Bilişim Ağı / Khimaira
Paradigması
ŞULAN KOLATAN
Aynı anda hem araçsal, hem de mekansal olmak gibi paradoksal
bir beceriye sahip olan bilgisayarın mimarlık alanına girişi, mevcut tasarım
yöntemlerinin ve mekanın doğası ile sınırları konusunda geçmişten devraldığımız
düşüncelerin yeniden değerlendirilmesini zorunlu hale getiriyor.
Günümüzde ortaya çıkan bir mekansal paradigma olan bilişim
ağı, yeni mekansal kalıpları ve protokolleri biçimlendiren dağıtıcı süreçler
ile toparlayıcı yapılar arasındaki ilişkileri düzenleyen bir sistem olma
özelliği taşıyor. Bilişim ağı mantığının, mekan ve mekan yaratma eylemi
üzerindeki etkisi nedir? Bizim çalışmalarımız, bilişim ağı modelinin özellikle
kategoriler-arası ve ölçekler-arası kavrayışları kolaylaştıran kapasitesi
üzerine yoğunlaşıyor. Böylece başlangıçtaki sistemler/morfolojiler de sadece
birbirleriyle bağlantılı olmakla kalmayıp melez kimlikler oluşturuyorlar. Bu
yeni melezleşmeleri daha önceki mekanik melezleşmelerden ayıran özellik ise,
dönüştürme eylemi. Bu yeni sistemler, başlangıçtaki parçaların mantıksal bir
uzantısı olarak belirlenmez ve bu yolla kavranamazlar. Melez olmakla birlikte,
ekleri yoktur ve öngörülemez ve kesintisiz bir süreklilik gösterirler.
Bu yazıdaki karşılıklı göndermeler haritası (co-citation
map) ile Khimaira, bilişim ağının ve melezleşmenin özel birer modelidir.
KARŞILIKLI GÖNDERMELERE DAYALI HARİTALAMA
Bu, göndermelere dayalı bir elektronik dizinleme ve bilgi
toplama biçimidir.“Dizinin ardındaki temel prensip şudur: Bir metin, kendisinden
önce yazılmış diğer bir metne gönderme yapıyorsa, iki metin arasında kavramsal
bir ilişki var demektir. Böylece bir metnin referansları, onu daha önceden
üretilmiş bir bilgiyle bağlantılandırır. Entelektüel içerikle bir ilişki de bu
bağlantılarda içkindir. Metinler toplamı, gönderme yapılan çalışmalara göre
yeniden düzenlendiğinde, bir göndermeler dizini (citation index) elde edilir”.
Her dizin gibi bu dizin de, anahtar sözcüklerle arama yapan
herhangi bir kütüphane taramasına benzer bir ilke ile çalışır: Bir anahtar
sözcükle ilişkili tüm metinlerin listesini verir. Böylece örneğin, sosyal
bilimler ile fen bilimleri gibi kategoriler arasındaki örtük kavramsal
bağlantıları ortaya çıkarır. İlginç olan nokta, düzenlemenin bundan sonraki
aşamasının bir harita -birbiriyle ilişkilenen bilgilerin coğrafi bir
betimlemesi- olarak yapılandırılmasıdır. Bu haritada, birbirlerine gönderme
yapan metinler kümelerde toplanır her küme, birbirine gönderme yapan
yayınlardan oluşan bir bilişim ağını temsil eder.“Kümeleme sayesinde, farklı
ölçülerde ve farklı toplama koşullarıyla birbirlerine bağlanmış nesnelerden
oluşan bir matris elde edilir”. Bu haritalar için kullanılan grafik araç ise
benzeşme haritasıdır (smilarity mapping).
Bunların mutlak bir aksları yoktur. Bunun yerine, onların
mekansal organizasyonları, gönderme yapılmalarının sıklığına göre belirlenen,
dolayısıyla zaman içinde değişime tabi olarak sürekli gelişen hiyerarşilerden
oluşur.
KHİMAİRA
Khimaira, aslan, keçi ve yılan karışımı mitolojik bir
canavara -”yüce melez”e- verilen isimdir.Mozaikizm olarak da anılan Khimaira,
bireyi oluşturan genetik parçaların birbirinden tamamen farklı yapıda olduğu,
kendiliğinden ortaya çıkmış veya yapay olarak oluşturulmuş patolojik bir
durumdur. Robert Rosen, “İşbirliği ve Khimaira” konulu makalesinde şöyle diyor.
“...Khimaira oluşumunda, başlangıçta birbirinden bağımsız olan bireylerin
içinden yeni bir birey veya yeni bir kimlik doğar. B, tek bir bireyin çok
sayıda farklı birey ürettiği, veya bir bireydeki bir parçanın diğer parçalardan
farklılaştığı türev sürecinin tersi sayılabilecek bir süreçtir”.
Yukarıdaki ifadedeki “birey” sözcüğünün yerine “sistem”
kavramını yerleştirecek olursak, Khimaira kavramının biyoloji dünyasının dışına
da taşınabileceği anlaşılacaktır. Nitekim Rosen de ekosistemleri ve mekanik
etkileşimleri birer Khimaira olarak kabul ediyor.
