir yüzeyselliğe indirgendiği, anlamsal zenginliğin tüketim toplumu kavramları içinde “moda”nın geçiciliği içinde kaybolduğu günümüzde yaşlı Modernizm’in yerini alan eğilimler bir yandan zenginlik arayan serbestliğe uzanırken, öte yandan yapıların “tektonik” karakterlerini yok etmeye varan ilkesizliği ve ideolojisizliği de beraberinde getirdiler. İşte, Ando’nun mimarlığı bu noktada özellikle bir kez daha incelenmesi, tartışılması gereken bir mimarlık; yalnızca Modernizm’i bir üst mahkemeye çıkarmak adına değil, iyinin akımlar-üstü yanının ortaya çıkarılması açısından da Post Modernleştiremediklerimizden biri o.

<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>


© 1996 - 2012 BOYUT YAYIN GRUBU
Koza Plaza A26 Tekstilkent 34235 Esenler, İstanbul   Telefon: +90 212 413 33 33 (pbx) | Faks: +90 212 413 33 34

info@boyut.com.tr

YASAL UYARI !

Bu sayfada yer alan bütün yazı, fotoğraf, resim, ilüstrasyon ve benzer diğer içerik özgündür ve Boyut Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. mülkiyetindedir. Kısmen veya tamamen hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet, Intranet, DVD, Video vs) izinsiz kullanılamaz.İktibas edilemez. Tüm içerik, gerçekleşebilecek telif hakkı ihlallerine karşı elektronik sistemlerce sürekli olarak kontrol edilmekte, tespit edilen ihlaller herhangi bir uyarıya gerek duyulmaksızın yasal işleme tabi tutulmaktadır.


7931 - unknown - 38.107.179.237