Üst
solunum yolu hastalıklarının mevsimsel özellikleri
Soğuk algınlığı ve grip hastalıkları, ülkemizin de içinde
yer aldığı kuzey yarıkürede en çok sonbahar ve kış mevsimlerinde görülür;
ilkbaharın gelmesiyle birlikte gittikçe azalır. Rinovirüslerce oluşturulan ve
yaz nezlesi adı verilen üst solunum yolları enfeksiyonları yaz aylarında çok az
saptanır.

Soğuk mevsimlerde havadaki rölatif (nisbi) nem oranı
düşer.
Bu durumda, yani soğuk ve rutubetin düşük olduğu ısılarda
virüsler daha dayanıklı olduklarından, daha uzun süre
canlı kalırlar.
Sonbahar ile birlikte eylül ayından itibaren, üst solunum
yollarının viral enfeksiyonlarının başlaması rastlantısal değildir. Zira yaz
bittikten sonra sonbahar aylarında insanlar toplu halde yaşamaya başlar ve
özellikle de kapalı ortamlarda birlikte olurlar. Böylelikle soğuk algınlığı
virüslerinin insandan insana geçişi çok kolaylaşır. Bu duruma en iyi örnek
okulların açılmasıdır. Okulların açılmasıyla birlikte, anaokulundan üniversite
öğrencilerine kadar her yaştan milyonlarca çocuk ve genç sınıflarda aynı havayı
solumaya başlar. Yine aynı şekilde, sinema ve tiyatro gibi kapalı mekanların,
toplu taşıma araçlarının kullanımının artması, her gün çok sayıda insanın bir
arada vakit geçirmesine ve bu arada enfekte olmalarına neden olur.
Aile içi bulaşlarda genellikle ilk hastalanan kişi, okula
giden çocuktur. Ardından, hasta çocuk ile yakın temas halinde olan annenin, en
sonunda da diğer aile bireylerinin hastalandıkları görülmektedir.
Soğuk algınlığının görülme sıklığında soğuk havanın, dolaylı
yoldan çok az bir etkisi vardır. Bilindiği gibi, soğuk mevsimlerde havadaki
rölatif (nisbî) nem oranı düşer. Bu durumda, yani soğuk ve rutubetin düşük
olduğu ısılarda virüsler daha dayanıklı olduklarından, daha uzun süre canlı kalırlar.
Soğuk ve kuru havanın diğer bir olumsuz etkisi burun ve boğazı kaplayan
dokuları kurutmasıdır.