Khimaira ile kolaj, montaj veya protezleme gibi diğer melez
sistemler arasında önemli farklar vardır.Onlar da farklı parçaların bir arada
çalıştığı sistemlerdir, ancak bu parçalar asla bireysel kimliklerini
kaybetmezler. Aslında, bitiştirme veya ekleme stratejilerine dayanan
sistemlerde her parçanın bireyselliği, yani onu diğerlerinden ayıran kategorik
fark, çok daha belirgindir. Her parça, diğer bağımsız olgularla ilişkili
bağımsız bir olgu olduğu için, bütünü parçalarına ayırabilirsiniz. Geriye
döndürülemeyecek, parçalarına indirgenemeyecek bir melezleşmeyi -hem kavram,
hem de ürün olarak- kolaj ve montaj tekniklerinin ilintili olduğu mekanik
paradigma içinde düşünmek bile olanaksızdır.
Bir Khimaira içerisinde, bütünü oluşturan parçalar
arasındaki ilişki, karşılıklı bir bağlantı veya bir bitişiklik değildir. En
azından sadece bu değildir. Parçaların sınırlarını veya parçalar arasındaki
eşiklerin kesin çizgilerini, açıkça tanımlamak olanaksızdır. Sınır yok olur.
Lokal ölçekte, başlangıçta diğerlerinden farklı olan parça, anlaşılmaz bir
biçimde diğerlerine kenetlenir.
Khimaira kavramının belki de en ilginç özelliği, sistematik
düzeyde karşımıza çıkıyor. Bu onun, çok sayıdaki melez kurgudan tamamen farklı
sistemler üretebilme becerisidir. Başlangıçtaki parçaların mantıksal bir
uzantısını yapmakla, bu yeni sistemleri ne belirlemek, ne de kavramak olasıdır.
Son olarak, ve sözettiğimiz iki özelliğin sonucunda,
Khimaira’nın üçüncü özelliği de, kendisini meydana getiren parçalara
indirgenememesidir.
Khimaira ile ilgilenmemizin iki temel nedeni var: Birincisi,
oldukça karmaşık bir melezliğe sahip farklı sistemlerin her nasılsa tek bir
kimlik olarak çalışabildiklerini tanımlamakta yardımcı olabilecek bir kavram
olarak görünmesi. Diğer neden ise, Khimaira’yı oluşturan ve ona işlerlik
kazandıran yöntemlerin, dönüştürerek toparlayıcı yapım/üretim modelinin
ipuçlarını verebileceği varsayımına dayanıyor. Başka bir deyişle, parçalarının
toplamından daha fazlasına dönüşen, ve dolayısıyla parçalanma indirgenemeyecek
bir toplama modeli. Bu bağlamda Khimaira, hem analitik hem de yöntemsel bir
araç olabilme potansiyeli taşıyor.
Bu iki model bir araya geldiğinde, dağıtıcı/toplamacı
işlemleri dönüştürücü işlemlere bağlama olanağı doğuyor karşılıklı gönderme
analojisi ile, araziler/yapılar/programlar arasındaki benzerlikler ortaya
konurken, bu benzerlikler Khimaira analojisi ile yeni
araziler/yapılar/programlar yaratmak üzere kullanılabilir.
Bir metodoloji inşa etmeye yönelik bu çaba harekete geçme
itkisini, halihazırda mevcut olduğunu gördüğümüz kimi kentsel yoksunluk
koşullarından olduğu gibi, bilgisayarın özgül mantığından da alıyor.
Mevcut yapı tipleri ve onlara karşılık gelen program verileri,
ulaşım/iletişimin bileşik etkisiyle birbirinden kopardıkça, bu süreçte oluşan
salkımlar, öngörülemez bir biçimde -fırsatlarla ya da pragmatizmle gönderilen-
yeni kompozit bütünler içinde bir araya geliyor veya bağlantısız özgür
elemanlar olarak kalıyorlar. İşte bu dönüştürücü işlemler sayesinde farklı
parçaların bir araya gelişiyle de tümelleştirici bir bütün oluşturmaksızın, bir
süreklilik niteliği ediniyor.
Burada işlerliği olan mekansal protokoller nelerdir? Bu
tekilleştirme/toparlama mantığı, alternatif kent kuramlarının ipuçlarını mı
veriyor? İnşa edilmiş strüktürleri, özgül işlevlere hizmet eden birbirinden
farklı birimler olarak kabul eden geleneksel düşünce, bu durumda nasıl
savunulabilecek; hatta savnulabilecek mi? Daha genel anlamıyla, bu durumda
tehlikede olan, farklı elemanları/birimleri/tipleri açıkça tanımlamaya dayanan
mimari ve kentsel kategori kavramıdır. Mevcut kategoriler, işlevlerini yitirme
tehlikesi ile karşı karşıyayken; bilişim ağı/Khimaira paradigması, kavranması
yakın zamana kadar olanaksız olan ve hala bir isim veremediğiniz yepyeni yapı
türlerinin önünü açabilme potansiyeli taşıyor.